Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2013/2850 E. 2013/5517 K. 15.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2850
KARAR NO : 2013/5517
KARAR TARİHİ : 15.05.2013

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 115 ada 66, 118 ada 8, 120 ada 12, 104 ada 78 parsel sayılı sırasıyla 787.67, 272.28, 45.68 ve 7826.71 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar davalı … adına tesbit ve tescil edilmiştir. Davacı … ve arkadaşları, miras yoluyla gelen hakka ve paylaşmaya dayalı olarak davalı adına oluşan tapu kaydının iptali ile adlarına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazların tespitlerinin kesinleştiği tarih ile davanın açıldığı tarih arasında on yıllık hak düşürücü sürenin geçirildiği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki; çekişmeli taşınmazların 13.04.2001 tarihinde tespitlerinin kesinleşerek davalı adına tescil edildiği, davacı …., tarafından aynı iddia ve sebeplerle on yıllık hak düşürücü süre içerisinde çekişmeli taşınmazların murisleri … adına tescili istemiyle 23.11.2009 tarihinde dava açıldığı, davanın kabulüne dair verilen kararın 8. Hukuk Dairesince onandığı, davalının karar düzeltme talebi üzerine ölü kişi adına tescil istenemeyeceği gerekçesiyle onama kararının kaldırılarak hükmün bozulmasına karar verildiği, Erzurum 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/645 Esas, 2012/130 Karar sayılı ilamı ile de bozma doğrultusunda 08.03.2012 tarihinde davanın usulden reddedildiği, hükmün davacıya 06.04.2012 tarihinde tebliğ edildiği, eldeki davanın ise 27.03.2012 tarihinde açıldığı belirlenmiştir. Diğer bir anlatımla, hükmün kesinleşmesinden önce 08.03.2012 tarihinde davacı tarafından eldeki dava açıldığına göre bu davanın önceki davanın devamı niteliğinde olduğu açıktır. Aksinin kabulü halinde devlete ve adalete güven ilkesinin zedeleneceği tartışmasızdır. Hal böyle olunca, mahkemece davanın esasına girilerek toplanacak delillerin sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davanın usulden reddine karar verilmesi isabetsiz, davacıların temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, 15.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.