YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1073
KARAR NO : 2012/2838
KARAR TARİHİ : 27.03.2012
MAHKEMESİ :AĞIR CEZA MAHKEMESİ
Ödeme şartını ihlâl suçundan sanık … hakkında, 2004 sayılı İcra ve iflâs Kanununun 340. maddesi uyarınca verilen 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına ilişkin, Burhaniye İcra Ceza Mahkemesinin 21/12/2010 tarihli ve 2010/168-597 sayılı kararını müteakip, Burhaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca anılan kararın kesinleşip kesinleşmediği hususunda tereddüt hasıl olduğundan bahisle vukubulan talep üzerine mahkeme kararının kesinleştiğine ilişkin, aynı Mahkemenin 08/02/2011 tarihli ve 2010/168-597 sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine dair, Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesinin 22/03/2011 tarihli, 2011/469 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya aleyhine, Adalet Bakanlığından verilen 21/10/2011 gün ve 2011/13277/54408 sayılı kanun yararına bozma talebini içeren Yargıtay C.Başsavcılığının 19/01/2012 gün ve K.Y.B. 2011/375361 sayılı tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle dosya incelendi.
Tebliğnamede;
1- Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesinin 22/03/2011 tarihli, 2011/469 değişik iş sayılı kararına yönelik yapılan incelemede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07/11/2006 tarihli ve 2006/6-123 esas, 2006/229 sayılı ilâmı ile Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 13/07/2009 tarihli ve 2009/8068 esas, 2009/10789 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, Anayasanın 40/2, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri uyannca karar ve hükümlerde, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin gerekmesi karşısında, müşteki vekilinin yüzüne karşı sanığın yokluğunda verilen kararda başvuru şekli, başvuru süresinin başlangıcı konusunda tebliğ ve tefhimden hangisinin esas alınacağı ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceği hususları gösterilmediği gibi, kanun yolu, süresi, mercii, başvuru şekli, sürenin başlangıcı ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin açıkça gösterildiği meşruhatlı davetiye de gönderilmediği cihetle, Burhaniye İcra Ceza Mahkemesinin 21/12/2010 tarihli kararının kesinleşmemesi sebebiyle infaz için gönderilen kararın kesinleşip kesinleşmediği hususuna yönelik Burhaniye Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine verilen aynı Mahkemenin 08/02/2011 tarihli kararına yönelik itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi,
2- Burhaniye İcra Ceza Mahkemesinin 21/12/2010 tarihli ve 2010/168-597 sayılı kararına yönelik yapılan incelemede;
Sanık hakkında icra takibinin 12/01/2010 tarihinde tebliğ edilmesi karşısında, sanığın icra emri tebliğ edilmeden 15/01/2010 tarihli ihtiyati haciz tutanağında yaptığı ödeme taahhüdünün hukuken geçersiz olduğu gözetilmeden, beraati yerine yazılı biçimde mahkumiyet kararı verilmesi isabetsiz olduğundan, anılan hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca bozulması gereğine işaret edilmiştir.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07/11/2006 tarihli ve 2006/6-213 esas, 2006/229 sayılı ilâmı ile; “Anayasanın 40/2, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Yasasının 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri uyarınca, karar ve hükümlerde, başvurulabilecek yasa yolu, süresi, mercii ve başvuru şekli tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmelidir. Aksi halde, anılan Yasanın 40. maddesi uyarınca, eski hale getirme nedeni oluşturur. Yerel mahkemelerce hüküm ve kararlardaki bu eksiklikler, meşruhatlı duyuru ile taraflara bildirilmek suretiyle, tarafların eski hale getirme talebi ve bu sürede yasa yolu başvurusunda bulunmalarına olanak sağlanmalıdır.” şeklinde verilen karar dikkate alındığında, söz konusu kararda, yasa yolu başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmediği gibi, kanun yolu, süresi, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceği hususunun açıkça gösterildiği meşruhatlı davetiye de gönderilmediği, kararın kesinleşmemesi sebebiyle, Burhaniye İcra Mahkemesinin 08/02/2011 tarihli ek kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Tebliğnamedeki (1) no’lu istemin kabulü nedeniyle, (2) no’lu istemin tartışılmasında hukuki yarar görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğname yerinde görülmekle, Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesinin 22/03/2011 tarihli ve 2011/469 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 27.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.