Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2013/12166 E. 2013/12873 K. 18.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/12166
KARAR NO : 2013/12873
KARAR TARİHİ : 18.12.2013

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kullanım kadastrosu sırasında 145 ada 15, 19, 168 ada 2, 3, 171 ada 13 parsel sayılı 3217,28, 1422,55, 751,34, 263,26 ve 2001,80 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, beyanlar hanesine 6831 sayılı Yasa’nın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve taşınmazın İbrahim oğlu … kullanımında olduğu şerhi verilerek Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı …, miras yoluyla gelen hakka dayanarak kendi adına da zilyetlik şerhi verilmesi istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine, çekişmeli taşınmazların tespit gibi davalı … adına tapuya tesciline, çekişmeli taşınmazlar üzerindeki fındık bahçelerinin davalı İbrahim oğlu …’in kullanımında olduğunun ve 145 ada 15 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binanın davalıya ait olduğunun beyanlar hanesine şerhine karar verilmiş; hüküm, davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, taşınmazların öncesinde tarafların miras bırakanı İbrahim’in zilyetliğinde iken adı geçenin sağlığında çocukları davacı … ve davalı …’e verdiği, ancak ölümüne kadar oğlu …’le birlikte kullandığı, ölümünden sonra da davalı …’in taşınmazlarda tek başına kullanımını sürdürdüğü, davacının zilyetliğinin bulunmadığı, İbrahim’in öldüğü tarihte taşınmazın orman sınırları dışına çıkarılmamış olması nedeniyle mirasçılarına intikal edecek zilyetliği bulunmadığı gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiştir. Yapılan keşifte dinlenilen yerel bilirkişi ve tanıklar, İbrahim’in çekişmeli taşınmazları sağlığında davada taraf olmayan oğlu …’e verdiğini, ancak bir süre sonra zilyetliğini para karşılığında devraldığını sonra da oğulları…’e devrettiğini ancak ölene dek kendisinin kullandığını belirtmişler, …’in eşi olan davalı tanığı … ise kocası …’in İbrahim tarafından kendisine verilen taşınmazları daha sonra tekrar muris İbrahim ile davalı …’e devrettiğini ve onların kullandığını, İbrahim’in ölümünden sonra ise sadece …’in kullandığını belirtmiştir. Bu durumda taraflar arasındaki uyuşmazlık İbrahim’in taşınmaz üzerinde ölümüne dek sürdürdüğü fiili kullanımın kendisi adına mı yoksa oğlu davacı … adına mı olduğu noktasında toplanmaktadır. Ancak, yapılan araştırma ve inceleme bu konuyu aydınlatacak yeterlilikte bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, daha önce dinlenen yerel bilirkişiler ve tanıklar ile tespit bilirkişileri hazır olduğu halde yeniden taşınmazların başında keşif yapılmalı, adı geçenlerden İbrahim’in taşınmazlarda sürdürdüğü zilyetliğin oğlu … adına mı, yoksa kendisi adına mı olduğu, kendisi adına ise, taşınmazların zilyetliğin başladığı tarihteki niteliğinin kullanım kadastrosu yönünden önemli olmadığı göz önünde tutularak, ölümünden sonra mirasçıları arasında fiili kullanıma ilişkin geçerli bir paylaşma olup olmadığı sorulup saptanmalı, beyanlar arasındaki çelişkiler giderilmeli, bundan sonra toplanan deliller değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar göz ardı edilerek eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 18.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.