Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2013/13988 E. 2013/13735 K. 30.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/13988
KARAR NO : 2013/13735
KARAR TARİHİ : 30.12.2013

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KULLANIM KADASTROSU

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kullanım kadastrosu sonucunda … Köyü çalışma alanında bulunan 101 ada 7 parsel sayılı 14476,25 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz beyanlar hanesine 6831 sayılı Yasa’nın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve 1986 yılından beri … oğlu …’nun kullanımında olduğu şerhi verilerek tarla niteliği ile Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı …, taşınmazın beyanlar hanesinde yazılı baba adının … olarak düzeltilmesi istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, taşınmazın tapu kaydında … olan baba adının … olarak düzeltilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, taşınmazın davacının kullanımında olduğu beyanlar hanesine baba adının sehven yanlış yazıldığı gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de, verilen karar dosya kapsamına, usul ve yasa hükümlerine uygun bulunmamaktadır. Her ne kadar dava beyanlar hanesindeki yanlış yazılan baba adının düzeltilmesi istemi ile açılmış ise de, dosyaya getirtilen nüfus kayıtlarının incelenmesinden tutanağın beyanlar hanesinde yer alan … oğlu …’nun davacının babası olup 1986 yılında öldüğü ve davacı dışında başkaca mirasçılarının da olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davanın adı geçenin diğer mirasçılarına da yöneltilmesi gereken beyanlar hanesinde şerhin iptali ve kendi adına şerh verilmesi istemini içerdiği kuşkusuzdur. O halde, kullanım kadastrosuna itiraz davalarında davacı tarafın Hazineye ve varsa kullanıcılarına karşı ispat yükümlülüğü nedeniyle husumetin, tespit maliki Hazine ile birlikte varsa tutanağın beyanlar hanesinde lehine kullanıcı şerhi verilen kişi ya da kişilere yöneltilmesi zorunlu olup, özen gösterilmediği takdirde hak sahipliğinin değişikliği sonucunu doğuracak bu tür davaların çekişmesiz yargı işi olduğundan da söz edilemez. Davacı tarafın, Hazineye ve diğer şerh sahiplerine karşı ispat yükümlülüğü bulunduğu dikkate alındığında eldeki dava, çekişmesiz yargı işi de olmadığından Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevine girmemektedir. Başka bir deyişle, kadastro tespit tutanağının kesinleştiği ve davanın çekişmeşiz yargı işi de olmadığı gözetildiğinde eldeki davada görev, genel mahkeme sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesine ait bulunmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 1. maddesi gereğince mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin olup, bu hususun re’sen gözetilmesi gerekir. Hal böyle olunca, mahkemece taraf teşkili sağlanmaksızın davanın esasına girilmesi hatalı olduğu gibi görev yönünün de düşünülmemesi isabetsiz olup, açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 30.12.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.