Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2013/3661 E. 2013/3700 K. 15.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/3661
KARAR NO : 2013/3700
KARAR TARİHİ : 15.04.2013

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVACILARA : … VS.
DAVALILAR : HAZİNE, …
DAVA TÜRÜ : TESCİL
KANUN YOLU : TEMYİZ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Kadastro çalışmaları sonucunda dava konusu taşınmaz yol vasfı ile tescil harici bırakılmıştır. Davacı … ve müşterekleri, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava konusu taşınmazın adlarına tespit gören 183 ada 2 parsel sayılı taşınmazla bir bütün olduğunu ileri sürerek adlarına tescili istemiyle dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne ve fen bilirkişilerinin 12.05.2012 tarihli raporlarına ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 59,05 m2’lik bölümün 183 adada son parsel numarası verilerek eşit paylar ile davacılar adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın tarım arazisi niteliğinde bulunduğu, kamu yararına tahsis edilen, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan veya yasalar gereğince devlete intikal eden yerlerle ilgisinin olmadığı, davacı lehine zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Dava konusu taşınmaz yol vasfı nedeniyle tespit dışı bırakılmıştır. Davacı, imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği hukuki nedenlerine dayanarak tescil isteğinde bulunmuştur. Tescil dışı bırakılan bir yerin emek ve masraf sarfı suretiyle imar-ihya işlemlerinin tamamlanarak tarıma elverişli hale getirilmesini müteakip, kazanmayı sağlayacak zilyetlik süresinin geçmesi suretiyle 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 ve 17. maddeleri hükümlerine göre kazanılması mümkündür. Bir arazinin kullanım süresi ile niteliğini ve üzerindeki imar-ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihi en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarıdır. Hava fotoğraflarının en az iki ayrı zamana ilişkin olması gerekir. Bu konuda sağlıklı bir yargıya ulaşmak için dava tarihinden geriye doğru 20- 30 yıl öncesine ait (1985, 1990 ve 1995 yılları) stereoskopik hava fotoğraflarının dosya arasına konulması ve bu fotoğrafların stereoskopla incelenmesi gerekir. Stereoskopik çift hava fotoğrafı, bir stereoskop altında incelendiğinde arazinin üç boyutlu görülmesi, taşınmazın çekim tarihindeki sınırlarının ve niteliğinin belirlenebilmesi, bu yolla ekilemeyen alanların net bir biçimde tespitinin yapılabilmesi mümkündür. Mahkemece uyuşmazlığın çözüme kavuşturulabilmesi için gerekli bulunan hava fotoğraflarından yararlanılmamıştır. Diğer yandan yapılan keşifte zilyetlik tanıkları dinlenilmemiş, 3 kişilik zirai bilirkişi kurulundan taşınmazın niteliği ile ilgili rapor aldırılmamış, taşınmazın öncesi yönünden
./…
2013/3661-3700 SH.2

gerektiğinde tespit bilirkişilerin beyanına başvurulması gereği düşünülmemiş, taşınmazın tüm yönlerinden çektirilecek fotoğraflar üzerinde taşınmazın davaya konu bölümü işaretlettirilmemiş, keşif sırasında alınan beyanlar hava fotoğrafları ile denetlenmemiştir. Hal böyle olunca, öncelikle dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgeye ait dava tarihinden 20 yıl öncesine ait birbirine yakın iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları Harita Genel Komutanlığından tarihleri açıkça yazılmak suretiyle istenilerek dosya arasına konulmalıdır. Bundan sonra, jeodezi veya fotogrametri uzmanı harita mühendisi bilirkişiden belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aletiyle yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda inceleme yaptırılarak, çekişme konusu taşınmazın konumu hava fotoğraflarında gösterilmeli, dava konusu taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin, ekonomik amaca uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesine çalışılmalı, zilyetlik tanıkları ve mahalli bilirkişilere taşınmazın niteliği öncesinin kamu malı ve genel yol niteliğinde olup olmadığına ve taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğe ilişkin beyanları bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporuyla denetlenmeli, taşınmazın tüm yönlerinden çektirilecek fotoğraflar üzerinde taşınmazın davaya konu bölümü işaretlettirilmeli, daha sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek komşu taşınmazların kadastro tespitlerinin yapıldığı tarihe dek taşınmaz bölümü üzerinde davacı yarına edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 15.04.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.