Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2011/7382 E. 2011/6925 K. 02.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7382
KARAR NO : 2011/6925
KARAR TARİHİ : 02.11.2011

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
KANUN YOLU : TEMYİZ

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında tapu kaydı, hibe ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 155 ada 19 parsel sayılı 31229.24 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz davalı …, 155 ada 20 parsel sayılı 45070,26 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise eşit paylarla … ve … adlarına tespit edilmiştir. Davacı Hazine 4753 sayılı yasa ile oluşan tapu kaydına ve taşınmazların 1936 yılından beri Hazinenin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine ve çekişme konusu 155 ada 19 ve 20 sayılı parsellerin tespit gibi davalılar adına tesciline karar verilmiş: hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davalı tarafın doğru temele dayanan eski tarihli tapu kaydının bulunduğu, tapu kaydı bulunmasa dahi Hazinenin 4753 sayılı Yasa ile 1963 yılında oluşan tapu kaydının oluştuğu tarihe dek 20 yılı aşkın zilyetlik nedeniyle 3402 sayılı Yasa’nın 14 ve 46/1. maddesinde öngörülen şartların gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Toprak Tevzi Komisyonu tarafından 1963 yılında 4753 sayılı Yasa uyarınca yapılan çalışmalar sırasında Aralık 1950 tarih 3 sıra numaralı tapu kaydı ile 1936 tarihli vergi kaydı uygulanmak suretiyle, öncesi Hazinenin malı iken kayden şahıslara satıldığı, 1936 yılı vergi kayıtlarının taşınmazları kapsamadığı belirtilip, Hazine’den satın alma nedeniyle oluşan tapu kaydının satın alınan miktar ile geçerli bulunduğu kabul edilerek, mera olarak kullanılan 5, 9, 10 nolu parseller tefrik edildikten sonra tarla ve biçenek durumunda olan 4, 6, 7, 8, 11, 12, 13, 14 ve 15 nolu parsellerden kayıt miktarı kadar ayrılacağı ve ölçümleri neticesi çıkacak fazlalığın Hazineye ait olduğu belirtilerek Hazine adına 1963 tarihli tapu kaydı oluşturulmuştur. Çekişmeli taşınmazların kayıt miktar fazlası olarak oluşturulan Hazine tapusu kapsamında olduğu keşfen saptanmıştır. Kadastro tespiti sırasında ise nizalı parseller ile birlikte bir çok ada ve parsele Aralık 1950 tarih ve 4 sıra numaralı tapu kaydından tedavül eden 2000 tarih ve 7 sıra numaralı tapu kaydı uygulanmıştır. Hem belirtmelikte uygulanan 1950 tarih 3 sıra numaralı tapu kaydı hem de kadastro tespitinde uygulanan 1950 tarih 4 numaralı tapu kayıtları 1930 tarihli tapu kayıtlarından geldiği halde ilk tesis kayıtları getirtilmemiş, tapu kayıtları, oluşum belgeleri, varsa haritası ile birlikte tesisinden itibaren getirtilerek zemine uygulanıp kapsamı haritada gösterilmemiştir. Tapu kayıtlarının uygulanmasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri soyut nitelikte, fen bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki harita keşfi izlemeye yeterli olmadığı gibi kayıt kapsamları da gösterilmemiştir. Taşınmazların doğusundaki yoldan sonra belirtmeliğin 14/9 ve 15 /10 nolu mera olarak belirtilen parselleri kadastro tespiti ile 156 ada 1 sayılı parsel altında mera olarak sınırlandırıldığı halde yöntemince uygun mera araştırması da yapılmamıştır. Böylesine eksik inceleme ile karar verilemez. Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle Toprak Tevzi komisyonunun dağıtım cetvelinde şahıslara bırakılan tapu kaydı miktarı bölümler ile miktar fazlası olarak Hazineye kalan bölümleri gösterir ifraz haritaları, mera parsellerini gösterir belirtmelik haritaları, belirtmelik tutanağında uygulanan Aralık 1950 tarih ve 3 sıra numaralı ve tespit tutanağında uygulanan Aralık 1950 tarih ve 4 sıra numaralı tapu kayıtlarının 1930 yılında tesisine ilişkin kayıtlar, oluşum belgeleri ve varsa haritaları ile birlikte getirtilmeli, Aralık 1950 tarih ve 3 sıra numaralı tapu kaydı ve tedavüllerinin kadastro tespiti sırasında revizyon görüp görmediği araştırılarak revizyon görmüş ise revizyon gördüğü tüm parsellerin kadastro tespit tutanakları, tespitte uygulanan tapu kaydının uygulandığı tüm parselleri birlikte gösterir krokiye göre bu parselleri dıştan çevreleyen özellikle batı hududunda Vezirli Köyü ile Güngör Mahallesinde kalan komşu parsellerin kadastro tespit tutanakları ve dayanağı kayıtlar, taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idari merciiler tarafından 4753 ve 4342 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı araştırılarak varsa mera tahsis kaydı, haritaları ve eki tüm belgeler getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra taşınmazlar başında komşu köylerde ikamet eden, taraflarla husumeti bulunmayan, taşınmazları iyi bilen elverdiğince yaşlı ve tarafsız yerel bilirkişiler, aynı yöntemle gösterilecek taraf tanıkları, tespit bilirkişileri ve belirtmelik tutanağında muhtar ve azalar olarak imzası bulunanlardan sağ olanlar, üç kişilik ziraat bilirkişi kurulu ve fen bilirkişi katılımı ile yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte belirtmelikte ve tespit tutanağında uygulanan tapu kayıtları ile 1936 yılı vergi kaydı ve belirtmelik tutanak ve haritaları, ifraz haritaları, mera tahsis haritaları, varsa tapu kaydı haritaları zemine çakıştırılmak suretiyle ve sabit sınırlardan başlanmak suretiyle yerel bilirkişiler yardımı ve fen bilirkişi eli ile uygulanarak kayıtların kapsamı kesin olarak belirlenmeli, kayıtların kapsamı belirlenirken komşu parsellerin tutanak ve dayanaklarından faydalanılmalı, fen bilirkişisinden tüm kayıtların kapsamını, toprak komisyonunun şahıslar adına tapu kaydı kapsamına terk ettiği yerler ile Hazine adına tapuya bağlanan bölümleri ve kadastro uygulaması ile Toprak Komisyonu uygulamasını birlikte gösterir denetime elverişli krokili rapor alınmalı, böylece dava konusu taşınmazların hangi kayıt ya da kayıtların sınırı içerisinde olduğu kesin olarak saptanmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim tarafından, ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldığı, ekonomik amacına uygun kullanılıp kullanılmadığı, doğu hududunda bulunan mera parseli ile arasında ayırıcı doğal ya da yapay sabit sınırın bulunup bulunmadığı, doğudaki yol ve harkın kadim olup olmadığı ve mera ile arada ayırıcı unsur teşkil edip etmediği, meraya doğru taşınmazların genişletilip genişletilmediği, tapu kaydı malikleri ile akti ve irsi ilişkisi ayrıntılı olarak sorulup saptanmalı, ziraat bilirkişi kurulundan taşınmazların niteliği, toprak yapısı, doğu hududundaki mera parseli ile arada sabit doğal ya da yapay ayırıcı sınırın bulunup bulunmadığı, mera parselinden elde edilip edilmediği, meranın devamı olup olmadığı hakkında bilimsel verilere dayalı ayrıntılı rapor alınmalı, fen bilirkişisinden toprak tevzi haritalarının, mera tahsis haritalarının tapu ve vergi kayıtlarının uygulamasını gösterecek şekilde ayrıntılı ve krokili rapor alınmalı, taşınmazların fotoğrafları çektirilerek teknik bilirkişi raporuna eklenmeli, taşınmazların tapu kayıtlarının kapsamında olup olmadığı ve öncesinin kamu orta malı niteliğinde mera olup olmadığı kesin olarak ortaya konulmalı, dava konusu taşınmazlar ile aynı kaydın uygulandığı ve aynı nedenle davalı bulunan diğer parsellerle ilgili davaların fiili ve hukuki irtibat nedeniyle birleştirilmesi hususu düşünülmeli, taşınmazların öncesinin mera olmadıklarının anlaşılması halinde davalılar lehine 3402 sayılı
Kadastro Kanunu’nun 14 ve 46/1. maddesinde öngörülen şartların gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılarak ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler gözardı edilerek eksik inceleme ile karar verilmesi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 02.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.