Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2013/3241 E. 2013/4039 K. 18.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/3241
KARAR NO : 2013/4039
KARAR TARİHİ : 18.04.2013

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ


DAVA TÜRÜ : TESCİL
KANUN YOLU : TEMYİZ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Davacı …, kadastro sırasında tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle adına 24.11.1976 tarihinde tespit ve 28.04.1977 tarihinde tescil edilen 2005 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün tescil harici (dere yatağı) bırakıldığını öne sürerek ve sözü edilen bölümün adına tescili istemiyle 29.05.2008 tarihinde dava açmıştır. Yargılama sırasında … ve arkadaşları tapu kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davaya katılmışlardır. Mahkemece vefat eden … mirasçıları davaya dahil edilerek yapılan yargılama sonunda açılan davaların reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar … mirasçıları vekili ve müdahil davacılar … ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece niza konusu taşınmaz bölümlerinin dere yatağı olduğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de yapılan keşif, uygulama ve toplanan deliller hüküm kurmaya yeterli değildir. Davacı … ve iştirakçilerinin açtığı dava, kadastro sonrası kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı tescil davası, müdahil davacılar … ve arkadaşlarının davası ise kadastro öncesi tapu kaydına dayalı tescil davasıdır. Bilindiği üzere ve kural olarak; kadastro sırasında tescil harici bırakılan yerin TMK.nun 713/1. maddesi uyarınca tescili isteğine ilişkin davalarda TMK.nun 713/3. maddesi uyarınca Hazine ile ilgili kamu tüzel kişiliğine husumet yöneltilmesi gerekmektedir. Somut olayda ise; TMK.nun 713/3. fıkrası gereğince dava yasal hasım durumunda bulunan Umudum Köyü Tüzel Kişiliği’ne yöneltilerek taraf teşkili sağlanmadan hüküm kurulmuştur. Ayrıca, niza konusu edilen taşınmaz bölümü ya da bölümlerinin neresi olduğu duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmemiş, müdahil davacıların dayandığı tapu kaydı uygulanmamış ve tescil harici bırakılan yerin dere yatağı olup olmadığının belirlenmesi uzman bilirkişi raporu ile mümkün olduğu halde fen bilirkişisi raporu ile yetinilerek yöntemince nitelik araştırması yapılmamış ve hava fotoğraflarından yararlanılmamıştır. Bir arazinin kullanım süresi ve niteliğini en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarıdır. Hava fotoğraflarının kadastro tespitinden önceki yıllara ait en az iki ayrı zamana ilişkin olması gerekir. Bu konuda sağlıklı bir yargıya ulaşmak için davacıların davası yönünden dava tarihinden geriye doğru 20-25 yıl öncesine ait (1983-1988 yılları arası); müdahil davacıların davası yönünden ise kadastro tespit tarihinden geriye doğru 20 – 25 yıl
./…

2013/3241-4039 S/2

öncesine ait (1951-1956 yılları arası) en az iki farklı tarihe ait stereoskopik hava fotoğraflarının getirtilmesi ve bu fotoğrafların stereoskopla üç boyutlu olarak incelenmesi gerekir. Ayrıca, stereoskopik çift hava fotoğrafı, bir stereoskop altında incelendiğinde, arazinin üç boyutlu görüleceği, niza konusu taşınmaz bölümlerinin sınırlarının belirlenebileceği ve bu amaçla ekilemeyen bakir alanların net bir biçimde tespitinin yapılabileceği görülecektir. Ne var ki, yukarıda açıklandığı üzere mahkemece hava fotoğraflarından yararlanma yoluna gidilmemiştir. O halde mahkemece sağlıklı bir sonuca varılması için; öncelikle niza konusu bölümlerin bulunduğu Umudum Köyü Tüzel Kişiliği’nin davaya dahil edilmesi sağlanmalı, bu yolla taraf koşulu sağlandıktan sonra yasal hasım olan Köy Tüzel Kişiliği’nden davaya karşı savunma ve delilleri sorulup saptanmalı, bundan sonra niza konusu taşınmaz bölümlerine komşu parsellere ait tapu kayıtları ile kadastro tutanakları ve varsa dayanak belgeleri ve müdahil davacılara ait 12.12.1961 tarih ve 48 sayılı tapu kaydı tüm tedavülleri ile Tapu Müdürlüğü’nden getirtilerek mahkemece niza konusu bölümler başında yerel bilirkişi, tanıklar ve refakate alınacak ziraat mühendisi, kadastro fen elemanı, jeoloji mühendisi, jeodezi ve fotoğrametri mühendisinden oluşacak uzman bilirkişi kurulu marifetiyle yeniden keşif yapılmalı, davacı ve müdahil davacılara ayrı ayrı dava ve müdahil dava dilekçeleri açıklattırılarak davalarının 12.10.2012 tarihli rapor ve eki haritada (A) ve (C) harfleri ile gösterilerin bölümlerden hangisi ya da hangilerine yönelik olduğu açıklığa kavuşturulmalı, müdahil davacıların dayandığı 11.12.1961 tarih ve 48 sayılı tapu kaydı yerel bilirkişi aracılığı ile uygulanmalı, sınırları yerel bilirkişi ve tanıklara okunup, kaydın 1165 parsel sayılı taşınmaza revizyon gördüğü de dikkate alınarak sınırları itibariyle revizyon gördüğü taşınmaza mı yoksa niza konusu fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölüme mi uyduğu belirlenmeli, tapu kaydının bir taşınmaz ya da taşınmaz bölümüne revizyon görmüş olmasının kapsamının revizyon gördüğü taşınmaz bölümü olduğu anlamına gelmeyebileceği göz önünde tutulmalı, davacıların davası yönünden ve müdahil davacıların tapu kaydının niza konusu ettikleri bölümün bir kısmını ya da tamamını kapsamadığının anlaşılması halinde müdahil davacıların davası yönünden; yerel bilirkişi ve tanıklardan niza konusu taşınmaz bölümlerinin davacı tarafın davasında kadastro öncesi niteliği, müdahil davacıların davasında ise kadastrodan sonra dava tarihine kadar niteliği, tarımsal amaçlı zilyetliğin hangi tarihte başladığı hususları ile kazanmayı sağlayan zilyetlik koşulları, komşu parsellere ait kayıtlar da göz önünde bulundurularak sorulmalı, beyanlar arasında çelişki bulunması halinde HMK’nun 261. maddesi gereğince giderilmesine çalışılmalı, uzman bilirkişiler kurulundan az yukarıda izah edilen özelliklere uygun temin edilen hava fotoğrafları getirtilip stereoskop aletiyle açıklamalar doğrultusunda inceleme yaptırılarak niza konusu bölümlerin niteliği ve tarımsal amaçlı olarak ne zaman kullanılmaya başlandığının belirlenmesine çalışılmalı, HUMK’nun 366 ve …nun 290/2. maddeleri uyarınca yakın plan ve panoramik fotoğraflar konunun uzmanı ve atanacak bilirkişi aracılığıyla çektirilip mahkemece onaylandıktan sonra dosya arasına konulmalı, tanık ve yerel bilirkişi sözleri ilmi esaslara göre hazırlanan bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, gerektiğinde TMK 713/4-5 maddeleri gereğince ilan yapılmalı, bundan sonra toplanacak deliller sonucunda karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup davacılar ve müdahil davacıların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA; peşin alınan harcın istek halin de ilgililere iadesine, 18.04.2013 gününde oy birliği ile karar verildi.