Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2013/1822 E. 2013/8011 K. 10.07.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1822
KARAR NO : 2013/8011
KARAR TARİHİ : 10.07.2013

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KULLANIM KADASTROSU

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kullanım kadastrosu sırasında 212 ada 7 parsel sayılı 161.85 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz beyanlar hanesine 6831 sayılı Yasa’nın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve kullanıcısının tespit edilemediği şerhi verilerek bahçe niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı …, taşınmazın kendi kullanımında olduğu ve alanının da 180 metrekare olduğu iddiası ile adına zilyetlik şerhi verilmesi istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın görev yönünden reddine, karar kesinleştiğinde dosyanın talep halinde görevli Ümraniye Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davanın süresinde açılmadığı ve kadastro tutanağının kesinleştiği gerekçeleri ile dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Davacı tarafından ilk kez askı ilan süresi içinde Kadastro Mahkemesine adına zilyetlik şerhi verilmesi istemi ile dava açılmış, bu dosyada davacı tarafa duruşma gününü bildiren davetiye tebliğ edilmek istenmiş ancak dava dilekçesinde gösterilen adresten ayrılması nedeni ile duruşma günü tebliğ edilememiş, mahkemece dava dilekçesinin unsurlarını düzenleyen HUMK’nun 179. maddesinde davacının tebligata yarar adresinin bildirilmediği gerekçesi ile dava dilekçesinin reddine karar verilmiş, kararın gerekçesinde de kararın kesinleşmesinden itibaren 10 gün içinde yeni bir dilekçe ile başvurulmuş olması halinde davanın süresinde açılmış sayılacağı belirtilmiştir. Davacı tarafından iş bu kararın kesinleşmesinden itibaren 10 günlük süre içinde temyize konu olan dava açılmıştır. Dava açıldığı tarihte yürürlükte olan HUMK’nun 179. maddesinde dava dilekçesinin neleri içereceği sayılmış ancak bu unsurlardan birinin eksik olması halinde sonucunun ne olacağı belirtilmemiştir. Kıyas yolu ile yapılacak uygulamaya göre hakim dilekçedeki unsurların eksikliği halinde davacı tarafa HUMK’nun 180 /2. maddesi gereğince eksikliği gidermek üzere 10 günlük süre verir ve bu süre içerisinde eksiklik giderilmezse HUMK’nun 193. maddesi gereğince dava dilekçesinin iptaline karar verir. Dilekçenin iptaline ilişkin kararlar 05.05.1943 gün ve 4/17 sayılı içtihadı birleştirme kararı hükmünce nihai kararlardan olup temyizi ve tashihi kararı mümkündür. HUMK’nun 193/1 ve 3. fıkraları hükmünce davacı bu iptal kararının kesinleşmesi tarihinden itibaren on gün içinde yeni bir dilekçe vermeye mecburdur, belirtilen bu süre içinde verilen yeni dilekçe ile açılan dava yeni bir dava olmayıp daha önce açılmış bulunan davanın devamı niteliğindedir. Kaldı ki; mahkemenin gerekçesi ve hükmü de aynı yönde olup davacı taraf da mahkeme kararında yazılı olduğu şekilde hareket etmiştir. Buna göre mahkeme gerekçesinde öngörülen sürede yeniden dava açıldığına göre davanın önceki davanın devamı sayılacağının kabulü gerekir. Hal böyle olunca mahkemece yargılamaya devam edilerek çekişmenin esasının incelenmesi ve esas hakkında bir hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, 10.07.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.