YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/12202
KARAR NO : 2013/12877
KARAR TARİHİ : 18.12.2013
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KULLANIM KADASTROSU
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kullanım kadastrosu sırasında … Köyü çalışma alanında bulunan 225 ada 14 parsel sayılı 63,51 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, beyanlar hanesine 6831 sayılı Yasa’nın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve taşınmazın 1994 yılından beri … kızı …’ın kullanımında olup, 2001 yılında 2 katlı kargir ev yaptığı şerhi verilerek, 225 ada 15 parsel sayılı 74,47 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, beyanlar hanesine 6831 sayılı Yasa’nın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve taşınmazın 2000 yılından beri … kızı …’in kullanımında olup, 2001 yılında 2 katlı kargir ev yaptığı şerhi verilerek, bahçe niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı … satın almaya dayanarak 15 parsel sayılı taşınmazda da kendi adına zilyetlik şerhi verilmesi istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın açılmamış sayılmasına, 224 ada 14 parsel sayılı taşınmazın kesinleştirilmek üzere Tapu Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacı vekiline, davalıların kullanıcı olarak gösterildiği parsel numaralarını müvekkili ile görüşüp mahkemeye bildirilmesi hususunda süre verildiği, 28.12.2011 tarihli dilekçe ile davacı vekilinin istifa ettiği ve istifa dilekçesinin davacıya tebliğ edildiği, buna karşın davacının hiçbir duruşmaya gelmediği ve kendini bir vekille de temsil ettirmediği, davacının dava konusu ettiği 225 ada 14 parsel sayılı taşınmazın davacı adına tespit gördüğü, verilen sürelere rağmen davacı ve vekilinin başkaca bir parsele husumet yöneltmediği ve delil de sunmadığı, davacının iddiasını ispata yarar delil ve belgeleri ibraz etmesi gerektiği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Davacı dava dilekçesinde tebligata esas adresini açıkça bildirmiş, yargılama sırasında bir vekile vekalet vermiş, ancak vekil 28.12.2011 tarihinde vekillikten istifa etmiş, istifa dilekçesi 20.01.2012 tarihinde Tebligat Kanunu’nun 21. maddesine göre davacının dava dilekçesinde bildirdiği adrese değil kapı ve daire numarası farklı olan Mernis adresine yapılmış, gerekçeli karara ilişkin tebligat da davacının Mernis adresine çıkartılmış ancak postacı tarafından tebligat üzerindeki adresin kapı ve daire numaraları çizilip, dava dilekçesindeki kapı ve daire numaraları yazılarak tebliğ edilmiştir. Tebligat Kanunu’nun 21. maddesi bütünüyle yorumlandığında taraflara yapılacak tebligatların öncelikle gösterdikleri adrese yapılması esas olup somut olayda davacı dava dilekçesinde Mernis adresinden farklı bir adres göstermiş olduğundan mahkemece doğrudan Mernis adresine tebligat yapılmasında isabet bulunmamaktadır. Bu nedenle vekilin istifasına ilişkin tebligatın davacıya usulüne uygun tebliğ edildiği söylenemez. Ayrıca mahkemenin gerekçesinde sözü edilen ara kararlar da davacıya tebliğ edilmemiştir. Bu nedenlerle mahkemenin ara karar gereğinin yerine getirilmediği gerekçesi dosya kapsamına uygun değildir. Kaldı ki davacı, dava dilekçesinde kendisine ait 225 ada 14 parsel sayılı taşınmazın 157 metrekarelik bölümünün davalı …’in zilyet olduğu taşınmaza dahil edildiğini öne sürerek dava açmıştır. Dosya içine gelen tutanak örneğinden davacı lehine şerh verilen 14 parsele komşu olan 15 parsel sayılı taşınmazın zilyedi olarak …’in beyanlar hanesinde gösterildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle davanın bu taşınmaza yönelik açıldığının kabulü gerekir. Hal böyle olunca; 225 ada 15 parsel sayılı taşınmazın Kadastro Mahkemesinin 2010/43 Esas sayılı dosyasında da davalı olduğu anlaşıldığından tutanak aslının getirtilip bu dosya içine konulması ve sözü edilen davanın derdest olması halinde aynı taşınmaz hakkındaki davaların birlikte görülmesi gereği göz önüne alınarak dava dosyalarının birleştirilmesi, dava dilekçesinde yer alan diğer davalıların taraf sıfatlarının bulunup bulunmadığının incelenmesi ve mahkemece işin esasına girilerek toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle işin esası hakkında bir hüküm kurulması gerekirken yazılı gerekçeyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle BOZULMASINA, peşin alınan harcın talep halinde temyiz edene iadesine, 18.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.