Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2012/403 E. 2012/2694 K. 22.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/403
KARAR NO : 2012/2694
KARAR TARİHİ : 22.03.2012

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 102 ada 486 parsel sayılı 91303,41 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğundan söz edilerek taşlık niteliği ile, 102 ada 493 parsel sayılı 9573,72 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, Hazine’nin zilyetlik ve tasarrufunda olduğundan söz edilerek ham toprak niteliği ile davalı … adına tespit edilmiş, 102 ada 497 parsel sayılı 897583,11 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise kadim kullanım nedeni ile mera niteliği ile sınırlandırılmıştır. Davacı … ve müşterekleri, vergi kayıtları, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda kesin süre içerisinde keşif masraflarının yatırılmaması nedeniyle ispatlanamayan davanın reddine, çekişmeli 102 ada 486 ve 493 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi davalı … adına tapuya tesciline, 102 ada 497 parsel sayılı taşınmazın ise mera niteliği ile sınırlandırılmasına karar verilmiş; hüküm, davacılardan … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, verilen süre içerisinde davacının keşif avansını yatırmadığı, bu nedenle davasını ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de; değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 36. maddesinin mahkemece verilen süreye riayet etmeyen taraf aleyhine uygulanabilmesi için ara kararında hakim, katip, mübaşir, yerel bilirkişi adayları, tanıklar ve teknik bilirkişilere verilecek ücretlerle vasıta parasının ve yapılacak tebligatlarla ilgili masrafların kalemler halinde gösterilip, bu ücretlerin temini ve yatırılması için ilgiliye makul ve belirli bir süre tanınması, ilgiliye tanınacak süre ile keşif günü arasında da bilirkişi adayları ve tanıklara davetiye tebliğ edilip, arazi başında hazır olmalarının bildirilebilmesi için yine uygun bir sürenin bulunmasına özen gösterilmesi gerekmektedir. Mahkemece, hükme esas alınan 28.05.2010 tarihli keşif ara kararında mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişileri için tebligat gideri ve ücretler gösterilmemiş, hazır edilmeleri için jandarma komutanlığına yazı yazılmasına, yine taraflarca tanık bildirilmediği halde davacı tanıklarının keşif mahallinde hazır edildikleri takdirde dinlenmelerine karar verilmiştir. Tanıklar keşif mahallinde dinlenmeden yapılan keşiften sonuç alınması mümkün olmadığı gibi, verilen kesin sürenin son günü davacı … yönünden 29.06.2010, Sinan, İran ve … yönünden ise 23.06.2010 tarihi olup masrafın bu tarihte yatırılması halinde 05.07.2010 tarihinde yapılacak keşif gününün ilgililere tebliği için yeterli süre de bulunmamaktadır. Keşif ara kararı usulüne uygun kabul
edilse bile keşifle ara kararı ile ilgili ihtarın tüm davacılara ayrı ayrı tebliği gerekirken, davacılardan … ve …’a muhtıra tebliğ edilmemesi de usulsüz olduğundan taraflardan tanıkların isimlerini bildirir listesi istenilip, tanıklar, mahalli bilirkişiler ve tespit bilirkişilerine verilecek ücretlerle yapılacak tebligatlarla ilgili masraflar belirlenmeli, bundan sonra, tüm davacılara keşifle ilgili ara kararı yöntemine uygun şekilde ihtar edilerek keşif yapılıp, sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Mahkemece, yapılamayacağı önceden belli olan keşif için taraflara külfet yüklenmesi ve bu ara kararına uyulmaması nedeniyle davacının davasını ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş olması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 22.03.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.