YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6876
KARAR NO : 2012/1161
KARAR TARİHİ : 13.02.2012
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TENKİS
KANUN YOLU : TEMYİZ
Taraflar arasında görülmekte olan tenkis davası sonucunda verilen hükmün Yargıtayca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
Yargıtay bozma ilamında özetle; “Türk Medeni Kanunu’nun 466.maddesine göre vasiyetnamelerin yasa gereği tenkise tabi olması karşısında davalıların sair temyiz itirazlarının yerinde olmadığı ancak, muris adına kayıtlı 959 parselin tenkis hesabında nazara alınmaması, davalılar arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunmadığından her bir davalı açısından tenkis bedelinin hesaplanması, davacı tarafa her bir davalı açısından talep ettiği tenkis bedelini açıklamasının istenmesi, yargılama giderlerinin her bir davalı yönünden ayrı ayrı belirtilmesi, faize tercih tarihinden itibaren hükmolunması” gereğine işaret edilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, davalı …’dan 7966.55 TL, diğer davalılardan 3449.50’şer TL olmak üzere toplam 14865.55 TL’nin tercih tarihi olan 28.6.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davanın saklı payı ihlal eden vasiyetname dolayısıyla davacının ihlal edilen saklı payının tenkisine yönelik olduğu, 01.12.2010 tarihli hukukçu bilirkişi raporunun hükme esas teşkil edebileceği, davacı tarafın eksik harcı iadesi gereken tenkis bedeli tespit edildikten sonra ikmal ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de verilen karar dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Tenkis (indirim) davası murisin saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlar arası kazandırmaların yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, önceye etkili, yenilik doğurucu davalardandır.Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul; murisin ölüme bağlı veya sağlar arası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma dışı terekenin tümü ile bilinmesiyle mümkündür. Tereke miras bırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu mameleki kıymetler ile iadeye ve tenkise tabi olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Murisin borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin 1 ylık iaşe bedeli,terekenin defterinin tutulması, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften belirtilen borçları indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tespit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tespiti gerekir. Saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmış ise tasarrufun niteliğine göre icap ederse kazandırma işleminde saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığını objektif ve subjektif unsurlar dikkate alınarak belirlenmelidir. Zira tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zedeleme kastının varlığından söz edilemez. Mutlak olarak tenkise tabi tasarruflarda veya saklı payın ihlal kastının varlığı kesin olarak anlaşılan diğerlerinde özellikle muayyen mal hakkında tenkis uygulanırken 743 sayılı Türk Kanuni Medeni’sinin 512. maddesindeki sıralamaya dikkat etmek davalı mahfuz hisseli mirasçılardan ise aynı kanunun 503.maddesinde yer alan mahfuz hissesinden fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesini gözetmek, dava konusu olup olmadığına bakılmayarak önce ölüme bağlı tasarruflarla davacının saklı payını tamamlamak, sonra sağlar arası tasarrufları dikkate almak gerekir. Bu işlem sırasında dava edilmeyen kişi ve tasarrufların tenkisi gerekeceği sonucu çıkarsa davacının onlardaki hakkı dava etmemesinin davalıyı etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan teberru tenkise tabi olursa 505. maddede yer alan, alınanla mütenasip sorumluluk kuralı gözetilmelidir. Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği taktirde tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (sabit tenkis oranı ) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olmayacağı araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm halinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir. Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı taktirde sözü geçen 506.maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. Böyle bir durum ortaya çıkmadan davalının tercih hakkı doğmadan davalının tercihinin kullanılması söz konusu olamaz. Daha önce bir tercihten söz edilmişse sonuç doğurmaz. Dava konusu somut olayda davacının yasal miras payı 1/8 olduğu halde 1/6 olarak fazla hesaplanması (murisin ölüm tarihinde eşi sağ olduğundan eşi ve 6 çocuğu mirasçı olarak kaldığından davacının yasal miras payı 1/8 oranındadır), murisin temlike konu terekesi ile temlik dışı terekesi hesaplanırken ölüm tarihindeki değerlerinin dikkate alınmaması yine davalılardan …’ın saklı pay sahibi mirasçılardan olması, diğer davalıların saklı pay sahibi mirasçılardan olmamasına rağmen 503. maddede düzenlenen mahfuz hisseden fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesinin gözetilmemesi bu nedenlerle sabit tenkis oranının yanlış hesaplanması sonucu bulunan değer dikkate alınarak hüküm tesis edilmesi isabetsizdir. O halde mahkemece yukarıda belirtilen ilkeler ve bozma gerekçeleri dikkate alınmak suretiyle hüküm kurulması gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davalıların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 13.02.2012 günü oybirliği ile karar verildi.