YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3516
KARAR NO : 2012/6519
KARAR TARİHİ : 12.09.2012
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında … Köyü çalışma alanında bulunan … ada … parsel sayılı 4915,29 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle dava devam ederken ölen davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, dava konusu taşınmazın mera bütünlüğünü bozduğu, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın mera olarak sınırlandırılarak özel siciline kaydına karar verilmiş; hüküm bir kısım davalılar …, … ve … Yardımciel tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece nizalı taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan mera vasıflı yerlerden olduğu, zilyetlikle kazanmaya elverşli olmadığı kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma ve uygulama hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır. Dava konusu taşınmazın sınırında bulunan 144 ada 132 sayılı mera parselinin kadim mera olup olmadığı araştırılmamış, bir kısım komşu taşınmazların kadastro tespit tutanakları getirtilerek incelenmemiş, taşınmazın niteliği konusunda ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulundan rapor alınmamış, tek bir bilirkişinin beyanı ile yetinilmiştir. Doğru sonuca varılabilmesi için, aynı ada 105, 106, 108, 109, 112 ve 139 parsel sayılı taşınmazların onaylı tutanak suretleriyle dayanağı olan belgeler getirtilip incelenmeli, aynı sebebe dayanılarak açılan davaların konusu olmaları halinde davaların birleştirilmesine gerek olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Dosya tamamlandıktan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan, komşu köylerde ikamet eden, elverdiğince yaşlı şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişilerle; aynı yönteme göre tespit edilecek taraf tanıkları, tespit bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde yeniden keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin ne olduğu, hangi tarihten beri ve ne şekilde, kim veya kimler tarafından kullanıldıkları, kullanmanın ekonomik amacına uygun olup olmadığı, zilyetliğin nasıl intikal ettiği, taşınmazın öncesinde mera olup olmadıkları, bitişik mera parselinden ne suretle ayrıldığı, mera parseli ile arada ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı, komşu mera parselinin
kadim mera olup olmadığı sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, dinlenen bilirkişi ve tanık beyanları arasındaki çelişki doğduğu takdirde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılmalı, 3 kişilik ziraat mühendislerinden oluşturulacak ziraatçi bilirkişi kurulundan taşınmazların eğimi, niteliği, toprak yapısı, bitki örtüsü ve özellikle çekişmeli taşınmaz ile komşu mera parseli arasında doğal ya da yapay ayırıcı unsur olup olmadığı, mera parselinden nasıl ayrıldığı, öncesinin kamu orta malı niteliğinde mera olup olmadığı hususlarını içeren, çekişmeli taşınmaz ile komşu parselleri mukayeseli olarak değerlendiren bilimsel verilere dayalı, taşınmazın 13- 15 yıldır ekilmediği şeklinde görüş bildiren önceki zirai bilirkişi raporunu da irdeler şekilde ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, raporda belirtilen hususların somutlaştırılması için, taşınmazı tüm yönleriyle gösterecek şekilde çekilecek fotoğraflar üzerinde çekişmeli taşınmazın sınırları kabaca işaretlettirilmeli ve keşfe katılacak fen bilirkişisinden keşif ve uygulamaları izleyip denetlemeye olanak verir, ayrıntılı ve çekişmeli taşınmaz ile komşu mera parselinin konumlarını yan kesit krokisi ile gösterip açıklayan rapor alınmalı, dava konusu taşınmazın güney sınırındaki aynı ada 110 parsel sayılı taşınmazın dayanak tapusu olan 07.01.1973 tarih, 26 sıra numaralı tapu kaydının kuzey ve doğu sınırını “…” ve “…” okuduğu değerlendirilmeli, nizalı taşınmazın zilyetlikle edinmeye elverişli yerlerden olması halinde taşınmazın kullanılıp kullanılmadığı, ne şekilde kullanıldığı, bir süredir kullanılmıyor ise bu durumun terk iradesine dayalı olup olmadığı tartışılıp tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Bu yönler göz ardı edilerek eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, bir kısım davalıların temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 12.09.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.