YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6302
KARAR NO : 2012/7150
KARAR TARİHİ : 25.09.2012
MAHKEMESİ : BURSA 4. İCRA MAHKEMESİ
Ticareti terk hükümlerine muhalefet etmek suçundan sanık …’un beraatine karar verilmiş, hüküm yasal süresi içerisinde şikayetçi vekili tarafından temyiz edildiğinden, Yargıtay C.Başsavcılığının bozma istemli tebliğnamesiyle dosya Daireye gönderilmiş, Dairemizin mahkeme hükmünün onanmasına ilişkin 10.10.2011 tarihli kararına Yargıtay C.Başsavcılığının 27.12.2011 tarihli itirazı üzerine Ceza Genel Kurulu’nun 10.07.2012 tarih ve 2011/847 Esas, 2012/639 Karar sayılı kararı ile 6352 sayılı Yasanın 99 ve 101. maddeleri uyarınca Yargıtay kararı ile öncelikle Dairemizce değerlendirilmesi için dosya yeniden gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Somut olayda, Yargıtay Cumhuriyet Savcısının itiraz yazısında; İİK’nun 44. maddesinde “ticareti terk eden tacir” ifadesi kullanılmış olup bu ifadenin yalnızca gerçek kişi tacirleri kapsadığına ilişkin herhangi bir kısıtlayıcı hükmün bulunmadığı, bu sebeple Limited Şirketlerin temsil ve idareye yetkili müdürlerinin de, şirketin ticareti terk etmeleri halinde İİK’nun 44. maddesindeki yükümlülükleri yerine getirmeyeceklerine ilişkin bir istisna getirilmediğine göre, tıpkı gerçek kişi tacirler gibi cezalandırılmalarına bir engel bulunmadığı; diğer yandan, İİK’nun 44. maddesinde yapılan değişikliğin “ticareti terk eden kötü niyetli borçluların” bu davranışlarının önlenmesi amacıyla yapıldığının da gerekçede açıkca ifade edildiği, Yüksek Özel Dairenin kararında tüzel kişi tacirler hakkında 44. maddesinin 2. fıkrasının uygulama kabiliyetinin olmadığı belirtilmiş ise de, aynı maddenin 1. fıkrasının göz önüne alınmadığı belirtilmiş ve bozma kararı verilmesi gerekirken onama kararı verilmesinin isabetsizliği ileri sürülerek hükmün bozulması talep edilmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14/02/2012 tarih ve 2012/16.HD – 505, 509 ve 513 esas sayılı dosyalarında, ticaret şirketlerinin müdür ve yetkililerinin ticareti terk suçunu işlemelerinin mümkün olduğu yönüyle oy çokluğuyla karar verilmesi nedeniyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı yerinde görüldüğünden ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen karar doğrultusunda uygulama yapılmasının uygun olacağı kararına varıldığından;
Yerel mahkeme hükmünün onanmasına dair 10.10.2011 tarih ve 2010/4424 Esas, 2011/5564 Karar sayılı kararımızın kaldırılmasına,
Sanığa isnat edilen suçun oluşabilmesi için tacirin fiili olarak ticareti terk etmesi ve bu durumu on beş günlük süre içerisinde kayıtlı olduğu ticaret siciline bildirmemesi gerekmekte olup, somut olayda, şikayet tarihi itibariyle sanığın ticareti terk edip etmediği yönünde zabıta araştırması yaptırılarak ve kayıtlı olduğu vergi dairesi müdürlüğünden mükellefiyetinin devam edip etmediği sorularak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir edilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde beraat kararı verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün istem gibi BOZULMASINA, 25.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.