Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2013/2321 E. 2013/5959 K. 30.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2321
KARAR NO : 2013/5959
KARAR TARİHİ : 30.05.2013

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında …Köyü çalışma alanında bulunan 17 parsel sayılı 454.000,000 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı nedeniyle davalı … ve müşterekleri adına tespit edilmiştir. Davacı …, tapu kaydına dayanarak taşınmazın adına tescili istemiyle dava açmıştır. Yargılama sırasında, … tapu kaydına, …kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine, Hazine ise tapu kaydı miktar fazlasının devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasına dayanarak davaya katılmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, Hazine dışındaki müdahillerin davasının reddi, davacının davasının kısmen kabulü ve müdahil Hazinenin davasının kabulü ile çekişmeli taşınmazın 20.05.2011 tarihli fen bilirkişisi raporunda (A) harfi ile gösterilen 48.000,00 metrekare yüzölçümündeki bölümünün … mirasçıları adına, (B) harfi ile gösterilen 406.000,00 metrekare yüzölçümündeki bölümün ise Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … mirasçısı …, davalı …mirasçısı … ve davalı … mirasçısı … vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece, … vekilinin temyiz talebi yönünden, süresinde yapılmadığından bahisle, temyiz inceleme isteminin reddine karar verilmiş; hüküm … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Kararın, davalı …., mirasçısı … ve arkadaşları vekiline tebliğ edildiği tarih ile temyiz tarihi arasında, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 432/1. maddesinde öngörülen 15 günlük temyiz süresi geçmiş olup mahkemece temyiz istemlerinin bu nedenle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davalı … mirasçısı … ve arkadaşları vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile temyiz isteminin süre yönünden reddine ilişkin ek kararın ONANMASINA,
2- Davacı … mirasçısı … ve davalı …mirasçısı …’nın temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece, davacıların tutunduğu tapu kaydının taşınmaza uyduğu, davalıların tutundukları kayıtların ise uymadığı ve her iki tarafın da çekişmeli taşımaz üzerinde mülk edinmeyi sağlayan zilyetliklerinin
bulunmadığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; mahkemenin kabulü dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Dava konusu 17 parsel sayılı taşınmaz, 454.000,00 metrekare yüzölçümü ile Ağustos 1937 tarih ve 5, Şubat 1948 tarih ve 67, Aralık 1948 tarih ve 105 sıra numaralı tapu kayıtları kapsamında kalması nedeniyle davalıların murisleri adına tespit edilmiştir. Davacı …, T.Evvel 1318 tarih ve 217 sıra numaralı 48 dönüm miktarlı ve hudutları “dere, hark ve sahibi senet” olan tapu kaydı ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın tamamının adlarına tescilini talep etmiştir. Davalıların tutunduğu ve tespite esas tapu kayıtlarının geldisi olan Şehri Mezkur 33 sıra numaralı tapu kaydı ise 400 dönüm (367.600,00 metrekare) miktarlı olup hudutları doğusu “…, Deresi”, batısı “…., Harkı”, güneyi “…”, kuzeyi ise “… karyesi ve Değirmen bendi” okumaktadır. Taraflar arasındaki ihtilaf, taşınmazın, tutunulan tapu kayıtlarının kapsamında kalıp kalmadığı, kapsam dışında kalan bölümler yönünden ise kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle iktisap şartlarının oluşup oluşmadığı hususlarında toplanmaktadır. Mahkemece, 1969 ve 1970 yıllarında yapılan keşiflerde; çekişmeli taşınmazın güney hududunda “değirmen”, batı hududunda “değirmen harkı”, kuzey hududunda “değirmen bendi ve kerh deresi” doğu hududunda ise davacıların taşınmazlarının (sahibi senet) olduğu tereddüte yer bırakmayacak şekilde saptanmıştır. Şu halde; davacıların tutunduğu T. Evvel 1318 tarih ve 217 sıra numaralı tapu kaydı, çekişmeli taşınmazın doğu hududunda kendi adlarına kayıtlı taşınmazların bulunması, kerh deresi ve değirmen harkı sınırları itibariyle çekişmeli taşınmaza uymaktadır. Davalıların dayanak tapu kaydının ise, yukarıda açıklandığı üzere, güney, batı ve kuzey hudutları itibariyle taşınmaza uyduğu anlaşılmaktadır. Tapu kayıtlarının gayri sabit hudutlu olmaları ve çekişmeli taşınmazın yüzölçümünün her iki tarafın tutunduğu tapu kayıtlarının miktarından fazla olması karşısında, her iki tarafın dayandığı tapu kayıtlarının da çekişme konusu taşınmazın farklı bölümlerine ait olduğu, ancak kayıtların gayri sabit hudutlu olması sebebiyle miktarları ile geçerli bulundukları saptanmıştır. Mahkemece mahallinde yapılan keşifler ve tüm dosya kapsamından, çekişmeli taşınmazın kadastro tespit gününden geriye doğru uzun yıllardır davalılar ile murislerinin zilyetliğinde bulunduğu ve lehlerine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle mülk edinme koşullarının oluştuğu; davacıların zilyetliğinin ise 1990’lı yıllardan sonra başladığı sonucuna ulaşılmaktadır. Hal böyle olunca; davacıların dayandığı tapu kaydına, çekişmeli taşınmaz içerisinde ve sahibi senet taşınmazına (dava dışı 35 parsel sayılı taşınmaz) bitişik olan güney doğu bölümünden kayıt miktarı ile sınırlı olarak (48 dönüm) kapsam tayin edilerek fen bilirkişi rapournda gösterilecek bu bölümün ifrazı ile davacılar adına tesciline; taşınmazın kalan bölümünün davalı tarafın tutunduğu 400 dönüm (367.600 metrekare) yüzölçümündeki tapu kaydı kapsamında kalması ve kayıt miktar fazlası üzerinde davalılar lehine zilyetlikle iktisap şartları oluştuğunun anlaşılması karşısında taşınmazın geriye kalan bölümünün tespit gibi tesciline karar vermek gerekirken, hatalı değerlendirmeyle yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. Tarafların temyiz itirazları, açıklanan bu sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, 30.05.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.