Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2012/2167 E. 2012/2792 K. 26.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/2167
KARAR NO : 2012/2792
KARAR TARİHİ : 26.03.2012

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TENKİS

Taraflar arasında görülmekte olan tenkis davası sonucunda verilen hükmün Yargıtayca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
Davacı vekili müvekkili …’ın 28.5.1989 tarihinde ölen murisi babası Nuri Uysal’ın 977 ve 2360 parsel sayılı taşınmazları davalı oğlu …’a, 2740 parselin 1/5 payını davalı kızı …’a vasiyet ettiğini, 377 parsel sayılı taşınmazı da eşi davalı …’a 28.5.1989 tarihinde bağışladığını, mahfuz hisse kurallarının ihlal edildiği belirterek ihlal edilen mahfuz hisse değerinin davalılardan aynen veya nakten alınarak müvekkiline verilmesini talep etmiştir. Yargılama aşamasında … ve müşterekleri davaya dahil edilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davalılar … ve … hakkında açılan davanın reddine, davalı … hakkında açılan davanın kabulüne, 1270377 TL’nin davalı …’dan alınarak davacı …’a verilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı ile davalılardan … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacı …’ın saklı payının davalı …’a yapılan ölüme bağlı tasarruf dolayısıyla ihlal edildiği, diğer davalıların saklı paylarını alamadıkları kabul edilerek hüküm tesis edilmiştir. Dosya içeriğine toplanan delillere kanunda belirtilen gerektirici nedenlere ve delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı …’ın temyiz itirazları yerinde değildir. Davacı …’ın temyiz itirazlarına gelince; tenkis (indirim) davası murisin saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlar arası kazandırmaların yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, önceye etkili, yenilik doğurucu davalardandır. Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul; murisin ölüme bağlı veya sağlar arası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma dışı terekenin tümü ile bilinmesiyle mümkündür. Tereke miras bırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu mameleki kıymetler ile iadeye ve tenkise tabi olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Murisin borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin 1 aylık iaşe bedeli, terekenin defterinin tutulması, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften belirtilen borçları indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tespit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tespiti gerekir. 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin 506. maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam

üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmış ise tasarrufun niteliğine göre icap ederse kazandırma işleminde saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığını objektif ve subjektif unsurlar dikkate alınarak belirlenmelidir. Zira tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zedeleme kastının varlığından söz edilemez. Mutlak olarak tenkise tabi tasarruflarda (ölüme bağlı tasarruflar veya Medeni Kanun’un 507. maddesinin 1, 2 ve 3. bentlerinde gösterilenler) veya saklı payın ihlal kastının varlığı kesin olarak anlaşılan diğerlerinde özellikle muayyen mal hakkında tenkis uygulanırken Medeni Kanun’un 512. maddesindeki sıralamaya dikkat etmek davalı mahfuz hisseli mirasçılardan ise aynı Kanun’un 503. maddesinde yer alan mahfuz hissesinden fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesini gözetmek, dava konusu olup olmadığına bakılmayarak önce ölüme bağlı tasarruflarla davacının saklı payını tamamlamak, sonra sağlar arası tasarrufları dikkate almak gerekir. Bu işlem sırasında dava edilmeyen kişi ve tasarrufların tenkisi gerekeceği sonucu çıkarsa davacının onlardaki hakkı dava etmemesinin davalıyı etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan teberru tenkise tabi olursa 505. maddede yer alan, alılanla mütenasip sorumluluk kuralı gözetilmelidir. Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği takdirde tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (sabit tenkis oranı) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olmayacağı araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm halinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir. Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde sözü geçen 506. maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. Böyle bir durum ortaya çıkmadan davalının tercih hakkı doğmadan davalının tercihinin kullanılması söz konusu olamaz. Daha önce bir tercihten söz edilmişse sonuç doğurmaz. Dava konusu somut olayda ise sabit tenkis oranı, tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünüp bölünmeyeceği belirlenmeden, bölünmenin mümkün olmaması durumunda ise davalı tarafa tercih hakkı hatırlatılmadan hüküm tesis edilmesi doğru olmamıştır. Belirtilen yönler göz ardı edilerek yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz olup davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacı tarafa iadesine, 26.03.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.

Ö/Ç