YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5309
KARAR NO : 2011/3907
KARAR TARİHİ : 28.06.2011
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında genel kadastro ile oluşan tapunun, tapu kaydına dayanarak açılan iptali davası sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında temyize konu 107 ada 36 ve 198 ada 34 parsel sayılı 37223.75 ve 21941.27 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar malikinin bilinememesi nedeniyle davalı Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı … ve müşterekleri vekili, tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, 107 ada 36 ve 198 ada 34 parsel sayılı taşınmazların tapu kaydının iptali ile, davacılar adına mütesaviyen tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacı tarafın dayandığı tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmazları kapsadığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma ve inceleme dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. 3402 sayılı Yasa’nın 20/A maddesi hükmüne göre kayıt ve belgeler harita, plan ve krokiye dayanmakta ve bunların yerlerine uygulanması mümkün bulunmakta ise, kayıt ve belgelerin kapsadığı yeri tayinde harita, plan ve krokideki sınırlara itibar olunur. Davacı tarafın dayanağını oluşturan 27300 metrekare ve 16500 metrekare yüzölçümündeki 13.4.1961 Tarih 4 ve 6 sıra numaralı tapu kayıtları Akşehir Sulh Hukuk Mahkemesinin 18.12.1951 tarih, 1951/1274-1234 sayılı kararı ile hükmen oluştuğu halde mahkemece tapu kayıtlarının dayanağı olan tescil ilamı ve krokileri bu madde hükmüne göre uygulanarak kapsamları belirlenmemiştir. Bu tür eksik ve yetersiz soruşturmaya dayanılarak karar verilemez. Doğru sonuca varılabilmesi için; dayanılan tapu kayıtlarının kadastro sırasında revizyon görüp görmediği Kadastro Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, varsa revizyon gördüğü parsellere ait onaylı tutanak örnekleri, tutanakları kesinleştiyse tapu kayıtları getirtilerek dosya tamamlandıktan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve teknik bilirkişi huzuru ile yeniden keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında davacı tarafın dayandığı tapu kayıtları ve haritaları uygulanıp kapsamları 3402 sayılı Kadastro Yasası’nın 20/A maddesi gereğince haritasına göre belirlenmelidir. Tescil krokilerinin uygulama kabiliyetinin bulunmaması durumunda ise tapu kayıtlarının hudutları okunarak mahalli bilirkişilerce zeminde tek tek gösterilmesi istenilmeli, bilirkişilerin gösteremediği hudutların tesbiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla
denetlenmeli, kayıtların sınırlarında okunan “yol” sınırının kadimden beri yön değiştirmeyen sabit bir sınır olup olmadığı araştırılmalı, bu sınırın gayri sabit hudutlu olduğunun anlaşılması halinde kaydın miktarı ile geçerli olduğu düşünülmeli, teknik bilirkişiye uygulanan tapu kaydının kapsadığı alanı gösterir ve keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Mahkemece bu yönler gözardı edilerek eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de, hükümde adlarına tescile karar verilen kişilerin açık kimlikleri ile pay oranları gösterilmeyerek infazda kuşku yaratılmış olması da isabetsiz olduğundan yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 28.06.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.