YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/3679
KARAR NO : 2013/4125
KARAR TARİHİ : 22.04.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVACILAR : …, …
…
DAVA TÜRÜ : TESCİL
KANUN YOLU : TEMYİZ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında Mızrak Köyü çalışma alanında bulunan 45 parsel sayılı 9840,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, vergi kaydı satış ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 4/8 hisse … …, 2/8 hisse …, 1/8 hisse …, 1/8 hisse … adına olmak üzere tespit ve tescil edilmiştir. Davacılar … ve … vergi kaydı, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, 45 parsel sayılı taşınmazı çevreleyen ve tespit harici bırakılan taşınmazın yaklaşık 100.000 metrekarelik bölümünün adlarına eşit hisselerle tescili istemiyle Kadastro Mahkemesinde dava açmışlardır. Kadastro Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne ve uzman fen bilirkişisinin raporunda belirtildiği şekilde 330.000 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın davacılar adına müştereken tesciline dair verilen karar “dava konusu taşınmaz hakkında tutanak düzenlenmediğinden 3402 sayılı Yasa’nın 26. maddesi gereğince Mahkemece görevsizlik kararı verilmesi” gereğine değinilerek bozulmuştur. Yargıtay bozma ilamına uyularak Kadastro Mahkemesince verilen görevsizlik kararı üzerine Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama sırasında davacılar taleplerini dava konusu taşınmazın 300.000 metrekare yüzölçümündeki kısmının adlarına tescili istemi olarak ıslah etmişler, mahkemece davanın kabulüne ve 45 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün uzman fen bilirkişisinin raporunda belirtildiği şekilde 300.000 metrekare yüzölçümüyle davacılar adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın davacı tarafın dayandığı 102 tahrir numaralı vergi kaydı kapsamında kaldığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiştir. Ne var ki, davacılardan …, taşınmazın kendisine miras bırakanı …’den intikal ettiğini bildirerek taşınmazın 1/2 payının adına tescilini talep ettiği halde miras bırakan …’in nufus kaydı getirtilerek başka mirasçısı olup olmadığı araştırılmamış, varsa ne sebeple kendi adına tescil isteminde bulunduğu davacıya açıklattırılarak TMK’nun 701 ve 640. maddesi hükümleri göz önünde tutularak davasının dinlenme imkanı olup olmadığı üzerinde durulmamış, davaya konu tescil harici bırakılan ve uzman fen bilirkişisinin raporunda (A) harfi ile işaretlenen taşınmazın, ne sebeple tescil harici bırakıldığı tespit edilmemiş, dayanılan vergi kaydı yöntemince uygulanmamış, çekişmeli taşınmaz çevresindeki taşınmazları gösteren hava fotoğraflarından yararlanılarak taşınmazın niteliği, üzerinde kim tarafından, ne zamandır, ne sıfatla ve ne şekilde zilyetlik sürdürüldüğü hususları üzerinde durulmamış, davacılar davanın niteliği gereği TMK’nun 713/4 ve 5. fıkraları gereğince keşif sonucu elde edilen bilirkişi rapor ve krokisine göre gerekli yerel ve gazete ilanlarının yapılması, ilanın yapıldığı gazete ile ilan tutanaklarının dosya arasına konulması ve yasal 3 aylık sürenin dolmasının beklenilmesi ilkesine riayet edilmemiş olması nedeniyle yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Eksik
./….
2013/3679-4125 S/2
inceleme ile hüküm verilemez. Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle, davacı …’nın iddiası dikkate alınarak miras bırakan …’in başka mirasçısı olup olmadığı ve davacının hangi sebeple adına tescil talebinde bulunduğu tespit edilmeli, miras bırakan …’in terekesinin halen elbirliği halinde mülkiyet hükümlerine tabi olduğunun saptanması halinde, davacı …’nın taşınmazın kendi adına tescili istemi ile açtığı davanın dinlenemeyeceği göz önüne alınmalıdır. Taşınmazın muris …’e ait olduğu belirtilen payının bağış, satış, miras payının devri ya da taksim suretiyle davacı …’ya geçtiğinin belirlenmesi halinde mahallinde tarafsız, yöreyi iyi bilen ve 1957 yılını bilebilecek durumda elverdiğince yaşlı kişiler arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, tarafların aynı yöntemle tespit edip bildirecekleri tanıklar ve ziraat mühendisi bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı; keşifte yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime ve nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ve ne şekilde kullanıldığı hususlarında olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, davacı tarafın dayandığı 102 tahrir numaralı vergi kaydının kadastro sırasında revizyon görüp görmediği araştırılmalı, varsa kaydın revizyon gördüğü parsellere ait tutanak örnekleri ile komşu 40, 41, 42 ve 116 sayılı parsellerin tutanak örnekleri ve dayanakları kayıtlar getirtilmeli vergi kaydının sınırları tek tek okunup mahalli bilirkişilerce zeminde tek tek gösterilmesi istenmeli, kayıt değişebilir sınırlı olması nedeniyle miktarı ile geçerli olduğundan bilirkişilerin gösteremediği hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanarak kaydın kapsamı doğu sınırında okunan ve fen bilirkişi raporunda da doğuda taşınmazdan uzakta işaretlenen Ayı deresinden başlanmak suretiyle miktarı ile tespit edilmeli, vergi kaydının mülkiyet belgesi olmaması ve zilyetlikle birleşmeyen vergi kaydının hukuken hüküm ifade etmeyeceği göz önüne alınarak Harita Genel Komutanlığı’ndan kadastro tespitinin yapıldığı, 1957 yılı ve sonraki tarihlere özellikle dava tarihinden geriye doğru 20-30 yıl öncesine ilişkin stereoskopik hava fotoğrafları getirtilmeli, jeodezi veya fotogrametri uzmanı harita mühendisi bilirkişi ile ziraat mühendisi bilirkişinin katılımı ile çekişme konusu taşınmazın kadastro paftasındaki konumu bilgisayar programı aracılığıyla hava fotoğraflarına aktarılmalı, bu yerin tespit tarihindeki durumu ile dava tarihinden 20 yıl önceki ve hali hazırdaki niteliği, imar-ihyaya konu olup olmadığı, arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığı hususları ile vergi kaydı kapsamını gösterir rapor ve infaza elverişli harita hazırlattırılmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri de, bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporuyla denetlenmeli, vergi kaydı kapsamı dışında kalan bölümler yönünden tespit tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre her bir parça taşınmazda her bir davacının en fazla 100 dönüm miktarındaki taşınmazı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile edinebileceği göz önünde bulundurmalı, TMK’nun 713/4. maddesinde öngörülen ilanlar yaptırılmalı, bu şekilde toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek karar verilmelidir. Mahkemece bu yönlerin gözardı edilmesi isabetsiz olduğu gibi dava dilekçesinde açıkça 45 sayılı parselin dava konusu olmadığı vurgulandığı, davanın tescil harici yere ilişkin olması nedeniyle kadastro mahkemesince görevsizlik kararı verildiği halde hükümde 45 sayılı parselle ilgili karar verilmesi ve fen bilirkişi … tarafından düzenlenen 17.06.2005 tarihli raporda dava konusu bölümün yüzölçümü 320.160 metrekare olarak gösterildiği halde 330.000 m2 yüzölçümü ile taşınmazın davacılar …, … ve … adına; gerekçeli kararda ise ifraz haritası düzenlettirilmemiş olduğu halde 300.000 m2’lik bölümün (isim belirtilmeden) davacı adına talep gibi tesciline denmek suretiyle çelişki yaratılması da isabetsiz olup, Hazine temsilcisinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 22.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
…