YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11197
KARAR NO : 2013/13246
KARAR TARİHİ : 23.12.2013
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : 3402 SY’NIN 41.MD.Sİ UYARINCA YAPILAN DÜZELTME İŞLEMİNİN İPTALİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro Müdürlüğünce 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 41. maddesi uyarınca davalı Köy Tüzel Kişiliği temsilcisi’nin talebi üzerine yapılan düzeltme işlemi sırasında … Köyü çalışma alanında bulunan ve tapuda davacı … adına kayıtlı olan 240 parsel sayılı 583.00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 414.63 metrekare yüzölçümlü olarak belirlenerek tapu kaydında düzeltme yapılmasına karar verilmiştir. Davacı …, düzeltme işlemi sırasında kendisine ait taşınmazın yüzölçümünün eksildiği ve sınırının yanlış belirlendiği, bu hataların taşınmazına komşu yoldan kaynaklandığı iddiasına dayanarak dava açmıştır. Yargılama sırasında … yolun daraltılmaması gerektiğini ileri sürerek davaya katılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne … Kadastro Müdürlüğünün … Köyü Köyiçi Mevkii 2 pafta no, 240 parselde bulunan taşınmazda Kadastro Kanunu’nun 41. maddesine göre düzeltme yapılmasına dair B091TKG4103620 -152.01-275 Sayılı ve 05/10/2010 günlü 39 sayılı kararının kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalılar Hazine vekili, Köy Tüzel Kişiliği Temsilcisi ve müdahil … tarafından temyiz edilmiştir.
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 41. maddesi uyarınca yapılan düzeltme işlemlerinde, tesis kadastrosu sırasında yapılan tespitin doğru olduğunun anlaşılması halinde düzeltme kararının iptaline karar verilmesi gerekir. Ne var ki mahkemece; gerek tesis kadastrosu sırasında yapılan tespitin, gerekse Kadastro Müdürlüğü tarafından yapılan düzeltme işleminin hatalı olduğu kabul edilmesine rağmen, düzeltme işleminin iptaline karar verilmekle yetinilmiştir. Diğer yandan Kadastro Müdürlüğünün düzeltme kararında; tesis kadastrosu sonucunda, dava konusu 240 parsel sayılı taşınmazın doğusunda yer alan kadim yolun 238.78 metrekare yüzölçümündeki bölümünün 240 parsel içerisinde kaldığı, ayrıca yoldan sonra gelen 378 parsel sayılı taşınmazın 80.17 metrekarelik bölümünün de mükerrer kadastroya tabi tutulduğu tespit edilmiş, sınırların sabit sınır niteliği taşıdığı ve yanlışlığın ölçü hatasına dayalı sınırlandırmadan kaynaklandığı, 240 parsel sayılı taşınmazın olması gereken yüzölçümünün 580.00 metrekare değil 414.63 metrekare olduğu belirtilmiştir. Mahkemece yapılan keşif sonunda fen bilirkişilerinden alınan raporda ise; Kadastro
Müdürlüğü tarafından düzeltme işlemindeki tespitlerin doğru olduğu, ancak, düzeltme kararında pafta kenarlaşma hatası yapıldığı belirtilerek olması gereken sınırlar haritasında gösterilmiştir. Kadastro Müdürlüğü tarafından yapılan düzeltme işlemi ile mahkeme kararına dayanak fen bilirkişi raporları arasında çelişki bulunmakta olup; anılan raporlar 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 41. madde uygulamasına ilişkin “Kadastro Sırasında veya Sonrasında Yapılan İşlemlerle Geometrik Durumları Kesinleşmiş Olan Taşınmazlarda Ölçü, Sınırlandırma, Tersimat ve Hesaplamalardan Doğan Hataların Düzeltilmesine İlişkin” Yönetmelik hükümlerine de uygun bulunmamaktadır. Hal böyle olunca çekişmeli 240 parsel sayılı taşınmaz ve en yakın komşu parselleri kapsar şekilde tesis kadastrosu tarihi olan 1984 yılı veya bu tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafı ve güncel uydu fotoğrafları dosyasına getirtilmeli, taşınmaz başında yeniden 3 kişilik harita mühendisi kurulu katılımı ile keşif yapılarak, teknik bilirkişilerden; düzeltmeye dayanak teknik rapor ve dosyaya ibraz edilen önceki raporu irdeler, hava ve uydu fotoğrafı ile kadastro paftası ölçeği harita çizim programları aracılığıyla eşitlenerek çekişmeli taşınmazın konumunun çevre parsellerle birlikte harita üzerinde gösterecek ve denetime elverişli şekilde bilimsel verilere dayalı biçimde rapor alınmalı, alınan bu rapor da değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece eksik incelemeye dayalı ve davayı aydınlatma yükümlüğüne aykırı olarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup; davalı Hazine vekili, davalı Köy Tüzel Kişiliği Temsilcisi ve müdahil …’ın temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz eden Köy Tüzel Kişiliği ve …’a iadesine, 23.12.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.