Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2013/12856 E. 2013/11819 K. 03.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/12856
KARAR NO : 2013/11819
KARAR TARİHİ : 03.12.2013

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kullanım kadastrosu sonucunda Karanlıkdere Köyü çalışma alanında bulunan 128 ada 6 ve 130 ada 3 parsel sayılı 1242.04 ve 20130.42 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Yasa’nın 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve ayrı ayrı 1980 tarihinden itibaren … ve …’nun fiili kullanımında bulunduğu şerhi yazılarak tarla vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı …, taşınmazların kendi fiili kullanımında olduğu iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda …’ya karşı açılan davanın husumet nedeniyle reddine, Mesut ve …’ya karşı açılan davanın kabul beyanları nedeniyle kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazların kim tarafından ne zamandır ve ne şekilde kullanıldığı hususunda yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına başvurulmaksızın beyanlar hanesinde lehine zilyetlik şerhi verilen … ve …’nun kabul beyanları esas alınarak hüküm kurulmuş ise de; varılan sonuç dosya kapsamına ve yasal düzenlemelere uygun değildir. Dava kullanım kadastrosu sonucu oluşan tutanağın beyanlar hanesindeki zilyetlik şerhine yöneliktir. Davacı taşınmazları fiilen kullandığı iddiasına dayanarak dava açtığına göre bu iddiasını taşınmazların maliki olan Hazineye karşı da ispat etmesi gerekir. 3402 sayılı Yasa’ya 5831 sayılı Yasa ile eklenen Ek 4. maddede, bu maddeye göre yapılacak kadastro sırasında fiili kullanım durumunun esas alınacağı, kim veya kimlerin ne zamandan beri kullanımında olduğunun beyanlar hanesinde gösterileceği belirtilmiştir. Hal böyle olunca doğru sonuca ulaşabilmek için, usulünce belirlenecek yerel bilirkişiler ve davacı tarafça bildirilerek tanıklar ile uzman bir ziraatçi bilirkişinin katılımıyla mahallinde keşif yapılmalı, yerel bilirkişiler ve tanıklardan taşınmazların fiili kullanımının kimde olduğu, kim veya kimler tarafından ne zamandan beri ne şekilde kullanıldığı hususlarında olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, beyanlar arasında aykırılık bulunması halinde çelişki giderilmeye çalışılmalı, ziraatçi bilirkişiden kullanımın şekli ve taşınmazların niteliği konusunda rapora alınarak, bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte incelenerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar göz ardı edilerek, eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de; hüküm fıkrasında taraflara yüklenen hak ve borçların açıkça gösterilmesi gerekirken, sadece davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmesi ile yetinilmesi de isabetsiz olup, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 04.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.