Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2012/3935 E. 2012/6341 K. 10.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3935
KARAR NO : 2012/6341
KARAR TARİHİ : 10.09.2012

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KULLANIM KADASTROSU

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
Kullanım kadastrosu sırasında Cumhuriyet … Mahallesi çalışma alanında bulunan 125 ada 10 parsel sayılı 14271.91 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, beyanlar hanesine 6831 sayılı Yasa’nın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve “kullanıcıları ve üzerindeki zeytin ağaçlarının sahibi 2 hisse itibariyle Seyfettin evlatları … ve …’dür ” şerhi verilerek tarla niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir. Davacılar … ve … miras hakkına dayanarak adlarına zilyetlik şerhi verilmesi istemi ile dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacıların davasının kabulüne ve çekişmeli 125 ada 10 parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesindeki “kullanıcıları ve üzerindeki zeytin ağaçlarının sahibi 2 hisse itibariyle … evlatları … ve …’dür.” şerhine ilişkin tespitin iptali ile bu kısmın “kullanıcıları ve üzerindeki zeytin ağaçlarının sahibi … ve …’dan olma 1319 doğumlu Safetin Güngör mirasçılarına aittir.” şeklinde değiştirilmek suretiyle tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmaz üzerindeki zilyetliğin ortak muris … tarafından sürdürüldüğü, mirasçılar arasında usulüne uygun yapılmış bir taksimin bulunmadığı kabul edilmek sureti ile hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; çekişmeli taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin muris …’den mi yoksa oğlu Kadir’den mi geldiği, zilyetliğin muris tarafından sağlığında oğlu İsmet’e 11.11.1996 tarihli noter senedi ile devredilip devredilmediği konusundadır. Mahkemece bu konuda yeterli araştırma yapılmadığı gibi, muristen gelen taşınmazların usulüne uygun olarak taksim edilip edilmediği de araştırılmadan ve keşifte dinlenilen bilirkişi ve tanık beyanları arasındaki çelişkiler giderilmeden hüküm kurulmuştur. Bu tür eksik ve yetersiz soruşturmaya dayanılarak karar verilemez. Doğru sonuca varılabilmesi için mahallinde yaşlı, tarafsız ve yöreyi iyi bilen şahıslar huzuru ile keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişi, önceki keşifte dinelenilen bilirkişi ve tanıklar ve tarafların delil listelerinde isimleri yazılı tüm tanıklar ayrı ayrı dinlenilip, davalı …’in dayanağı 11.11.1996 tarihli noter senedi uygulanarak kapsamı yöntemince belirlenmeli, çekişmeli taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin mursi
…’den mi yoksa oğlu Kadir’den mi geldiği, muristen geliyorsa zilyetliğin noter senedi ile davalı …’e devredilip devredilmediği veya murisin ölümünden sonra mirasçıları arasında usulüne uygun taksim edilip edilmediği, kısaca davalının taşınmaz üzerindeki kullanımın tereke adına mı yoksa kendi adına mı sürdürüldüğü etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, keşifte dinlenilen bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki olması halinde usulünce giderilmeli, bundan sonra toplanan delillerin sonucuna göre bir karar verilmelidir. Belirtilen şekilde araştırma ve inceleme yapılmadan yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 10.09.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.