Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2013/11981 E. 2013/11702 K. 03.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11981
KARAR NO : 2013/11702
KARAR TARİHİ : 03.12.2013

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucu Kayabaşı Köyü çalışma alanında bulunan temyize konu 149 ada 75 parsel sayılı 5150,03 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı, tapu dışı satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak tarla vasfıyla davalı … adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacılar … ve arkadaşları aynı tapu kaydına, miras yolu ile gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tapu iptal ve tescil istemiyle dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz, 1.8.1960 tarihli, 675 sıra numaralı tapu kaydı ile davacıların miras bırakanı Hasan Arslan adına kayıtlı iken kayıt malikince 50 yıl önce tapu dışı yolla davalıya satıldığı ve zilyetliğinin devredildiği belirtilerek davalı adına tespit edilmiştir. Davacılar da aynı tapu kaydına ve miras yolu ile gelen hakka dayanmışlardır. Buna göre uyuşmazlık, davalı taraf yararına 3402 sayılı Yasa’nın 13/B-b maddesindeki koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği noktasındadır. Her ne kadar mahkemece davalı tarafın dayandığı tapu kaydının taşınmaza uyduğu, davacı tarafın taşınmaz üzerindeki zilyetliğini kanıtlayamadığı gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de; her iki taraf da aynı tapu kaydına dayandığı ve tapu kaydının mülkiyet belgesi niteliğinde olduğu göz önüne alındığında varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Hal böyle olunca doğru sonuca varılabilmesi için taşınmazı kayıt malikinden tapu dışı yolla (satın almak suretiyle) iktisap ettiğini iddia eden davalı tarafın bu iddiasının ve ayrıca kadastro tespitinin yapıldığı tarihe kadar en az on yıl süre ile zilyet olduğunun kanıtlanması için bildirdiği tüm tanıklar ve yerel bilirkişiler hazır olduğu halde taşınmazın başında yeniden keşif yapılarak, belirtilen hususta bilirkişiler ve tanıkların beyanları alınmalı, beyanlar arasında çelişki olduğunda yöntemince giderilmeli, 3402 sayılı Yasa’nın 13/B-b maddesinde öngörülen iktisap koşullarının davalı yararına oluşup oluşmadığı kesin olarak belirlenmelidir. Davalı tarafın iddiasını kanıtlayamaması halinde tapu kaydının mülkiyet belgesi alması nedeniyle kayıt kapsamında kalan yerde kayıt malikinin mirasçılarının zilyetliği bulunmamasının mülkiyet hakkını ortadan kaldırmayacağı göz önünde bulundurularak bir karar verilmelidir. Mahkemece bu hususların gözardı edilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz eden davacılara iadesine, 03.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.