YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10739
KARAR NO : 2013/10955
KARAR TARİHİ : 18.11.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TESCİL
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı … ve …, … Mahallesi çalışma alanında bulunan ve kadastro sırasında tespit harici bırakılan taşınmaz bölümü için, irsen intikal ve tespit tarihinden sonraki kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tescil istemiyle dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, teknik bilirkişinin raporuna ekli kroki de (B) harfi ile gösterilen 12.415 metrekare yüzölçümündeki çekişmeli taşınmazın 1/2’şer payla davacılar Yalçın Beder ve Dursun Beder adlarına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar Hazine vekili ve Belediye Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, taşınmazın teknik bilirkişi raporunda (B) harfiyle gösterilen bölümünde davacılar yararına 3402 sayılı Kanun’un 14. ve 17. madde şartlarının oluştuğu gerekçesi ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Dava, kadastro sırasında taşlık niteliği ile tescil harici bırakılan taşınmaz bölümünün irsen intikal ve taşınmazın tespit harici bırakıldığı tarihten sonra başlayan kazandırıcı zamanaşımı ile zilyetlik hukuki nedenine dayanarak tescili istemi ile 04.08.2009 tarihinde açılmıştır. Böyle bir yerin emek ve masraf sarfı suretiyle imar-ihya işlemlerinin tamamlanarak tarıma elverişli hale getirilmesini müteakip, kazanmayı sağlayacak zilyetlik süresinin geçmesi suretiyle 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 ve 17. maddeleri hükümlerine göre kazanılması mümkün olup somut olayda bu şekilde bir iktisap için imar–ihya işlemlerinin en geç 1988-1989 yıllarında tamamlanmış olması ve bu tarihten dava tarihine kadar taşınmaz üzerinde tarım arazisi olarak zilyetliğin sürdürülmüş olması gerekir. Mahkemece yapılan araştırmada hava fotoğraflarının sonuncusu 1992 yılına ait bulunmakta olup taşınmazın öncesindeki niteliği, imar–ihyanın hangi tarihte tamamlanmış olduğu anlaşılamamaktadır. O halde Mahkemece sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle, sonuncusu 1989 yılına ait olmak üzere birbirine yakın tarihlerde çekilmiş iki adet stereoskopik hava fotoğrafları dosyaya getirtilmeli, bundan sonra ziraat mühendisi, kadastro fen elemanı, jeodezi ve ya fotoğrametri mühendisinden oluşacak uzman bilirkişi kurulu marifetiyle temin edilen iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğrafları stereoskop aletiyle üç boyutlu olarak incelenmeli, çekişmeli taşınmazın hava fotoğraflarının çekildiği tarihe göre kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı, taşınmazın imar-ihyasınahangi tarihte başlandığı, imar ve ihyanın ne şekilde sürdürüldüğü, nasıl emek ve para sarf edildiği, imar ve ihyanın tamamlanıp tamamlanmadığı, tarımsal amaçlı zilyetliğin hangi tarihte başladığı hususları ile kazanmayı sağlayan zilyetlik koşulları konularında komşu parsellere ait kayıtlar da göz önünde bulundurularak tanıklar ile yerel bilirkişilerin bilgilerine başvurulmalı, imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten dava tarihine kadar 20 yıllık kazanma süresinin dolup dolmadığı araştırılmalı, beyanlar arasında çelişki bulunması halinde giderilmesine çalışılmalı, tanık ve yerel bilirkişi sözleri ilmi esaslara göre hazırlanan bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, bundan sonra toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsiz olduğu gibi kabule göre de TMK’nın 713/1. maddesine dayalı olarak açılan tescil davalarında davalı Hazine ve ilgili kamu tüzel kişisi aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca yasal hasım durumunda olup yargılama giderleri, harç ve vekalet ücretiyle sorumlu tutulamayacakları gözetilmeden yargılama giderlerinin yasal hasım durumunda bulunan davalılara yükletilmesi ve TMK’nın 713/4 ve 5. fıkraları gereğince keşif sonucu elde edilen bilirkişinin rapor ve krokisine göre gerekli yerel ve gazete ilanların yapılmayarak yasal 3 aylık sürenin dolmasının beklenilmemesi ve bu rapor ve kroki Tapu Müdürlüğüne gönderilerek taşınmaz bölümünün daha önceden tescile konu olup olmadığı sorulmaması dahi isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 18.11.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.