Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2013/10230 E. 2013/10537 K. 08.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10230
KARAR NO : 2013/10537
KARAR TARİHİ : 08.11.2013

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TESCİL

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı … Mevki ve yönlerini dava dilekçesinde bildirdiği kadastro sırasında tescil harici bırakılan taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 35.100,14 metrekare ve (B) harfi ile gösterilen 9472,11 metrekare yüzölçümündeki bölümlerin davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davacı … ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın temyize konu edilen ve krokisinde (A) ve (B) harfleri ile gösterilen bölümleri yönünden davacı yararına zilyetlikle edinme koşullarının şartların gerçekleştiği kabul edilerek hüküm verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırma karar vermek için yeterli değildir. Öncelikle (A) harfi ile gösterilen bölüm yönünden davacı adına tescil hükmü kurulduğu halde, hükümde atıf yapılan 13.11.2012 tarihli fen bilirkişi rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen bir yer bulunmamaktadır. Bu nedenle temyize konu dosyada denetime elverişli bir bilirkişi raporunun bulunduğundan söz edilemez. Öte yandan tescile karar verilen taşınmaz bölümlerinin hangi tarihte ve niçin tespit dışı bırakıldığı sorulmamış, kroki 1’de görüldüğü üzere tescili talep edilen taşınmaz içinden çevreyolu geçtiği belirlendiği halde bu bölüme yönelik kamulaştırma yapılıp yapılmadığı araştırılmamış, hava fotoğrafları uygulanmamıştır. Bir arazinin kullanım süresi ile niteliğini ve üzerindeki imar-ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihi en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarıdır. Mahkemece uyuşmazlığın çözüme kavuşturulabilmesi için gerekli bulunan, doğru yere ait uydu ve hava fotoğrafları getirtilerek açıklandığı şekilde inceleme ve değerlendirme yapılmamış; bilirkişi ve tanık sözleri sözü edilen delillerle denetlenmemiştir. O halde sağlıklı bir sonuca ulaşabilmek için öncelikle dava konusu taşınmazların hangi tarihte niçin tespit dışı bırakıldığı sorulmalı, kroki-1’de gösterilen tescili talep edilen taşınmazın içinden geçen yol sebebiyle bir kamulaştırma işlemi yapılıp yapılmadığı araştırılmalı, dava tarihinden 20-30 yıl öncesine ve (1980, 1990 yılları ile) tespit tarihine en yakın yıla ait stereoskopik hava fotoğrafları Harita Genel Komutanlığı’ndan tarihleri açıkça yazılmak suretiyle istenilerek dosya arasına konulmalı, bundan sonra, jeodezi veya fotogrametri uzmanı harita mühendisine belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelemesi yaptırılmalı, temin edilebilen en eski tarihli uydu fotoğrafları değerlendirilmeli, çekişmeli taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin, imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığının ve tamamlandığının, arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesine çalışılmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri de bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, taşınmazın kadastro paftasındaki konumu bilgisayar programı aracılığıyla uydu ve hava fotoğraflarına aktarılmalı, taşınmazların sulu-kuru niteliği dikkate alınarak davacının belgesiz zilyetlikten mülk edinilebileceği taşınmaz miktarının aynı çalışma alanı içinde kuru toprakta 100, sulu toprakta 40 dönüm olarak belirlendiği hususu göz önünde bulundurulmalı, bundan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi kabule göre de fen bilirkişi raporuna ekli kroki 1’de (A) harfi ile gösterildiği ileri sürülen ve tescili talep edilen taşınmaz bölümünün tamamı hakkında rapor verildiği halde, mahkemece herhangi bir ifraz krokisi çizdirilmeksizin matematiksel hesapla yol olarak kullanılan bölüme ilişkin yüzölçümü düşülerek kalan bölüm hakkında üstelik yine hükümde (A) harfi ile gösterilen bölüm diye atıf yapılarak infazı mümkün olmayacak şekilde hüküm kurulması da isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 08.11.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.