Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2013/10316 E. 2013/13699 K. 30.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10316
KARAR NO : 2013/13699
KARAR TARİHİ : 30.12.2013

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro tespiti öncesi Hazinenin 30.07.1980 tarih ve 79 sıra nolu tapu kaydıyla maliki olduğu 6120 metrekare yüzölçümlü taşınmazın 3485 metrekarelik kısmı, onaylı imar planında umumi garaj yeri olarak tahsis edildiğinden 08.04.1988 tarih ve 19 sıra nolu tapu kaydıyla 3194 sayılı Yasa’nın 11. maddesi uyarınca davalı … lehine terkin edilmiş olup; bilahare … İlçesi … Mahallesinde yapılan kadastro sonucu anılan 19 sıra nolu tapu kaydı uygulanarak 6956 metrekare yüzölçümüyle ve tek katlı mezbahane ve arsası vasfıyla 119 ada 35 sayılı parsel olarak 25.11.1991 tarihinde davalı … adına tespit yapılmış ve buna karşı 3. kişinin açtığı dava sonucunda da davanın feragat nedeniyle reddi ve tespit gibi tescile karar verilip, kesinleşmesi üzerine hükmen tescil edilen 35 sayılı parsel; 05.10.1993 tarihli Belediye Encümen kararına istinaden ifraz edilerek 119 ada 40 ve 41 sayılı parsellere ayrılmış; daha sonra 41 sayılı parsel İl özel İdaresine satış yoluyla temlik edilmiş; 119 ada 40 sayılı parsel ise, 6439.81m2 yüzölçümüyle davalı … adına 13.10.1993 tarihinde ifraz suretiyle tescilden sonra, 1734 metrekarelik kısmı, kamulaştırma nedeniyle hükmen yol olarak terkin edilmesi nedeniyle 4705.81 m2 yüzölçümüyle davalı … adına kayıtlı bulunmaktadır. Davacı Hazine temsilcisi, 3194 ada 11. maddesi uyarınca terkin edilen taşınmazın 119 ada 40 parsel içerisinde kalan bölümünün davalı tarafından terkin amacına aykırı olarak kullanıldığını ileri sürerek; tapu iptal ve tescil istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; “hak düşürücü sürenin geçtiği” gerekçesiyle “davanın reddine” karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3194 sayılı Yasa’nın 11. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece; “davacı Hazinenin tapu iptal ve tescil talebinin kadastro öncesi sebebe dayandığı ve dava konusu taşınmazın özel mülkiyete konu bir taşınmaz olduğu, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesine 25.02.2009 tarihinde 5841 sayılı Kanun’un 2. maddesi ile eklenen ek cümle gereğince, davanın kadastro tespitinin kesinleşmesinden itibaren 10 Yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğu, dava konusu … Mahallesi 119 ada 35 parsel sayılı taşınmaz yönünden taşınmazın kadastro tespitinin 06.10.1993 tarihinde kesinleştiği, ayrıca 119 ada 35 parsel sayılı taşınmazın iki parçaya bölünmek suretiyle ifraz edilerek tapuya 13.10.1993 tarihinde tescil edilmiş olduğu davanın 12.11.2008 tarihinde açıldığı da dikkate alındığında 10 yıllık hak düşürücü sürenin uzun bir süre önce geçmiş olduğu” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, bu değerlendirmenin doğru olduğu söylenemez. Hemen belirtilmelidir ki, 5841 sayılı Yasa, Anayasa Mahkemesinin 12.05.2011 tarih 2009/31 Esas, 2011/77 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiş ve 23.07.2011 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanarak iptal hükmü yürürlüğe girmiştir. Kaldı ki, 3402 sayılı Yasa’nın 12/3. maddesinin kadastro öncesi nedenler bakımından uygulanacağı kuşkusuzdur. Eldeki davada ise istek, kadastro öncesi nedene dayanmamaktadır. Zira, kadastro tespiti öncesinde 30.07.1980 tarih ve 79 sıra nolu tapu kaydıyla davacı Hazine adına kayıtlı 6120 metrekarelik taşınmazın 3485 metrekaresi, onaylı imar planında umumi garaj yeri olarak tahsis edildiğinden 08.04.1988 tarih ve 19 sıra nolu tapu kaydıyla ifrazen oluşturulan 3485 metrekarelik bölüm davalı … lehine imar planı gereğince kamu yararı (garaj yeri) için 3194 sayılı Yasa’nın 11. maddesi uyarınca terkin edilmiş; bilahare bu kayda dayalı olarak davalı … adına 6956 metrekare ve tek katlı kargir mezbahane ve arsası vasfıyla davalı … adına 25.11.1991 tarihinde 119 ada 35 sayılı parsel olarak kadastro tespiti yapılıp, bu tespite dava dışı kişi tarafından yapılan itiraz üzerine Kadastro Mahkemesi’nde görülen dava sonucu “feragat nedeniyle davanın reddine, taşınmazın tespit gibi tesciline” dair verilen kararın 04.10.1993 tarihinde kesinleşmesi üzerine 06.10.1993 tarihinde hükmen tescil edilmiş; daha sonra da 05.10.1993 gün ve 105 sayılı Belediye Encümen Kararı gereğince 13.10.1993 tarihinde iki kısma ifraz edilerek meydana getirilen taşınmazlardan 516.19 metrekarelik 119 ada 41 sayılı parsel 22.10.1993 tarihinde satış suretiyle … Özel idaresi adına kaydedilmiş, diğer ifraz parseli olan 119 ada 40 parsel sayılı taşınmaz ise davalı … adına ifrazen tescil edilmiş olup; dava dilekçesinde; garaj yapılması için terkin edilen taşınmazın 3194 sayılı Yasa’nın 11. maddesi hükmüne aykırı olarak ifraz edildiği ve oluşan 41 sayılı ifraz parselinin de … Özel İdaresi’ne satıldığı, 40 sayılı ifraz parseli içerisinde kalan bölümün ise terkin amacına aykırı olarak kullanıldığı ileri sürülerek, eldeki davayı açmıştır. O halde; dava dilekçesinin içeriği ve iddianın ileri sürülüş biçimine göre, davada kadastro sonrası nedenlere dayanıldığı açıktır. Öyleyse, 3402 sayılı Yasa’nın 12/3. maddesinın uygulama yerinin bulunmadığı da tartışmasızdır. Hal böyle olunca; iddia ve savunma doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılması, taraf delillerinin toplanılması, toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle işin esası bakımından bir hüküm kurulması gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması isabetsizdir. Temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 30.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.