YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2633
KARAR NO : 2013/5775
KARAR TARİHİ : 28.05.2013
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında Mescitli Köyü çalışma alanında bulunan temyize konu 876, 877, 878, 879 ve 926 parsel sayılı 625, 190, 185, 1306 ve 1146 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, davalı olduklarından söz edilerek malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı Hazine, tarafından … …, …, … ve …., hasım gösterilmek suretiyle Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan el atmanın önlenmesi davası çekişmeli taşınmazlar hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesinde çekişmeli parsel tutanakları ile dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; davanın reddine, çekişmeli 876 parsel sayılı taşınmazın davalı … Akdik mirasçısı …adına, 877 ve 879 parsel sayılı taşınmazların davalı … adına, 878 parsel sayılı taşınmazın davalı … mirasçısı … mirasçıları adlarına, 926 parsel sayılı taşınmazın ise davalı … … mirasçısı …., mirasçıları adlarına tapuya tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, temyize konu taşınmazların hem davacı Hazine’nin hem de davalı tarafın dayandığı tapu kayıtları kapsamında kaldığı, ayrıca davalı tarafça imar ihya edildiği ve zilyetlik koşullarının davalı taraf lehine oluştuğu gerekçesi ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, davalı tarafın tapu kayıtlarının uygulanması hükme yeterli olmadığı gibi, zilyetlik konusunda varılan sonuç da dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Dayanak tapu kayıtları … Köyüne ait olup dava konusu taşınmazlar ise Mescitli Köyünde bulunmaktadır. Mahkemece tapu kayıtlarının köyü ve mevkii itibarı ile dava konusu taşınmazlara ait olup olmadığı araştırılmadığı gibi Eylül 1307 tarih 108, 109 ve 110 sıra numaralı dayanılan tapu kayıtlarının malikleri ve sınırlarının aynı oluş nedeni üzerinde de durulmamış, bu konuda tapu sicili üzerinden bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği düşünülmemiş, tapu malikleri ile davalılar arasındaki akdi ve irsi ilişkinin saptanmasında nüfus kayıtları ya da veraset ilamından ve tapu uygulamasında komşu parsel tutanaklarından yararlanılmamıştır. Öte yandan 926 sayılı parsel yönünden dayanılan tapu kaydında güney sınırı nehri cari, kuzey sınırı tarik yazılı olması nedeni ile taşınmazın konumu dikkate alındığında tapu kaydının sınırlarında kuzey güney doğrultusunda bir hata olup olmadığı veya tapu kaydının Harşit Çayının kuzeyinde bir yere ait olup olmadığı, taşınmazın bir babhane ebniyesi ile birlikte kahvehaneye ait olduğu belirtildiğine göre evveliyatında taşınmazın ve çevresinin yerleşim yeri niteliğinde olup olmadığı araştırılmamış, yine davalı taraf tapusunun taşınmazları kapsamaması halinde, temyize konu taşınmazları kapsamına aldığı anlaşılan Hazine tapusunun 1946 yılında oluştuğu göz önüne alındığında davalı tarafın 1945 yılında imar ihya etmek suretiyle dava konusu taşınmazlarda zilyetliğe başladıkları tarihten tapu kaydının oluştuğu tarihe kadar 20 yıllık iktisap süresinin dolmadığı göz ardı edilmiştir. Bu tür eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulamaz. Sağlıklı sonuca varılabilmesi için davalı tarafça dayanılan tapu kayıtlarının malikleri ve sınırlarının aynı oluş nedeni üzerinde de durulmalı, bu konuda tapu sicili üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılmalı, tapu malikleri ile davalılar arasındaki akdi ve irsi ilişkinin saptanmasında nüfus kayıtları ya da veraset ilamından yararlanılmalı, çekişmeli taşınmaza komşu parsellerin onaylı tutanak suretleri ve dayanağı olan belgeler tesislerinden itibaren tüm tedavülleri ile getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişilerle, tespit bilirkişileri ve taraf tanıklarının katılımı ile yeniden keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında tapu kayıtları tesislerinden itibaren tüm tedavülleriyle ve dayanakları olan tüm belgeler okunup, kayıtlarda yazılı sınırlar yerel bilirkişilere zeminde tek tek göstertilmeli, kayıtlarda yazılı olup yerel bilirkişilerce gösterilemeyen sınırların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, bilirkişi ve tanıkların zeminde gösterdiği sınırlar teknik bilirkişiye haritasında işaret ettirilmeli, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, 926 sayılı parsel yönünden dayanılan tapu kaydında güney sınırı nehri cari, kuzey sınırı tarik yazılı olması nedeni ile taşınmazın konumu dikkate alındığında tapu kaydının sınırlarında kuzey güney doğrultusunda bir hata olup olmadığı veya tapu kaydının Harşit Çayının kuzeyinde bir yere ait olup olmadığı, taşınmazın bir babhane ebniyesi ile birlikte kahvehaneye ait olduğu belirtildiğine göre evveliyatında taşınmazın ve çevresinin yerleşim yeri niteliğinde olup olmadığı belirlenmeli, yerel bilirkişi, taraf tanıkları ve tespit bilirkişileri beyanları arasında çelişki doğduğu takdirde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeli, keşfe götürülecek teknik bilirkişiye uygulanan kayıtların kapsamını belirtir ve keşfi takibe imkan verir biçimde kroki düzenlettirilmeli, taşınmazların tapu kayıtları kapsamı dışında bulunması halinde, Hazine tapusunun 1946 yılında oluştuğu göz önüne alındığında davalı tarafın 1945 yılında imar ihya etmek suretiyle dava konusu taşınmazlarda zilyetliğe başladıkları tarihten tapu kaydının oluştuğu tarihe kadar 20 yıllık iktisap süresinin dolmadığı göz önüne alınmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar gözardı edilerek eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 28.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.