Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2012/1155 E. 2012/1530 K. 20.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1155
KARAR NO : 2012/1530
KARAR TARİHİ : 20.02.2012

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TENKİS
KANUN YOLU : TEMYİZ

Taraflar arasında görülmekte olan tenkis davası sonucunda verilen hükmün Yargıtayca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
Davacılar … ve …, 2.3.2006 tarihinde vefat eden miras bırakan anneleri …’ın, ölümünden kısa bir süre önce kendilerinden mal kaçırmak amacıyla sahibi olduğu kooperatif hissesini davalı …’a, eşi …’dan intikal eden … plakalı ticari araçtaki miras payını davalı kızı …’e devrettiğini, bir kısım menkulleri ise nakte çevirdiğini, bu işlemler nedeniyle saklı paylarının ihlal edildiğini belirterek tenkis davası açmışlar ve tasarrufların tenkisine karar verilmesini talep etmişlerdir. Davalı taraf açılan davanın reddini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda tenkis davasının kısmen kabulüne, davacı … yönünden murisin tasarruflarının 8078 TL’lik kısmının tenkisine, bu bedelin tenkiste sıra hükümleri uyarınca 2523 TL sinin davalı …’ten, kalan 5555 TL sinin ise davalılar … ve …’tan müteselsilen tahsili ile davacı …’a verilmesine, davacı … yönünden ihlal edilen saklı pay için murisin tasarruflarının 8078 TL’lik kısmının tenkisine bu bedelin davalı …’ten tahsili ile davacı …’a verilmesine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
Mahkemece murisin çekişmeli mal varlıklarını davacıların saklı paylarını ihlal kastı ile davacılardan mal kaçırmak gayesi ile davalı tarafa devrettiği, bu devirlerin bedelsiz olduğu belirtilerek bilirkişi raporları da dikkate alınmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de verilen karar dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Tenkis (indirim) davası, murisin saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlar arası kazandırmaların yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, önceye etkili, yenilik doğurucu davalardandır. Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul, murisin ölüme bağlı veya sağlar arası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma dışı terekenin tümü ile bilinmesiyle mümkündür. Tereke, miras bırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu mameleki kıymetler ile iadeye ve tenkise tabi olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Murisin borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin 3 aylık iaşe bedeli, terekenin defterinin tutulması, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften belirtilen borçları indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tespit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tespiti gerekir. Medeni Kanun’un 564. maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edilip edilmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmış ise, tasarrufun niteliğine göre icap ederse kazandırma işleminde saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığı objektif ve subjektif unsurlar dikkate alınarak belirlenmelidir. Zira tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zedeleme kastının varlığından söz edilemez. Mutlak olarak tenkise tabi tasarruflarda (ölüme bağlı tasarruflar veya Medeni Kanun’un 565. maddesinin 1, 2 ve 3. Bentlerinde gösterilenler) veya saklı payın ihlal kastının varlığı kesin olarak anlaşılan diğerlerinde özellikle muayyen mal hakkında tenkis uygulanırken Medeni Kanun’un 570. maddesindeki sıralamaya dikkat etmek, davalı mahfuz hisseli mirasçılardan ise aynı Kanun’un 561. maddesinde yer alan mahfuz hissesinden fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesini gözetmek, dava konusu olup olmadığına bakılmayarak önce ölüme bağlı tasarruflarla davacının saklı payını tamamlamak, sonra sağlar arası tasarrufları dikkate almak gerekir. Bu işlem sırasında dava edilmeyen kişi ve tasarrufların tenkisi gerekeceği sonucu çıkarsa davacının onlardaki hakkı dava etmemesinin davalıyı etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan teberru tenkise tabi olursa 563. maddede yer alan, alılanla mütenasip sorumluluk kuralı gözetilmelidir. Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği takdirde tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (sabit tenkis oranı) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olmayacağı (MK.565) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm halinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir. Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde sözü geçen 564. maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. Böyle bir durum ortaya çıkmadan davalının tercih hakkı doğmadan davalının tercihinin kullanılması söz konusu olamaz. Daha önce bir tercihten söz edilmişse sonuç doğurmaz. Dava konusu somut olayda toplanıp değerlendirilen delillere göre tarafların aşağıda belirtilen yönler dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir. Ne var ki; murisin temlik dışı terekesi içerisinde Ziraat Bankasındaki hesabında 19539.26 TL bulunduğu belirtilerek sabit tenkis oranı tespit edilmiş ise de murisin ölüm tarihi itibariyle Ziraat Bankası … Şubesinde bir mevduatının bulunmadığı 14.11.2006 havale tarihli müzekkere cevabından anlaşılmaktadır. Bahsi geçen bankada murisin ölüm tarihi itibariyle herhangi bir mevduatı bulunmamasına rağmen davacılar vekilinin bu konudaki itirazı dikkate alınmadan sabit tenkis oranının hesaplanması yerinde değildir. Ayrıca kabule göre de 4721 sayılı TMK’nun 564. maddesinde yer alan düzenleme gözardı edilerek, terekenin murisin ölüm tarihindeki değeri dikkate alınmak suretiyle karar verilmiş olması ayrıca davalılar arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunmaması nedeniyle tenkis davalarından teselsül hükümlerinin uygulanması mümkün bulunmadığı halde 5555 TL’nin davalılar … ve …’tan müteselsilen tahsiline karar verilmesi de isabetsiz olup, tarafların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 20.02.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.