Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2012/1003 E. 2012/1702 K. 21.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1003
KARAR NO : 2012/1702
KARAR TARİHİ : 21.02.2012

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
KANUN YOLU : TEMYİZ

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 117 ada 121 parsel sayılı 5027.31 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, hibe, tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kaldığı, 1936 yılı umumi tahririnde kayıtlı bulunduğu ve Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine ve çekişme konusu 117 ada 121 sayılı parselin tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kalan yerlerden olmadığı mahkemece toplanıp, değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Ancak Mahkemece çekişmeli taşınmazın tarım arazisi niteliğinde bulunduğu ve davalı yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Mahkemece tespitin dayanağı olan 11.11.1966 tarih ve 15 sıra numaralı tapu kaydı getirtilerek yöntemince mahalline uygulanmamış, aynı tapu kaydının uygulandığı ve aynı nedenle davalı olduğu anlaşılan 117 ada 120 sayılı parsele ilişkin davanın tapu kaydı kapsamının belirlenmesi için birleştirilmesi gerektiği düşünülmemiş, taşınmazın niteliği ile ilgili olarak usulüne uygun mera araştırması yapılmamış, çekişmeli taşınmaz ile aynı kaydın uygulandığı 117 ada 120 sayılı parselden sonra sınırda bulunan 117 ada 52 sayılı mera parselinin kadastro tespit tutanağı getirtilmemiş, mera parseli ile arada ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı araştırılmamış, 3 kişilik uzman ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulundan ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmamıştır. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için öncelikle aynı kaydın uygulandığı 117 ada 120 sayılı parsele ilişkin dava dosyası bu dosya ile birleştirilmeli, çekişmeli taşınmaz ile 117 ada 121 sayılı parselin tespitine esas 11.11.1966 tarih ve 15 sıra numaralı tapu kaydının tesisinden itibaren tüm tedavülleri, dayanağını oluşturan tescil ilam ve krokisi, taşınmazın bulunduğu yerde varsa mera tahsis kararı, ekleri ve haritaları ile çekişmeli taşınmaza komşu parsellerin onaylı tutanak suretleriyle dayanağı olan belgeler getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde; yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen komşu köylerde ikamet edip, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi ve aynı yöntemle belirlenecek taraf tanıkları ve tüm tespit bilirkişileri huzuruyla yeniden keşif yapılmalı, keşif
sırasında tapu kaydı okunup, sınırları mahalli bilirkişilerce zeminde tek tek göstertilmeli, bilirkişilerin gösteremediği hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, tapu kaydının taşınmazı kapsayıp kapsamadığı kesin olarak belirlenmeli, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20/A maddesi gereğince tapu kaydının dayanağı tescil haritası kadastro paftası ile ölçekleri eşitlenerek ve zemine çakıştırmak suretiyle uygulanmalı, tapu kaydının kapsamı haritasına göre belirlenmeli, taşınmazın kısmen ya da tamamen tapu kaydı kapsamı dışında kaldığının anlaşılması halinde, varsa mera tahsis kararı ve haritaları uygulanıp taşınmazın tahsis haritası kapsamında kalıp kalmadığı belirlenmeli, mera tahsis kararı mevcut değil ise, komşu 117 ada 52 sayılı mera parselinin öncesinin geleneksel biçimde kullanılan kadim mera olup olmadığı, çekişmeli taşınmaz ile komşu mera parseli arasında ayırıcı bir unsurun bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mahkemece yapılacak gözlem tutanağa geçirilmeli, taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından, ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, taşınmazın öncesinin mera, yaylak veya kışlak olup olmadığı, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması halinde imar ve ihyaya konu edilip edilmediği, imar ve ihyaya konu edilmiş ise, ihyanın hangi tarihte başlayıp, ne zaman bitirildiği, zaman içinde sınırlarında genişleme olup olmadığı, komşu mera parseli ile arada ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı hususunda yerel bilirkişi ve tanıklardan maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanakları ve dayanakları ile denetlenmeli, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin tutanaktaki beyanlara aykırı düşmesi halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilerek beyanlar arasındaki çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli, 3 kişilik ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmazın tarımsal niteliğini bildirir, komşu parsellerle karşılaştırmalı, komşu parsellerin dava dosyalarındaki bilirkişi raporları da değerlendirilerek, çekişmeli taşınmazın toprak yapısı, eğimi, bitki deseni ve diğer yönlerden komşu mera parselinden nasıl ayrıldığını açıklar nitelikte, çekişmeli taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş ayrıntılı rapor alınmalı, taşınmazın niteliği kesin olarak belirlenmeli; fen bilirkişisine keşif ve uygulamayı denetlemeye elverişli, tapu kaydı ve haritasının uygulanmasını gösterir ayrıntılı ve çekişmeli taşınmaz ile komşu mera parselinin konumlarını yan kesit krokisi ile gösterip açıklayan rapor ve harita düzenlettirilmeli, tapu kaydının dayanağını oluşturan tescil ilamında Hazine taraf ise kesin hüküm teşkil edeceği düşünülmeli, tapu kaydının kapsamı tescil ilamının krokisinin fenni sıhhate haiz ve uygulama yeteneği varsa haritasına göre belirlenmeli, tescil krokisinin fenni sıhhatte haiz değilse, taşınmazın sınırındaki 117 ada 52 sayılı parselin kadim mera olduğunun anlaşılması halinde mera parseli üzerinde sürdürülen zilyetliğin hukukça değer taşımayacağından ve tapu kaydının doğu hududundaki “benge” sınırında kadim mera bulunması nedeniyle tapu kaydının miktarı ile geçerli olacağı düşünülmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar yerine getirilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 21.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.