Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2011/5361 E. 2012/4404 K. 22.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5361
KARAR NO : 2012/4404
KARAR TARİHİ : 22.05.2012

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında temyize konu 206 ada 31 parsel sayılı 8221,24 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı, becayiş, taksim ve satın alma nedeniyle … ve … adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde tapu kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine ve çekişmeli 206 ada 31 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece; çekişmeli taşınmazın, davacının babası … ile davalıların babası … arasında 1958 yılında yapılan trampa sonucu davalı tarafa verildiği ve zilyetliğin devredildiği gerekçesiyle hüküm kurulmuş ise de; taşınmazın tespitine esas alınan 22.2.1955 tarih 16, 15.8.1955 tarih 9, 11.6.1955 tarih 6 ve 3.2.1962 tarih 5 sıra numaralı tapu kayıtlarının tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte getirtilip uygulanmaması; davacının, dava dilekçesinde sözünü ettiği tapu kaydına dayanıp dayanmadığının yöntemince sorulmaması, dayanıyorsa bu tapu kaydının getirtilip uygulanmaması; taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin nedeni ve süresi üzerinde durulmamış olması nedeniyle, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Sağlıklı sonuca varılabilmesi için öncelikle tespitte uygulanan tapu kayıtları ile davacının tapu kaydına dayanması durumunda dayanılan tapu kaydı tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yerel bilirkişi, taraf tanıkları ve uzman bilirkişiler huzuruyla keşif yapılmalıdır. Taşınmazın başında yapılacak keşif sırasında tarafların dayandıkları tüm tapu kayıtları ihdasından itibaren tüm tedavülleriyle birlikte okunup hudutlar mahalli bilirkişilere zeminde tek tek göstertilmeli, bilirkişilerin gösteremediği hudutların tesbiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, teknik bilirkişiye yerel bilirkişi ve tanıkların gösterdiği hudutlar haritasında işaret ettirilmeli, dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan kadastro tespit tutanağının edinme sebebinde yazılı hususların da değerlendirilmesi suretiyle taşınmazın kullanım durumu, taşınmaz üzerindeki zilyetliğin hangi sebeble ne zamandır sürdürüldüğü, taraflar arasında trampa olup almadığı maddi olaylara dayalı olarak sorulmalı, trampa olduğu sonucuna varıldığı taktirde davacı tarafa verilen taşınmaz ya da taşınmazların kadastro tutanak suretleri, tutanaklar kesinleşmiş ise kadastro sonucu oluşan tapu kayıtları getirtilmeli, trampanın tapulu taşınmazlar arasında olacağı gözetilerek 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 13/B-b maddesinde belirtilen şartların taşınmazın zilyedi lehine uygulanıp uygulanamayacağı tartışılmalı, taşınmazın dayanılan tapu kaytılarının kapsamında kalmadığı sonucuna varıldığı takdirde uyuşmazlığın zilyetlik hükümlerine göre çözülmesi gerektiği düşünülmeli ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılmadan, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi; kabule göre, kadastro hakiminin infazı kabil, doğru sicil oluşturmakla yükümlü bulunduğu göz ardı edilmek suretiyle, mirasçıların isimleri ve payları gösterilerek tescil kararı verilmesi yerine, ölü kişi adına tescile karar verilmesi de isabetsiz olup, davacı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 22.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.