Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2011/999 E. 2011/1010 K. 04.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/999
KARAR NO : 2011/1010
KARAR TARİHİ : 04.03.2011

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında temyize konu 192 ada 100 parsel sayılı 25873,87 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydına dayanılarak ve… mirasçılarının zilyetliğinde olduğundan söz edilerek davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak çekişmeli taşınmazın…mirasçıları adlarına tescili istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile davacı …’ın murisi olan…mirasçıları adlarına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın tarım arazisi niteliğinde olduğu ve davacı taraf yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Çekişmeli taşınmaz Toprak Tevzi Komisyonu çalışmaları sırasında meradan açıldığı kabul edilerek Hazine adına oluşturulan tapu kaydına dayanılarak davalı Hazine adına tespit edildiği ve aynı ada 269 sayılı mera parseline komşu olduğu halde çekişmeli taşınmaz ile taşınmazı çevreleyen mera parseli arasında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı araştırılmamış, taşınmazın niteliği ile ilgili olarak usulüne uygun mera araştırması yapılmamış, zirai bilirkişinin taşınmazda 8-10 yıldır tarımsal faaliyette bulunulmadığına ilişkin raporu taşınmazın niteliğini belirlemeye yeterli olmadığı halde 3 kişilik, uzman ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulundan ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmamış, çekişmeli taşınmaz üzerindeki zilyetliğin sürdürülüş biçimi ve zilyetliğin süresi yöntemince araştırılmamış, tespite esas 01.02.1966 tarih ve 347 sıra numaralı tapu kaydının uygulandığı ve aynı şekilde davalı bulunan parsellerle ilgili dava dosyalarının birleştirilmesi gerekip gerekmediği üzerinde durulmamıştır. Hal böyle olunca, doğru sonuca ulaşılabilmesi için; mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, tespit bilirkişileri, aynı yönteme göre tespit edilecek taraf tanıkları ve 3 kişilik ziraat mühendisleri kurulu katılımı ile yeniden keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan davaya konu edilen taşınmazın niteliği, intikali, tasarrufu, zilyetliğin sürdürülüş biçimi, süresi, taşınmazın öncesinin mera, yaylak veya kışlak olup olmadığı, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması halinde imar ve ihyaya konu edilip edilmediği, imar ve ihyaya konu edilmiş ise ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında doğabilecek çelişkilerin usulen giderilmesine çalışılmalı; tespite aykırı sonuçlara ulaşılması halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilerek beyanlar arasındaki çelişkiler yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli, keşfe katılacak teknik bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye olanak verir, kadastro paftası ile toprak tevzi komisyonu paftasını ve mera paftasını çakıştırmalı şekilde gösteren ayrıntılı; özellikle çekişmeli taşınmazın bitişiğindeki mera parselinden nasıl ayrıldığını yan görünüş krokisi ile gösterir rapor alınmalı, 3 kişilik uzman ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulundan; çekişmeli taşınmazın niteliğini, eğimini, toprak yapısını, bitki örtüsünü, kullanım durumunu, komşu mera parseli ile çekişmeli taşınmaz arasında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığını belirtir ve önceki ziraatçi bilirkişi raporunu da irdeler şekilde bilimsel verilere dayalı ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, taşınmazın dört taraftan fotoğrafları çektirilmeli, mahkemenin keşfe ilişkin gözlemi ayrıntılı olarak keşif tutanağına geçirilmeli, tespite esas Hazine tapusunun uygulandığı ve aynı şekilde davalı bulunan parsellerle ilgili dava dosyalarının birleştirilmesi gerekip gerekmediği üzerinde durulmalı, toplanan ve toplanacak delillerle çekişmeli taşınmazın öncesinin kamu orta malı mera olup olmadığı belirlenmeli, mera olması halinde meraların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle mülk edinilemeyeceği ve üzerinde sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyeceği dikkate alınmalı, taşınmazın mera olmadığı sonucuna varılması halinde davacı yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. ve 17. maddelerinde yazılı koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği tartışılarak sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar gözardı edilerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 04.03.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.