Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2011/6091 E. 2011/8075 K. 28.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6091
KARAR NO : 2011/8075
KARAR TARİHİ : 28.11.2011

MAHKEMESİ :AĞIR CEZA MAHKEMESİ

Ödeme şartını ihlâl suçundan sanık …’ün, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 340. maddesi uyarınca iki kez üç aya kadar tazyik hapsi cezası ile cezalandırılmasına dair Alanya İcra Mahkemesinin 17/02/2011 tarihli ve 2010/4578 esas, 2011/517 sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin … Ağır Ceza Mahkemesinin 24/03/2011 tarihli ve 2011/307 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya aleyhine, Adalet Bakanlığından verilen 15.06.2011 gün ve 2011/7876/34272 sayılı kanun yararına bozma talebini içeren Yargıtay C.Başsavcılığının 28/06/2011 gün ve K.Y.B.2011/233677 sayılı tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle dosya incelendi.
Tebliğnamede,
1-Sanığa icra emrinin 29/09/2010 tarihinde tebliğ edilmesi karşısında, sanığın icra tebliğ edilmeden 22/09/2010 tarihli ihtiyati haciz tutanağında yaptığı ödeme taahhüdünün hukuken geçersiz olduğu gözetilmeden, beraati yerine yazılı biçimde mahkumiyet kararı verilmesinde,
2-Aynı takip dosyasındaki borç için hem kendi adına, hem de şirketi temsilen ödeme taahhüdünde bulunan sanığın eylemlerinin tek suç oluşturduğunun kabulü ile uygulamanın buna göre yapılması gerekirken, 2004 sayılı Kanun’un 340. maddesine aykırılıktan iki kez cezalandırılmasına karar verilmesi isabetsiz olduğundan anılan hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. Maddesi uyarınca bozulması gereğine işaret edilmiştir.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
22/09/2010 tarihinde yapılan ihtiyati haciz aşamasında, sanığın sürelerden feragat ederek takibin kesinleşmesine muvafakat ettiği ve borcu faiz, masraf ve vekalet ücreti ile birlikte ödeme taahhüdünde bulunmuş ise de, taahhütte bulunduğu “ihtiyati haciz tutanağı” başlıklı tutanak incelendiğinde, ihtiyati haczin 22.09.2010 tarihinde ve saat 12:30’da yapıldığı, ihtiyati haciz tutanağı ve bu tutanak içerisindeki ödeme taahhüdü düzenlendikten sonra icra dairesine gidilerek borçlunun, “…alacaklının yatırmış olduğu teminatın iadesine muvafakat ediyorum, takibin hakkımda kesinleşmesine muvafakatim vardır, lehime sürelerden feragat ediyorum beyanı ve imzası alındı 22.09.2010 s: 15:30…” şeklindeki beyanı ile ihtiyati haciz tutanağı birlikte incelendiğinde, ihtiyati haciz tutanağının ve bu tutanakta yer alan taahhüdün (22.09.2010, saat 12:30), icra dairesindeki teminatın iadesine ve takibin kesinleştirilmesine yönelik beyandan (22.09.2010 tarih, saat:15:30) önce olduğunun, eş anlatımla takip kesinleşmeden ve henüz borçlu sıfatını taşımadan önce taahhütte bulunduğunun kabulü zorunludur. Hal böyle olunca yapılan taahhüt geçersiz olup, sanığın beraati yerine yazılı şekilde cezalandırılmasına karar verilmesi isabetsizdir.
Tebliğnamedeki (1) nolu istemin kabulü nedeniyle (2) nolu kanun yararına bozma istemini tartışmakta hukuki yarar görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğname yerinde görülmekle, Alanya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 24/03/2011 tarihli ve 2011/307 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Bozma üzerine 5271 sayılı CMK’nun 309/4-d maddesi gereğince yeniden uygulama yapılması gerektiğinden;
Sanık …’ün ödeme şartını ihlal eyleminden dolayı tazyik hapsi cezası ile cezalandırılmasına yer olmadığına, hakkındaki mahkumiyet hükmünün çektirilmemesine, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 28.11.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.