YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11476
KARAR NO : 2013/11908
KARAR TARİHİ : 05.12.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
KANUN YOLU : TEMYİZ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında … Köyü çalışma alanında bulunan 18.202,25 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, ne sebeple tespit dışı bırakıldığı belirtilmeksizin tespit harici bırakılmıştır. Davacı … ve arkadaşları, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın … mirasçıları adına tescili istemi ile dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve fen bilirkişisi raporunda (A) harfi ile gösterilen 18.202,25 metrekarelik bölümün veraset ilamındaki payları oranında davacılar adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine ve … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece; çekişmeli taşınmazın yol olmadığı gibi yolun kullanılmasına da engel olmadığı, boşluk olarak tescil harici bırakılan taşınmaz üzerinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile edinme koşullarının davacı taraf lehine gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle karar verilmiş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama yeterli değildir. Taşınmazın niteliği kesin olarak belirlenmemiş, ne zamandan beri ne şekilde, kim tarafından kullanıldığı yeterince araştırılmamış, 1953 ve 1945 doğumlu yerel bilirkişiler ile 1941 ve 1954 doğumlu davacı tanıklarının soyut anlatımları ile yetinilerek karar verilmiş, yerel bilirkişi ve tanık anlatımları komşu parsellerin tespit dayanağı olan kayıtlar ile hava fotoğrafları ve fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftalar ile denetlenmemiş, taşınmazın bulunduğu yerde 1964 tarihinde yol nedeniyle kamulaştırma yapıldığı halde kamulaştırma haritası da uygulanmamıştır. Davacı taraf irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği hukuki nedenlerine dayanarak tescil isteğinde bulunmuştur. Davaya konu taşınmazın emek ve masraf sarfı suretiyle imar-ihya işlemlerinin tamamlanarak tarıma elverişli hale getirilmesine müteakip, kazanmayı sağlayacak zilyetlik süresinin geçmesi suretiyle 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 ve 17. maddeleri hükümlerine göre kazanılması mümkündür. Bir arazinin kullanım süresi ile niteliğini ve üzerindeki imar-ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihi en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarıdır. Hava fotoğraflarının en az iki ayrı zamana ilişkin olması gerekir. Bu konuda sağlıklı bir yargıya ulaşmak için dava tarihinden geriye doğru 20-30 yıl öncesine ait (1975, 1980, 1985 yılları) stereoskopik hava fotoğraflarının dosya arasına konulması ve bu fotoğrafların stereoskopla incelenmesi gerekir. Stereoskopik çift hava fotoğrafı, bir stereoskop altında incelendiğinde arazinin üç boyutlu görülmesi, taşınmazın çekim tarihindeki sınırlarının ve niteliğinin belirlenebilmesi, bu yolla ekilemeyen alanların net bir biçimde tespitinin yapılabilmesi mümkündür. Mahkemece uyuşmazlığın çözüme kavuşturulabilmesi için gerekli bulunan hava fotoğraflarından yararlanılmamıştır. Diğer yandan, bölgede yol yapımından dolayı kamulaştırmanın yapıldığı belirlendiği ve kamulaştırma evrakları getirtildiği halde kamulaştırmanın yapıldığı tarih itibariyle kamulaştırma alanında kalan taşınmaz bölümü açısından davacı lehine zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği düşünülmemiştir. Hal böyle olunca, hava fotoğrafları Harita Genel Komutanlığı’ndan tarihleri açıkça yazılmak suretiyle istenilerek dosya arasına konulmalıdır. Bundan sonra, 3 kişilik ziraat mühendisleri kurulu, jeodezi veya fotogrametri uzmanı harita mühendisinden oluşacak bilirkişi heyeti aracılığıyla yapılacak keşifte, belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda inceleme yaptırılarak; çekişme konusu taşınmaz hava fotoğraflarında gösterilmeli, bu yerin önceki ve şimdiki niteliğinin, imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığının ve tamamlandığının, arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesine çalışılmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri de bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporuyla ve komşu taşınmazlara ait tespitlerin dayanağı kayıtlar varsa bu kayıtlar ile denetlenmeli, kamulaştırma sahası içinde kalan bölüm açısından kamulaştırma tarihi itibariyle mülkiyet hakkının doğup doğmadığı hususu göz önünde bulundurulmalı, daha sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 05.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.