YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/12615
KARAR NO : 2013/11607
KARAR TARİHİ : 29.11.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında ….. Köyü çalışma alanında bulunan 1182 parsel sayılı 244.00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … … İnan adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı …, 1182 parselle bütünlük arzettiği iddiasıyla bitişiğinde köy boşluğu olarak tescil harici bırakılan alanın irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı nedeniyle adına tescili istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro sırasında tescil harici bırakılan yer hakkında zilyetliğe dayalı tescil istemi ile açılmıştır. Mahkemece, kadastro tespitinin kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç mevzuata uygun bulunmamaktadır. Ayni haklar, yasal sınırlama bulunmadığı sürece her zaman ve herkese karşı ileri sürülebilir. Ayrıca, gayrimenkul mevzuatımızda, hakkında kadastro tutanağı düzenlenmeyip tescil harici bırakılan yerler hakkında açılacak davaları süre yönünden sınırlayan bir hüküm bulunmayıp, 3402 sayılı Yasa’nın 12/3. maddesinde öngörülen süre de, kadastro tespiti yapılarak kesinleşen parsellere ilişkindir. Hal böyle olunca, açılan dava yönünden hak düşürücü sürenin uygulama alanı bulunmadığı göz önüne alınmalı, ancak davacının miras bırakanından kalan taşınmazın adına tescili istemi ile dava açmış olması nedeni ile, taksim, bağış vs. yolla taşınmazın kendisine kalıp kalmadığı HMK’nın 31. maddesi ile hakime verilen ödev kapsamında araştırılarak, davacıya açıklattırılmalı, yapılacak keşifle bu iddiasının doğru olup olmadığı belirlenmeli, bu durumun tespit edilmesi halinde değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. Aksi halde, tereke iştirak halinde mülkiyet hükümlerine tabi ise, davacının tek başına tescil istemi ile dava açamayacağının göz önüne alınması gerekmektedir. Bu nedenlerle, davacı …’ın temyiz itirazları yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, 29.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
G/K