YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7938
KARAR NO : 2011/8073
KARAR TARİHİ : 28.11.2011
MAHKEMESİ :AĞIR CEZA MAHKEMESİ
Ödeme şartını ihlâl suçundan sanık …’in, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 340. maddesi gereğince üç ayı aşmamak üzere tazyik hapsi ile cezalandırılmasına dair…İcra Mahkemesinin 31.03.2011 tarihli ve 2011/94-552 sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin …Ağır Ceza Mahkemesinin 08.04.2011 tarihli ve 2011/497 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya aleyhine, Adalet Bakanlığından verilen 26.09.2011 gün ve 2011/11808-48273 sayılı kanun yararına bozma talebini içeren Yargıtay C.Başsavcılığının 19.10.2011 gün ve K.Y.B. 2011/292245 sayılı tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle dosya incelendi.
Tebliğnamede,
1- İcra kefili olan sanığa icra emrinin 03.11.2010 tarihinde tebliğ edilmiş ise de, hakkında düzenlemiş bir icra emrinin bulunmadığı gibi, icra kefili olan sanığın icra emrinin tebliği ile birlikte henüz takip kesinleşmeden aynı gün 2004 sayılı Kanun’un 20. maddesindeki sürelerden vazgeçtiğine ilişkin beyanda da bulunmadan yaptığı ödeme taahhüdünün hukuken geçersiz olduğu,
2- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.11.2006 tarihli ve 2006/16.HD-220-231 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere disiplin ve tazyik hapsinin bir “hapis” cezası olmadığı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 2. maddesinde tanımlanan “disiplin hapsi” kavramı içinde kaldığı ve kısmî bir düzeni korumak amacıyla getirildiği, kişinin kendisinden beklenen yükümlülüğü yerine getirdiği takdirde de serbest kalacağının düzenlendiğine göre sanık hakkında 2004 sayılı Kanun’un 340. maddesi gereğince üç aya kadar tazyik hapsine hükmedilmesi gerektiği,
Cihetle, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesi isabetsiz olduğundan anılan hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca bozulması gereğine işaret edilmiştir. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
“Borçlunun ödeme şartını ihlali halinde ceza” başlıklı 5358 sayılı Yasa’nın 11. maddesi ile değişik İİK’nun 340. maddesinin birinci cümlesi; “111. madde mucibince veya alacaklının muvafakati ile icra dairesinde kararlaştırılan borcu ödeme şartını ihlal eden borçlunun, alacaklının şikayeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir.” hükmünü içermektedir. Madde metninden de anlaşılacağı üzere, ödeme şartını ihlal eyleminden dolayı cezalandırabilmek için öncelikle ihlalde bulunanın borçlu sıfatını taşıması gerekmektedir. Bursa 8.İcra Müdürlüğünün 2010/6097 esas sayılı dosyasında borçlu sıfatı bulunmayan üçüncü kişi …, 03.11.2010 tarihinde icra kefili sıfatı ile ödeme taahhüdünde bulunmuş ise de, üçüncü kişi … hakkında herhangi bir icra takibi başlatılmadığı gibi, düzenlenmiş ve tebliğ edilmiş bir icra emrinin de bulunmadığı, icra kefili olan sanığa, icra emrinin tebliği ile birlikte henüz takip kesinleşmeden ve aynı gün 2004 sayılı Kanun’un 20. maddesinde öngörülen sürelerden vazgeçtiğine ilişkin beyanda da bulunmadan, eş anlatımla borçlu sıfatı bulunmadan yaptığı ödeme taahhüdünün hukuken geçerliliği bulunmadığından, taahhüdü ihlal suçunun unsurlarının oluşmadığının kabulü zorunludur. Hal böyle olunca, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Tebliğnamedeki (1) nolu istemin kabulü nedeniyle (2) nolu kanun yararına bozma istemini tartışmakta hukuki yarar görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle Yargıtay C.Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine atfen düzenlediği tebliğname yerinde görülmekle, Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.04.2011 tarihli ve 2011/497 değişik iş sayılı kararının BOZULMASINA,
Bozma üzerine 5271 sayılı CMK’nun 309/4-d maddesi gereğince yeniden uygulama yapılması gerektiğinden;
Borçlu …’in ödeme şartını ihlal eyleminden dolayı tazyik hapsi cezası ile cezalandırılmasına yer olmadığına, hakkındaki mahkumiyet hükmünün çektirilmemesine, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 28.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.