YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2690
KARAR NO : 2013/5516
KARAR TARİHİ : 15.05.2013
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle; “önceki bozma ilamına uyulmasına karar verildiği halde bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği, davacıların tutundukları tapu kayıtlarının tüm tedavülleri ile getirtilmesi, revizyon görüp görmediklerinin sorulması, usulüne uygun şekilde tapu kayıtlarının taşınmaz başında uygulanması, tapu malikleri arasında geçerli bir paylaşma olup olmadığının belirlenmesi, taşınmazın bir kısmının yada tamamının tapu kaydı kapsamında kalmadığının belirlenmesi halinde, davacılar adına dava dışı 13, 28 ve 29 parsel sayılı taşınmazlar olmak üzere toplam 53.547.10 metrekare yüzölçümüyle tespit gördüğünün gözönünde bulundurulmak suretiyle tapu kaydı kapsam dışında kalan bölümler üzerinde davacılar adına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ve müdahil davacılar temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığına, davacıların tutunduğu 20.07.2004 tarih 4 nolu ve 04.03.1975 tarih 1 nolu tapu kayıtları gayri sabit hudutlu olup kapsamı ile geçerli olduğu, çekişmeli taşınmazın tapu kaydı kapsamında kalmadığı belirlendiğine göre davacı ve müdahil davacıların bu yöne ilişen temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak; mahkemece çekişmeli taşınmazın sulu arazi niteliğinde bulunduğu ve bitişiğinde bulunan 118 ada 13, 28, 49 parsel sayılı taşınmazların davacılar adına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle belgesizden toplam 53.547.10 metrekare yüzölçümüyle tespit ve tescil edildiği, bu taşınmazların da sulu arazi niteliğinde olduklarının kabulü gerekeceği böylece davacılar adına sulu arazide 40 dönümü aşkın şekilde zilyetlikten taşınmaz tespit edildiği, çekişmeli taşınmaz üzerinde davacılar lehine Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde öngörülen zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluşmadığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosyada toplanan delillere uygun düşmemektedir. Hükme esas alınan ve zirai bilirkişi … tarafından hazırlanan 06.11.2012 tarihli raporda taşınmazın sulu arazi niteliğinde olduğu belirtilmiş ise de, gerekçesi yazılmadığı gibi dosyaya sunulan fotograflardan çekişmeli taşınmazın sulu arazi olduğuna dair bir belirti görülememektedir. Diğer yandan 13.09.2006 tarihli keşif sonucunda zirai bilirkişi Seyithan Tekin tarafından düzenlenen rapor ile 18.10.2007 tarihinde yapılan keşif sonucu zirai bilirkişi … tarafından düzenlenen raporlarda çekişmeli taşınmazın sulu arazi olduğuna dair herhangi bir beyan olmadığı halde hükme esas alınan zirai bilirkişi raporu ile diğer raporlar arasındaki çelişki giderilmeksizin karar verilmesi, üstelik çekişmeli taşınmazın bitişiğinde bulunan davacılar adına tespit ve tescil edilen 118 ada 13, 28, 49 parsel sayılı taşınmazlar hakkında teknik bilgi ve uzmanlık gerektirdiği halde zirai bilirkişiden rapor alınmaksızın mahkemece sulu arazi olarak kabul edilmesi dahi doğru değildir. O halde doğru sonuca ulaşabilmek için; taşınmaz başında fen bilirkişisi ile 3 kişilik ziraat mühendisleri kurulu huzuruyla keşif icra edilmeli, ziaat bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmazın tarım arazisi niteliğinde çayır olarak kabul edilip edilemeyeceği, çekişmeli taşınmaz ile bitişiğinde bulunan ve davacılar adına tescil edilen 118 ada 13, 28, 49 parsel sayılı taşınmazların 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nun 3/J maddesi uyarınca sulu tarım arazisi niteliğinde olup olmadığı konularında bilimsel verilere dayalı ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, fen bilirkişisine keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, 15.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.