Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2011/4615 E. 2012/2092 K. 06.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4615
KARAR NO : 2012/2092
KARAR TARİHİ : 06.03.2012

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 297 ada 3 ve 300 ada 2 parsel sayılı 1425,85 ve 1257,41 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ölü oldukları belirtilerek 1/2’şer pay ile İsmail Turhan ve … adına tespit edilmiştir. Davacı … mirasçısı olan …, irsen intikal,taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak kendi adına tescil istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine, çekişmeli taşınmazların tespit gibi 1/2’şer pay ile ölü İsmail Turhan ve ölü … adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmazların tarafların kök miras bırakanı …’e ait olduğu ve mirasçıları arasında usulüne uygun şekilde paylaşılmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli olmadığı gibi kısmen de dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Dava konusu taşınmazların öncesinin tarafların miras bırakanı …’e ait olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, taşınmazların mirasçılar arasında paylaşılıp paylaşılmadığı noktasındadır. Mahkemece keşifte dinlenilen yerel bilirkişilerin paylaşma yapılmadığına ilişkin beyanları bulunduğu gerekçesiyle hüküm kurulmuştur. Ne var ki, keşifte dinlenen 1950 ve 1956 doğumlu yerel bilirkişiler, taşınmazların 1952 yılında ölen …’ten kaldığını duyduklarını, kendilerinin taşınmazları davacının babası İsmail’in elinde gördüklerini, İsmail’in de taşınmazları sağlığında kendi çocukları arasında paylaştırması sonucu davacıya kaldığını ve onun zilyet olduğunu, …’in kız çocuklarının babalarının mirasından pay alıp almadıklarını bilmediklerini, onlara pay verilmiş ise hangi yerde, hangi arazilerin verildiğini bilmediklerini beyan etmişlerdir. Paylaşmanın varlığı konusunda bilgi sahibi olmayan kişilerin beyanlarının paylaşmanın yapılmadığı şekilde yorumlanması isabetli bulunmamaktadır. Ne var ki, paylaşmayı kanıtlama yükümlülüğü bu olguya dayanan davacıya aittir. O halde davacıdan miras bırakanın, İsmail dışındaki mirasçılarına miras paylarına karşılık başkaca taşınmaz ya da menkul mal verilip verilmediği, taşınmaz verilmiş ise ada ve parsel numaralarının ne olduğu, kadastro sırasında kimler adına ne sebeple tespit
edildiği sorulup, bu konudaki delilleri toplanmalı, bundan sonra taşınmazların bulunduğu yerleri iyi bilen, miras bırakanın ölüm tarihi de dikkate alınarak olabildiğince yaşlı, taraflarla yakın akrabalığı ve husumeti bulunmayan kişiler arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları ve tespit bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde mahallinde yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte dava konusu taşınmazlar üzerinde … mirasçılarının da zilyetliği olup olmadığı konusunda yerel bilirkişi ve tanıkların ayrıntılı beyanları alınmalı, kadastro sırasında dava konusu taşınmazlarda … mirasçıları ile İsmail mirasçılarının birlikte zilyet olduklarının tespit edilmiş olduğu gözönünde bulundurularak, bu konuda çelişki doğduğu taktirde tespit bilirkişileri de tanık sıfatıyla dinlenerek çelişki giderilmeli; davacı tarafın paylaşmaya ilişkin delilleri de değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu husus göz ardı edildiği gibi, İsmail mirasçısı olan davalılar dava konusu yerin kardeşleri davacıya ait olduğunu belirterek davayı kabul etmiş olduklarına göre terekesi elbirliği halinde mülkiyete konu olan İsmail mirasçıları arasında pay devrinin geçerli olacağı göz önüne alınmak suretiyle kabul beyanlarının paylarını davacıya devir niteliğinde olup olmadığının tartışılmamış olması da isabetsiz olup, davacının temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 06.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.