YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5036
KARAR NO : 2012/10628
KARAR TARİHİ : 11.12.2012
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında … Köyü çalışma alanında bulunan 271 ada 4 ve 5 parsel sayılı 17444,38 ve 926,54 metrekare yüzölçümündeki taşınmazların kadastro tutanakları aynı kuvvette tapu kayıtlarının bulunması nedeni ile maliklerinin belirlenmesi için Kadastro Kanunu’nun 10. maddesi gereğince Kadastro Komisyonu tarafından Kadastro Mahkemesine devredilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 271 ada 4 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi krokisinde (A) ve (C) harfleri ile gösterilen bölümlerinin …, (B) harfi ile gösterilen bölümünün eşit paylarla … ve müşterekleri, (D) ve (E) harfleri ile gösterilen bölümlerinin Hazine adlarına, 271 ada 5 parsel sayılı taşınmazın ise … adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacı Hazine tapusu ile davalı taraf tapularının aynı yere ait olduğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 1961 yılında 4753 sayılı Yasa’ya göre toprak tevzi komisyonunca yapılan çalışma sonucu oluşan Hazine tapusu, belirtmelik krokisi ve haritası ile tescil davası sonunda tescil ilamı ile oluşan davalı tarafın tapu kayıtlarının haritaları zemine usulüne uygun olarak uygulanıp kapsamları belirlenmemiş, tescil ve tevzi haritaları ile kadastro paftasının ölçekleri eşitlenerek kayıtlar yöntemince çakıştırılarak uygulanmamış, 403 belirtmelik parseline ait belirtmelik tutanakları, tablendikatif ve haritaları getirtilmemiş, tek bir mahalli bilirkişi dinlenmesi ile yetinilmiş, dava konusu taşınmazların dayanak tapu kayıtları kapsamında kalıp kalmadığı kesin olarak belirlenmemiştir. Doğru sonuca varılabilmesi için, Hazine tapusunun dayanağını oluşturan toprak tevzi komisyonunca düzenlenen tutanak, harita ve eki olan tüm belgeler, davalı tarafın dayanağı olan tapu kayıtlarının tescil krokileri ile komşu parsellere ait kadastro tutanak örnekleri ve dayanak belgeleri getirtilerek, dosya tamamlandıktan sonra taşınmazlar başında yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı ve tarafsız yerel bilirkişiler, aynı yönteme göre belirlenecek taraf tanıkları ve tespit bilirkişileri huzuruyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında oluşumlarından itibaren tüm tedavülleriyle birlikte tarafların dayandıkları tapu kayıtları, tescil ve tevzi haritaları ile kadastro paftasının ölçekleri eşitlenerek sabit noktalar esas alınmak suretiyle çakıştırılarak uygulanmalı, kapsamları kesin olarak belirlenmeli, haritaların uygulama yeteneğinin bulunmaması halinde kayıtlarda yazılı sınırlar yerel bilirkişilere okunup, zeminde tek tek göstertilmesi sağlanmalı, kayıtlarda yazılı olup yerel bilirkişilerce gösterilemeyen sınırların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, bilirkişi ve tanıkların zeminde gösterdiği sınırlar teknik bilirkişiye haritasında işaret ettirilmeli, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, yerel bilirkişi, taraf tanıkları ve tespit bilirkişilerinin beyanları arasında çelişki doğduğu takdirde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeli, tapu kayıtlarının çakışması halinde çakışan bölümde Hazine’nin taraf olduğu tescil ilamının kesin hüküm nedeniyle Hazine’yi bağlayacağı ve davalı tapusuna değer verilmesi gerektiği göz önüne alınmalı, keşfe götürülecek teknik bilirkişiye uygulanan kayıtların kapsamını belirten ve keşfi takibe imkan veren ayrıntılı kroki düzenlettirilmeli, keşif sırasında çektirilecek fotoğraflar üzerinde çekişmeli taşınmazların sınırları kabaca işaretlettirilmeli, tapu kayıtları kapsamı dışında kalan bölümlerin bulunması halinde Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde belirtilen zilyetlik şartlarının davalı taraf lehine gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 11.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.