Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2013/11711 E. 2013/10956 K. 18.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11711
KARAR NO : 2013/10956
KARAR TARİHİ : 18.11.2013

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucu Sümer Mahallesi çalışma alanında bulunan 160 ada 173 parsel sayılı 4.838,32 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz sahipli yerlerden olup maliki bilinemediğinden hak kaybına sebebiyet vermemek için tarla vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı …, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tapu iptal ve tescil istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulü ile çekişmeli 160 ada 173 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisinin 31.01.2013 tarihli rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen 1.528,11 metrekarelik bölümün Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile davacı … adına yeni bir parsel numarası verilerek tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı Hazine temsilcisinin sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak davacı, dava konusu taşınmazın eşinin ölümüyle taksimen kendisine kaldığını ileri sürmüş, mahkemece de taşınmazın 30-40 yıldır davacının malik sıfatıyla zilyetliğinde olup yararına 3402 sayılı Yasa’nın 14 ve TMK’nın 713. maddesi şartları gerçekleştiği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiştir. Keşifte dinlenilen yerel bilirkişi ve tanıklar, dava konusu taşınmazın davacının kayınpederinin sağlığında yaptığı paylaşım sonrasında davacının kocasına kaldığını, onun ölümü ile davacıya kaldığını beyan etmişlerse de; davacının ileri sürdüğü taksim hususunda beyanları alınmamıştır. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için, miras bırakan olan davacının eşinin nüfus kaydı getirtilip, tüm mirasçıları tespit olunduktan sonra, mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, aynı yöntemle belirlenecek taraf tanıkları huzuruyla yeniden keşif yapılmalı; yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazın evveliyatının kime ait olduğu, davacının kayınpederi tarafından sağlığında davacının eşine verilmiş ise davacının eşinin ölümü ile tüm mirasçıların veya yasal temsilcilerinin katılımıyla geçerli bir paylaşım yapılıp yapılmadığı, kimin ne zamandır ve ne sıfatla taşınmaza zilyet olduğu, hususlarında olaylara dayalı ayrıntılıbilgi alınmalıdır. Paylaşımın varlığı kanıtlanamadığı takdirde mirasçılar arasında elbirliği ile mülkiyet hükümlerinin söz konusu olacağı ve mirasçı sıfatıyla taşınmaza zilyet olan davacının tek başına adına tescil istemi ile açtığı davanın dinlenemeyceği göz önünde bulundurulmalı, bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece, bu hususlar göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 18.11.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.