Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2013/13851 E. 2013/13239 K. 23.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/13851
KARAR NO : 2013/13239
KARAR TARİHİ : 23.12.2013

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KULLANIM KADASTROSU

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kullanım kadastrosu sonrasında … Köyü çalışma alanında bulunan 111 ada 6 parsel sayılı 64671,18 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz beyanlar hanesine 6831 sayılı Yasa’nın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve tamamının göl mutlak koruma alanında bulunduğu şerhi verilerek Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı …, dava konusu taşınmazın kendi zilyetliğinde bulunduğu iddiasıyla lehine zilyetlik şerhi verilmesi talebi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın zilyetliğin korunması davası olduğu belirtilip görevsizlik kararı verilmiş; hüküm, Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece; davacının davasının zilyetliğin korunması olduğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; varılan sonuç dosya kapsamına uygun değildir. Davacı dava dilekçesinde dava konusu taşınmazda 3402 sayılı Yasa’nın Ek-4 maddesi gereğince kullanım kadastrosu yapıldığını belirtip lehine zilyetlik şerhi verilmesi talebi ile dava açmıştır. Dosya kapsamından da dava konusu 111 ada 6 parsel sayılı taşınmazda 3402 sayılı Yasanın Ek-4 maddesi kapsamında kullanıcı ve muhdesat sahiplerinin belirlenmesi amacıyla kullanım kadastrosu yapıldığı ve tutanağın 16/06/2010-15/07/2010 tarihleri arasında askı ilanına çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda dava konusu taşınmazın tapu kaydının oluştuğu tarihten itibaren 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde kullanım kadastrosuna itiraza ilişkin olarak Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açılabilir. Hal böyle olunca işin esasına girilerek dava konusu taşınmazda davacının zilyetliğinin bulunup bulunmadığı yöntemince araştırılmalı ve sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Mahkemece davanın niteliğinin zilyetliğin korunması davası olduğu kabul edilmek suretiyle yanılgılı değerlendirme yapılarak yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 23.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.