Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2012/2557 E. 2012/3292 K. 09.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/2557
KARAR NO : 2012/3292
KARAR TARİHİ : 09.04.2012

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TENKİS

Taraflar arasında görülmekte olan tenkis davası sonucunda verilen hükmün Yargıtayca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
Yargıtay bozma ilamında özetle; “diğer temyiz itirazlarının yerinde olmadığı; davanın, miras bırakının ikinci eşi ve bundan olma iki çocuğuna 26.03.1992 tarihli muayyen mal vasiyeti ile yaptığı kazandırmanın iptal ve tenkis isteğine ilişkin olduğu mirastan feragat sözleşmesinin resmi şekilde yapılmasının geçerlilik hususu olması nedeniyle muris ile davacı arasında 28.10.1995 tarihinde adi yazılı şekilde düzenlenen sözleşmenin mirastan feragat niteliğinde olmadığı; vasiyetnamelerin kayıtsız şartsız tenkise tabi olduğu, davacının muristen sağlığında aldığı karşılıksız kazandırmalarının tenkise tabi oldukları taktirde saklı paydan indirileceği sözü edilen belgenin, koşullarının varlığı halinde tenkis hesabında dikkate alınması gerektiği belirtilerek, mahkemece tenkis hükümleri çerçevesinde inceleme yapılıp davalılara ölüme bağlı tasarrufla yapılan kazandırmanın tasarruf edilebilir kısmı aşıp aşmadığı ve davacının saklı payına el atılıp atılmadığının değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, … … tarafından … 2. Noterliği’nin 26.3.1992 tarihli düzenleme şeklindeki vasiyetnamesinde bahsi geçen … İli Merkez İlçesi, 1.bölge bucağı, … mahallesi, tapunun 22 M -11b.pafta 41602 ada, 8 parselde kayıtlı taşınmaz ve üzerindeki iki katlı eve ilişkin tapu kaydının davacının saklı payına tecavüz oranı olan 3/32 oranında iptaline karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, vasiyetnamenin mutlak olarak tenkise tabi ölüme bağlı tasarruflardan olduğu belirtilerek davacının saklı payı oranında vasiyete konu taşınmazın tapu kaydının iptaline karar verilmiş ise de yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır. Tenkis (indirim) davası; murisin saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlar arası kazandırmaların yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, önceye etkili, yenilik doğurucu davalardandır. Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul; murisin ölüme bağlı veya sağlar arası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma dışı terekenin tümü ile bilinmesiyle mümkündür. Tereke, miras bırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu mameleki kıymetler ile iadeye ve tenkise tabi olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Murisin borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin 3 aylık iaşe bedeli, terekenin defterinin tutulması,
mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften belirtilen borçların indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tespit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tespiti gerekir. Medeni Kanun’un 564. maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edilip edilmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmış ise tasarrufun niteliğine göre icap ederse kazandırma işleminde saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığı objektif ve subjektif unsurlar dikkate alınarak belirlenmelidir. Zira, tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zedeleme kastının varlığından söz edilemez. Mutlak olarak tenkise tabi tasarruflarda (ölüme bağlı tasarruflar veya Medeni Kanun’un 565. maddesinin 1, 2 ve 3.bentlerinde gösterilenler) veya saklı payın ihlal kastının varlığı kesin olarak anlaşılan diğerlerinde özellikle muayyen mal hakkında tenkis uygulanırken Medeni Kanun’un 570. maddesindeki sıralamaya dikkat etmek, davalı mahfuz hisseli mirasçılardan ise aynı kanunun 561. maddesinde yer alan mahfuz hissesinden fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesini gözetmek, dava konusu olup olmadığına bakılmayarak önce ölüme bağlı tasarruflarla davacının saklı payını tamamlamak, sonra sağlar arası tasarrufları dikkate almak gerekir. Bu işlem sırasında dava edilmeyen kişiler olduğu ve tasarrufların tenkisi gerekeceği sonucu çıkarsa, davacının onlardaki hakkı dava etmemesinin davalıyı etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan teberru tenkise tabi olursa 563. maddede yer alan, alınanla mütenasip sorumluluk kuralı gözetilmelidir. Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği takdirde, tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (sabit tenkis oranı), tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olmayacağı (MK.565) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünebileceği sonucuna ulaşılırsa bu kısımların bağımsız bölüm halinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir. Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde sözü geçen 564. maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. Böyle bir durum ortaya çıkmadan davalının tercih hakkı doğmadan davalının tercihinin kullanılması söz konusu olamaz. Daha önce bir tercihten söz edilmişse sonuç doğurmaz. Dava konusu somut olayda mahkemece yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde araştırma yapılarak hüküm tesis edilmesi gerekirken, davacının saklı payının ihlal edilip edilmediği tespit edilmeden, sabit tenkis oranı belirlenmeden eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak hüküm verilmesi isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de, iptal edilen pay ile ilgili olarak tescil hükmü kurulmaması da isabetsiz olup, davalıların temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 09.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.