Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2011/4079 E. 2011/2800 K. 23.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4079
KARAR NO : 2011/2800
KARAR TARİHİ : 23.05.2011

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TENKİS

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu: GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacılar, 16.12.2000 tarihinde ölen miras bırakanları babaları…’ün sağlığında 11.07.2000 tarihinde noterde düzenlettirdiği vasiyetname ile …, … Kasabası, 15 sayılı parselde bulunan taşınmazını oğlu …’den olma torunu …’e, 5 sayılı parselde bulunan taşınmazının ise 1/2 payını oğlu …’a, 1/2 payını da diğer oğlu …’e vasiyet ettiğini, murisin bu tasarrufları nedeniyle saklı paylarının ihlal edildiğini, vasiyetnamenin kendilerinden mal kaçırmak amacıyla düzenlendiğini belirterek saklı paylarını aşan vasiyetnamenin tenkisine karar verilmesini talep etmişlerdir. Davalılar; vasiyetname ile davacıların saklı paylarına tecavüz edilmediğinden davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davacı … tarafından açılan davanın takip edilmediğinden HUMK’nun 409. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına; davalılar … ile … aleyhinde açılan davaların reddine; davalı … aleyhinde açılan davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mirasçılık ve mirasın geçişi miras bırakanın ölümü tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirlenir.(4722 s. Yürürlük K.m.17)
Tenkis davası, miras bırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlar arası karşılıksız kazandırmaların yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu (inşai) davalardandır.
Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul; miras bırakanın ölüme bağlı veya sağlar arası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik) dışı terekenin tümü ile bilinmesiyle mümkündür. Tereke miras bırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu malvarlığı ile, (iadeye) denkleştirmeye (MK.md.603) ve tenkise tabi (MK.md.461, 507) olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Miras bırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin bir aylık geçim giderleri, terekenin yazımı, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften belirtilen borçların indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tespit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tespiti gerekir. (MK.md454) Miras bırakanın Medeni Kanun’un 453. maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmış ise tasarrufun niteliğine göre icap ederse kazandırma işleminde, saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığı objektif (nesnel) ve sübjektif (öznel) unsurlar dikkate alınarak belirlenmelidir. Zira tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zedeleme kastının varlığından söz edilemez.
Mutlak olarak tenkise tabi tasarruflarda (ölüme bağlı tasarruflar veya Medeni Kanun’un 507.maddesinin 1, 2 ve 3 fıkrasında gösterilenler) veya saklı payı ihlal kastının varlığı kesin olarak anlaşılan diğerlerinde özellikle muayyen mal hakkında tenkis uygulanırken Medeni Kanun’un 512. maddesindeki sıralamaya dikkat etmek, davalı saklı paylı mirasçılardan ise aynı Kanun’un 503. maddesinde yer alan saklı paydan fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesini gözetmek, dava konusu olup olmadığına bakılmayarak önce ölüme bağlı tasarruflarla davacının saklı payını tamamlamak, sonra sağlar arası tasarrufları, (en sonda da kamu yararına yapılan kazandırmaları) dikkate almak gerekir. Bu işlem sırasında dava edilmeyen kişi veya tasarrufların tenkisi gerekeceği sonucu çıkarsa davacının onlardaki hakkını dava etmemesinin davalıyı etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan teberru tenkise tabi olursa 505. maddede yer alan, alınanla orantılı sorumluluk kuralı gözetilmelidir.
Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği takdirde tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (sabit tenkis oranı) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olmayacağı (MK.md.506) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm halinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir.
Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde sözü geçen 506. maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. O zaman davalıdan tercihi sorulmak, sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın, mirasın açıldığı gündeki değerleri, o günden karar gününe kadar geçen süre içindeki toptan eşya fiyat endeksleri ile, bu süre içinde oluşan nitelik ve imar değişikliği gibi fiyata etkili özel unsurlar ve hakkaniyet kuralları dikkate alınıp, değer hakim tarafından belirlenmeli ve davalıya fazla verilen bölümün değerinin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak naktin ödetilmesine karar verilmelidir.
Miras bırakan, 11.07.2000 tarihinde yapılan vasiyetname ile sahibi olduğu 15 sayılı parseldeki hissesinin tamamını oğlu …’ den olma torunu davalı …’e, 5 sayılı parselde bulunan taşınmazın ise 1/2 payını oğlu davalı … …’e, 1/2 payını ise diğer oğlu davalı …’e bırakmış, muris 16.12.2000 tarihinde de vefat etmiştir. Davalılar … ile …’in saklı paylı mirasçı oldukları, hükme dayanak yapılan raporlara göre de muris tarafından yapılan kazandırmalar sonucunda saklı paylarından fazla pay aldıkları mahkemenin de kabulündedir. O halde davalıların saklı paylı mirasçı olmaları nedeniyle, saklı payları düşüldükten sonra lehlerine yapılan gerçek kazandırma tutarlarının belirlenmesi gerekmektedir. Yani davalı … lehine yapılan temlikin tamamı tenkise tabi iken, saklı paylı mirasçılar yönünden saklı paylarının haricinde kalan temlike konu miktar tenkise tabi olacak, bu şekilde hesaplanan gerçek kazandırma tutarı sabit tenkis oranının hesaplanmasında dikkate alınacaktır. Yukarıda belirlenen ilkeler dikkate alınmaksızın yapılan tenkis hesabı ve bu hesap sonucu bulunan sabit tenkis oranı esas alınarak düzenlenen hatalı bilirkişi raporlarına dayanılarak yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsiz, davalının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, kazanılmış hakların saklı tutulmasına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 23.05.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.