YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/12006
KARAR NO : 2013/11599
KARAR TARİHİ : 29.11.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KULLANIM KADASTROSU
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kullanım kadastrosu sırasında, …. Köyü çalışma alanında bulunan 119 ada 8 parsel sayılı 34,42 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine 6831 sayılı Yasa’nın 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve …’in fiili kullanımında bulunduğu şerhi yazılarak bahçe vasfı ile davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı …, kadastro çalışmaları sırasında taşınmazın yüzölçümünün eksik ölçüldüğünü belirterek, yüzölçümünün 165 metrekare olarak düzeltilmesi istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacının davasının “görev yönünden reddine” karar verilmiş; hüküm, davacı … vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacının talebinin 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 41. maddesi uyarınca teknik hataların düzeltilmesi mahiyetinde olduğu ve idari işlem basamakları atlanıp kadastro müdürlüğüne başvurulmadan dava açılamayacağı belirtilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de mahkemenin değerlendirmesi ve kabulü dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Dava, kullanım kadastrosu tespitine karşı askı ilan süresi içinde açılmış bir tespite itiraz davasıdır. Dava açılmakla kadastro tutanağının kesinleşmesi önlenmiştir. Oysa, 3402 sayılı Yasanın 41. maddesi ancak “kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumları kesinleşmiş olan taşınmazlar” hakkında uygulanabilir. Dava açılmakla tutanak kesinleşmeyeceğinden, askı ilan süresi içinde açılan dava, kadastro sırasında yapılan teknik hatalardan kaynaklanıyor dahi olsa, kadastro mahkemesi görevlidir ve işin esasını incelemek zorundadır. Diğer taraftan, mahallinde yapılan keşiften, davacının talebinin teknik hataların düzeltilmesinden kaynaklanmadığı; kendi fiili kullanımında olan bir kısım taşınmaz bölümlerinin komşu taşınmazlarda kaldığı iddiasına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim düzenlenen fen bilirkişi raporunda, davacının iddia ettiği bölümlerden (D) harfi ile gösterilen bölümün orman sınırları içinde kaldığı, (B) harfiyle gösterilen bölümünün haritasında yol olarak gösterilen alanda kaldığı ve (A) bölümünün ise kullanıcısız olarak Hazine adına tespit edilen komşu 119 ada 7 parsel sayılı taşınmaz içinde kaldığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; öncelikle, hakkında kullanım kadastrosu tutanağı düzenlenmeyen ve fen bilirkişi raporunda (D) ve (B) harfleriyle gösterilen bölümler yönünden kadastro mahkemesinin görevsizliğine ve dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmelidir. 119 ada 7 parsel sayılı taşınmaz içinde kalan bölüme gelince; davcının davası yüzölçümünün büyütülmesi isteminden kaynaklanmakla komşu parsellere yönelik kabul edileceğinden, dava tarihinde 119 ada 7 parsel sayılı taşınmaz hakkında da dava açılmıştır. Bu nedenle mahkemece, 119 ada 7 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağı kesinleştirilerek tapuya tescil edilmiş ise, mevcut dava nedeniyle kesinleştirme hukuken değer taşımayacağından tutanak aslı istenmeli ve tapu kaydına davalı olduğuna dair şerh verilmeli; başka bir dosya nedeniyle kadastro mahkemesinde davalı ise aynı parsel hakkındaki davalar birleştirilmelidir. Diğer taraftan kullanım kadastrosuna itiraza ilişkin davaların kayıt maliki olan Hazine’ye ve varsa kullanıcı şerhi sahibine yöneltilmesi zorunludur. Somut olayda davacı tarafın davasını Kadastro Müdürlüğüne yöneltmiş bulunması isabetsiz ise de bu husus temsilcide yanılma mahiyetinde olduğundan davacıya, 119 ada 7 parsel sayılı taşınmaz yönünden Hazineyi davaya dahil etmesi için imkan tanınmalı bundan sonra işin esasına girilerek bir karar verilmelidir. Mahkemece açıklanan şekilde işlem yapılmak yerine, dava dilekçesine farklı anlam yüklenmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir. Davacı … vekili ile davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz eden davacıya iadesine, 29.11.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.