Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2013/4628 E. 2013/5086 K. 08.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/4628
KARAR NO : 2013/5086
KARAR TARİHİ : 08.05.2013

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kullanım kadastrosu sırasında Gümüşsuyu Mahallesi çalışma alanında bulunan 1840 ada 5 parsel sayılı 560,20 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, beyanlar hanesinde 6831 sayılı Yasa’nın 2/B maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkarıldığı ve 25 yıldan beri davalı Ahmet oğlu … tarafından kullanıldığı, 1840 ada 12 parsel sayılı 297,58 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise beyanlar hanesinde 6831 sayılı Yasa’nın 2/B maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkarıldığı ve 25 yıldan beri davalı …, kızı … tarafından kullanıldığı belirtilmek suretiyle bahçe niteliği ile davalı Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı …, lehine zilyetlik şerhi verilen dava dışı 1840 ada 6 parsel sayılı taşınmazın yüzölçüm miktarının 178,46 metrekare, kullandığı taşınmaz miktarının ise 449,42 metrekare olduğunu, mevcut eksikliğin davalı parsellere dahil edildiğini, bir kısmının da Hazine adına tespit edildiğini ileri sürerek bu bölümlere yönelik dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 1840 ada 5 parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesinde 15/01/2013 tarihli uzman bilirkişi rapor ve eki haritada (A) harfi ile kırmızı renkle gösterilen 118,12 metrekare yüzölçümündeki, 1840 ada 12 parsel sayılı taşınmazın (B) harfi ile yeşil renkle gösterilen 49,47 metrekare yüzölçümündeki ve (D) harfi ile turuncu renkle gösterilen 18,72 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz bölümlerinin davacı …’ın, 1840 ada 5 parsel sayılı taşınmazın geriye kalan 442,09 metrekare yüzölçümündeki bölümünün davalı …’ın, 1840 ada 12 parsel sayılı taşınmazın geriye kalan 229,39 metrekare yüzölçümündeki bölümünün ise davalı …’in kullanımında olduğu belirtilmek suretiyle davalı Hazine adına tapuya şerhine karar verilmiş; hüküm, davacı … Atman vekili, davalı Hazine vekili, davalı … vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece teknik bilirkişi tarafından düzenlenen 15.01.2013 tarihli rapor ve eki haritada (C) harfi ile mavi renkle gösterilen 23,49 m2 ve (E) harfi ile pembe renkle gösterilen 61,16 m2 yüzölçümündeki bölümlerin yol olarak kullanıldığı krokide çekişmeli 1840 ada 5 parsel sayılı taşınmazın (A) harfi ile kırmızı renkle gösterilen 118.12 m2 yüzölçümündeki bölümü ile 1840 ada 12 parsel sayılı taşınmazın (B) harfi ile yeşil renkle gösterilen 49.47 m2 ve (D) harfi ile turuncu renkle gösterilen 18.72 m2 yüzölçümündeki bölümlerinin davacıya ait olduğu kabul edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Dava, kullanım kadastrosuna itiraz niteliğinde olup davacı …, zilyedi olduğu taşınmazın yüzölçümü 450 m2 olduğu halde lehine zilyetlik şerhi verilen 840 ada 6 sayılı parselin 178,46 metrekare olarak ölçüldüğünü ileri sürerek eksikliğin davalılar adına şerh verilen ve tespit edilen yerlerden tamamlanması istemi ile dava açmış, keşif sırasında ise teknik bilirkişi tarafından düzenlenen 15.01.2013 tarihli rapor ve eki haritada (A), (B), (C), (D) ve (E) harfleri ile gösterilen bölümler üzerinde lehine zilyetlik şerhi verilmesini istemiştir. Kadastro Yasa’sında, kullanım kadastrosuna ilişkin tespitin kesinleşmesinden sonra, tespitten önceki hukuki sebebe dayanarak dava açılamayacağına ilişkin bir düzenleme olmayıp; dava, kadastro tespitinin kesinleşmesinden itibaren 3402 sayılı Kanun’un 12/3. maddesinde öngörülen sürede açılmış olduğuna göre Hazinenin bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak 3402 sayılı Yasa’ya 5831 sayılı Yasa ile eklenen Ek-4. maddede, bu maddeye göre yapılacak kadastro sırasında fiili kullanım durumunun esas alınacağı, taşınmazların kim veya kimlerin ne zamandan beri kullanımında olduğunun beyanlar hanesinde gösterileceği belirtilmiş olduğu halde Mahkemece niza konusu bölümlerin kim ya da kimlerin ne zamandan beri ne suretle kullanımında bulundukları tereddüde yer bırakmayacak şekilde belirlenmemiştir. Tapu kaydına karşı zilyet olduğu iddiası ile dava açan davacının, iddia ettiği bölümlerde ne suretle fiili kullanımı olduğunu kanıtlaması zorunludur. Davacı tanığı …, davalı …, davalı tanığı … keşifteki beyanlarında 12 sayılı parselle 6 sayılı parsel arasındaki duvarın davacı tarafından yapıldığını beyan etmişler, davacı da halen mevcut duvarın 2006 yılında kendisi tarafından yapıldığını doğrulamıştır. Böyle olduğu halde duvarın dışında kalan 12 sayılı parselin (D) harfi ile işaretlenen bölümünde ve aynı taşınmazın (B), 5 parsel sayılı taşınmazın ise (A) harfi ile işaretlenen bölümlerinde davacının fiili kullanımının ne zamandan beri ve ne şekilde sürdürüldüğü açıkça sorulup, saptanmamıştır. Öte yandan tutanak düzenlenmeyerek yol olarak bırakılan yer hakkında beyanlar hanesine şerh verilebilecek tapu kaydı olmadığı gibi, taşınmazın maliki Hazine tarafından tescil istemi ile dava açılmadığı ve davacının Hazine adına tescil isteminde bulunma yetkisi bulunmadığı göz önüne alındığında kadastro sırasında yol olarak bırakılan (C) ve (E) harfleri ile gösterilen bölümler yönünden davacının tescil istemi ile dava açmakta hukuki yararı bulunmamakta ise de; bu bölümlerin fiili kullanımının ne şekilde olduğu kadastro tespiti sırasındaki kullanım şeklinin yol olup olmadığı belirlenerek yol olmayıp, fiilen davacı tarafından kullanıldığının belirlenmesi halinde bu fiili durumun tespitine karar verilebileceği göz önüne alındığında, bu bölümler yönünden yapılan araştırmanın da yeterli olduğundan söz edilemez. O halde doğru sonuca ulaşabilmek için, Mahkemece usulünce belirlenecek yerel bilirkişi ve tanıklarla birlikte mahallinde yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan temyize konu bölümlerin kim ya da kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı hususlarında olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, 1840 ada 5 parsel sayılı taşınmaz ile bu parsel içinde (A) harfi ile gösterilen bölüm arasında tel örgü ya da duvar gibi bir sınır olup olmadığı varsa bu sınırın kim tarafından meydana getirildiği açıklığa kavuşturulmalı, davacının delil olarak sunduğu, kendisi tarafından düzenlettirildiği anlaşılan krokide 1840 ada 5 ve 6 parsel sayılı taşınmazların ortak sınırında gösterilen duvarın zeminde mevcut olup olmadığı, varsa bu duvarın kim tarafından ne zaman yapıldığı araştırılmalı, (C) ve (E) harfi ile gösterilen bölümlerin kullanım kadastrosu sırasında fiilen yol olup olmadığı, değilse davacının kullanımı olup olmadığı, fiili kullanımın ne şekilde olduğu belirlenmeli, beyanlar arasında aykırılık bulunması halinde çelişki giderilmeye çalışılmalı, teknik bilirkişiden de keşfi izlemeye elverişli, denetime olanak
veren gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte incelenerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar gözetilmeden karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi kabule göre de taşınmazın zilyetleri lehine şerh verilmekle yetinilmek gerekirken, mülkiyeti Hazineye ait olan “taşınmazın Hazine adına tapuya şerhine” şeklinde karar verilerek infazda tereddüt yaratılması dahi isabetsiz olup, davacı …’ın (C) ve (E) harfleri ile gösterilen bölümlere, davalı …’in 1840 ada 12 parsel sayılı taşınmazın (B) ve (D) harfleri ile gösterilen bölümlerine ve davalı …’ın 1850 ada 5 parsel sayılı taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümüne yönelik temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden şahıslara iadesine, 08.05.2013 gününde oy birliği ile karar verildi.