Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2011/8043 E. 2012/1889 K. 23.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8043
KARAR NO : 2012/1889
KARAR TARİHİ : 23.02.2012

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
KANUN YOLU : TEMYİZ

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 104 ada 11 parsel sayılı 310,61 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı ve bağış nedeni ile davalı …, …, …, … ile ölü oldukları tutanağın beyanlar hanesine şerh verilerek … ve … adlarına eşit paylarla, 101 ada 50 parsel sayılı 141,18 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı … tarafından davalı … ve müşterekleri aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan el atmanın önlenmesi davası 101 ada 50 parsel sayılı taşınmaz hakkında tutanak düzenlenmiş olduğu gerekçesi ile Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesinde çekişmeli parsel tutanağı ile dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sırasında dava konusu edilen taşınmazın 104 ada 11 parsel sayılı taşınmaz olduğu belirlenmiş ve bu parsel tutanağı davalı hale getirilerek yargılamaya bu parsel yönünden devam edilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın feragat nedeni ile reddine, çekişmeli 104 ada 11 parsel sayılı taşınmazın payları da belirtilmek suretiyle tespit malikleri ve mirasçıları adlarına tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davanın feragat nedeni ile reddine ve çekişmeli taşınmazın tespit gibi tespit malikleri ve mirasçıları adlarına tesciline karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Davacı vekili 04.02.2009 tarihli dilekçesi ile vekillikten çekildiğini bildirip, bununla ilgili asile tebligat yapılması için posta pulunu da dilekçesine eklediği halde, sözü edilen dilekçe davacı asile tebliğ edilmemiş, mahkemece de çıkartılan tebligatın tebliğ edilmeden iade edildiği belirtilmiştir. Bu durumda vekilin çekilme dilekçesinden asilin haberdar olduğunun kabulü mümkün olmadığı gibi, çekilme dilekçesi davacıya tebliğ edilmeden yargılamaya devam edilerek hüküm oluşturulması da hukuken mümkün değildir. Hal böyle olunca çekilme dilekçesinin davacıya usulüne uygun şekilde tebliği ile Avukatlık Kanunu gereğince vekillik görevinin sona ermesi için gerekli tebliğden itibaren on beş günlük sürenin beklenmesi gerekirken yargılamaya devam olunması ve ayrıca kabule göre de davacının 22.02.2010 tarihli dilekçesinin kendisine açıklattırılarak davadan feragat kastı bulunup bulunmadığının açıkça belirlenmemiş olması isabetsiz olduğu gibi, malik hanesi doldurulmuş olsa bile 104 ada 11 parsel sayılı taşınmazın aktarılan davanın konusunu oluşturması nedeniyle tutanağın malik hanesinin hukuken açık olduğu ve olayda Kadastro Kanunu’nun 30. maddesine göre gerçek hak sahibinin belirlenmesinin zorunlu olduğu gözardı edilerek taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmesi, ayrıca doğru sicil oluşturulması gerekirken paylar toplamı paydaya eşit olmayacak şekilde infazı kabil olmayan hüküm kurulması da isabetsiz olup, davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 23.02.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.