YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7014
KARAR NO : 2012/5240
KARAR TARİHİ : 12.06.2012
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında dava ve temyize konu 107 ada 54 parsel sayılı 295,19 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, Sulh Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malik ve nitelik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı … tarafından davalı … aleyhine Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan men’i müdahale ve kal davası davaya konu parsel hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesinde çekişmeli parsel tutanağı ile dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda 107 ada 54 parselin kadastro tutanağının iptali ile fen bilirkişinin 10.06.2011 havale tarihli krokili raporunda (C) harfi ile gösterilen 15,95 m2’lik bölümün aynı ada aynı parsel olarak tarla niteliği ile davalı … adına tapuya tesciline, kalan bölümün ifrazı ile yol olarak tespit harici bırakılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yazılı gerekçelerle yazılı şekilde hüküm oluşturulmuş ise de araştırma uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Dava konusu taşınmaz malik hanesi açık olarak tespit edilmiş, tespitten önce davacının, davalı aleyhine Sulh Hukuk Mahkemesinde açtığı yola yönelik el atmanın önlenmesi ve kal davası kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Dosya kapsamına göre, davanın kal davasını da içerdiği, ancak Sulh Hukuk Mahkemesince karar başlığında el atmanın önlenmesi davası olarak nitelendirilip, kal davası ayrılmadan tümden aktarıldığı, kal davasında Kadastro Mahkemesinin görevli olmadığı düşünülmeksizin işin esasına girilmesi, diğer yönden ise yeterli araştırma yapılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetsizdir. Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle Sulh Hukuk Mahkemesinde düzenlenen 27.10.2008 tarihli fen bilirkişi raporu ile bu davanın altlığını oluşturan 14.09.2004 tarihli Kaymakamlık men kararının krokisi usulüne uygun şekilde uygulanıp aktarılan davanın kapsamı sağlıklı olarak belirlenmeli, yine davalı aleyhine mahkumiyet kararı ile sonuçlanan Asliye Ceza Mahkemesinde düzenlenen 24.06.2006 tarihli fen bilirkişi raporu uygulanmalı, kapsamı belirlenmeli, bu bilirkişi raporunun kapsamında kalan taşınmaz kesimlerinin yol olarak kabulünün zorunlu olduğu düşünülmeli, aktarılan davanın kapsamı dışında kalan taşınmaz kesimi üzerinde müdahale olmadığı ve müdahalenin men’ine karar verilemeyeceği düşünülmeli, önceki günlü mahkeme kararlarının dayanağı olan fen bilirkişi raporlarının kapsamında kalan taşınmaz kesimleri haricinde kalan yerlerle ilgili olarak genel araştırma yapılmalı, taşınmazın eskiden beri yol olarak kullanılıp kullanılmadığı, kişi taşınmazı olduğunun belirlenmesi halinde ise zilyetlik durumu değerlendirilmeli, bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonuca göre hüküm kurulmalıdır. Bu şekilde araştırma ve uygulama yapılmaksızın hüküm kurulması isabetsiz olduğundan davalının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 12.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.