Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2011/5671 E. 2011/6090 K. 18.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5671
KARAR NO : 2011/6090
KARAR TARİHİ : 18.10.2011

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 149 ada 9 parsel sayılı 491.51 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, Sulh Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacılar Hüseyin Yıldırm ve arkadaşları tarafından davalı … ve … aleyhine Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan eletmanın önlenmesi davası, davaya konu olan parsel hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastoro Mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesinde çekişmeli parsel tutanağı ile dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve 149 ada 9 parsel sayılı taşınmazın davacıların murisi … adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar tapu kaydına ve miras yolu ile gelen hakka dayanarak; geçici olarak kullanmalarına izin verdikleri davalıların taşınmazlarına ağıl yapmak suretiyle müdahalelerinin önlenmesi istemi ile dava açmışlar; davalı taraf ise, taşınmazın kendilerine dedelerinden kaldığını, zilyetliğin 50-60 yılı aştığını, başka taşınmazlarla bu taşınmazın takas edildiğini ileri sürmüş, tapu kaydı da ibraz etmiştir. Bu durumda taraflar arasındaki uyuşmazlık, dayanılan tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazı kapsayıp kapsamadığı; taşınmazın kimin zilyetliğinde olduğu, zilyetliğin ne sıfatla, ne zamandır sürdürüldüğü noktalarında toplanmaktadır. Mahkemece, çekişmeli taşınmazın davacıların dayandığı 28.02.1941 tarih 34 sıra numaralı tapu kaydının kapsamında kaldığı, davalı tarafın dayanağı …1307 tarih 63 sıra numaralı tapu kaydının ise dava dışı 147 ada 17 sayılı parsele ait olduğu gerekçesi ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Sağlıklı sonuca varılabilmesi için; davalıların, …1307 tarih 63 numaralı tapu kaydının dava dışı parsele ait olduğuna ilişkin mahkemenin kabulüne itirazları olmadığına göre, davacıların dayandığı tapu kaydı, eski yazılı olanlar dahil olmak üzere tesisinden başlanarak tüm tedavülleri ile birlikte ve 149 adaya komşu parselin kadastro tutanak örnekleri ve dayanakları kayıtlar da getirtilerek dosya tamamlandıktan sonra taşınmaz başında, taşınmazın bulunduğu yeri iyi bilen, elverdiğince yaşlı, taraflarla yakın akrabalığı ve husumeti bulunmayan kişiler arasından seçilecek 3 kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları hazır olduğu halde yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte, tapu kaydının
sınırları tek tek okunarak, zeminde tek tek göstertilmeli, bilirkişilerce gösterilmeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uygulamada kaydın revizyon gördüğü parseller dikkate alınmalı; ancak, tapu kaydının bir parsele revizyon görmesinin mutlak surette o taşınmazlara ait olduğu anlamına gelmeyeceği de göz önünde bulundurulmalı; kaydın kapsamı sabit sınırlar esas alınarak kesin olarak belirlenmeli, teknik bilirkişiye keşfi ve uygulamayı gösterecek ayrıntılı kroki düzenlettirilmelidir. Davacı dayanağı tapu kaydının taşınmazın kapsadığı sonucuna verilmesi halinde ayrıca yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmaz üzerinde kim ya da kimlerin ne zamandır, hangi sebebe dayanarak, ne sıfatla zilyet olduğu konusunda maddi olaylara dayalı, ayrıntılı bilgi alınmalı; davalı tarafın dayandığı tapu kaydının 147 ada 17 sayılı parsele ait olduğu kabul edildiği ve bu parsel ile aynı ada 18 sayılı parsel, “…” soyisimli kişiler adına irsen intikal, paylaşma ve zilyetliğe dayalı olarak tespit edilmiş olduğuna göre bu şahıslarla davacıların akrabalık ilişkileri bulunup bulunmadığı belirlenmek suretiyle, bu durumun takas iddiasını destekler nitelikte olup olmayacağı veya davacı dayanağı tapu kayıt malikinin 1944 yılında ölmüş olması nedeniyle somut olayda davalı taraf 3402 sayılı kadastro kanunu’nun 13/B-C maddesinde öngörülen edinme koşullarının gerçekleşmiş olup olmadığı tartışılmalı; taşınmazın tapu kaydının kapsamı dışında kalması halinde uyuşmazlığın zilyetlik hükümlerine göre çözülmesi gerektiği göz önüne alınmalı; tanıklar ve yerel bilirkişilerin beyanları arasındaki çelişkiler, gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli, tespite aykırı sonuca ulaşılması halinde tespit bilirkikşileri de yeniden taşınmaz başında dinlenilerek aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, taşınmaza ait tutanağın malik hanesinin açık olması nedeniyle, 3402 sayılı Yasa’nın 30. maddesi de göz önünde bulundurularak toplanan ve toplanacak olan tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar gözardı edilerek eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetsiz olup, davalıların temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 18.10.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.