Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2011/5146 E. 2012/963 K. 08.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5146
KARAR NO : 2012/963
KARAR TARİHİ : 08.02.2012

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
KANUN YOLU : TEMYİZ

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 193 ada 1 parsel sayılı 124,39 metrekare ve 197 ada 12 parsel sayılı 9.923,79 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı …, 193 ada 2 parsel sayılı 9.624,38 metrekare, 197 ada 11 parsel sayılı 9.439,03 metrekare ve 246 ada 8 parsel sayılı 455,69 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar ise irsen intikal, taksim, hibe ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı …, miras yoluyla gelen hakka dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın reddine, çekişmeli taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, çekişmeli taşınmazların öncesinin muris babası … …’ya aitken ölümüyle mirasçılarına intikal ettiğini, mirasçılar arasında taksim yapılmadığını, davalı …’e bir kısım mirasçılar tarafından yapılan satışın ve diğer davalıya yapılan bağışın hukuken geçerli olmadığını iddia etmiştir. Mahkemenin de kabulünde olduğu gibi çekişmeli taşınmazların öncesinin davacının murisi … …’ya it olduğu anlaşılmaktadır. İhtilaf, … …’nun kendisine ait taşınmazları sağlığında çocukları arasında taksim edip etmediğine ilişkindir. Çekişmeli taşınmazların öncesinin davacının murisi … …’ya ait olduğu belirlendiğine göre, çekişmeli taşınmazların sağlığında yaptığı taksim sonucu davacı dışındaki çocuklarına bağışlandığı ya da ölümünden sonra mirasın yöntemine uygun şekilde taksim edildiğini ispat külfeti davalı tarafa ait bulunmaktadır. Ne var ki; bu konuda mahkemece yapılan araştırma hüküm kurmak için eksik, alınan yerel bilirkişi, tanık beyanları soyut içerikli ve ihtilafın aydınlatılması için yetersizdir. Eksik ve yetersiz incelemeye dayanılarak hüküm kurulamaz. O halde, doğru sonuca ulaşabilmek için mahallinde, üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları, tespit bilirkişileri ve fen bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı, dinlenecek bilirkişi ve tanıklardan … …’nun sağlığında kendisine ait taşınmazları çocukları arasında taksim ederek bağışlayıp zilyetliklerini teslim edip etmediği, taksimen davacıya verilen taşınmazlar bulunup bulunmadığı, çekişmeli taşınmazların … …’nun sağlığından beri kimler tarafından hangi süreyle ve nasıl kullanıldığı, kullanıma itiraz eden olup olmadığı, çekişmeli taşınmazlarda davalıların zilyetliklerinin hangi tarihte ve hangi nedene dayalı olarak başladığı ve ne şekilde sürdürüldüğü, murisin sağlığında çocuklarına bağışlama söz konusu olmamışsa, 1995 yılında ölümünden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun geçerli bir taksim yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise kime neresinin düştüğü hususlarında her bir taşınmaz başında ve olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, beyanlar arasında çıkabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılmalıdır. Bundan sonra, davacı vekilinin 16.12.2009 tarihli dilekçesindeki beyanlarının, davalı …’ın ise 15.12.2009 tarihli imzasız beyanının kabul ve feragat mahiyetinde olup olmadıkları tartışılmalı, gerektiğinde ilgililerden bu konuda açıklama istenmeli, gayrimenkulün aynına ilişkin davalarda yerel bilirkişi ve tanıkların çekişmeli taşınmazlar başında dinlenilmelerinin zorunlu olduğu dikkate alınmalı, toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapılmaksızın yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. Davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 08.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.