Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2013/5087 E. 2013/6041 K. 31.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/5087
KARAR NO : 2013/6041
KARAR TARİHİ : 31.05.2013

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TESCİL

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı, Köyü çalışma alanında bulunan 250 parsel sayılı taşınmazın güneyinde kalan ve tespit harici bırakılan taşınmaz bölümünün adına tescili istemi ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, 12.11.2012 tarihli bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 16.684 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın davacı … adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölüm üzerinde davacı lehine tescil şartlarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir. Dava, TMK’nun 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 ve 17. maddelerine dayalı tescil isteğine ilişkindir. Dava konusu taşınmaz, 1972 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında, 766 sayılı Yasa’nın 2. maddesi gereği tapulama harici bırakılan yerlerdendir. Davacı, imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedenlerine dayanarak tescil isteğinde bulunmuştur. Böyle bir yerin emek ve masraf sarfı suretiyle imar-ihya işlemlerinin tamamlanarak tarıma elverişli hale getirilmesini müteakip, kazanmayı sağlayacak zilyetlik süresinin geçmesi suretiyle 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 ve 17. maddeleri hükümlerine göre kazanılması mümkündür. Bu tür uyuşmazlıkların çözümü için objektif bilimsel ve teknik verilerden yararlanılmalıdır. Ne var ki; mahkemece uyuşmazlığın çözüme kavuşturulabilmesi için dava tarihinden en az 20 yıl öncesine ait hava ve uydu fotoğraflarından yararlanılmamış; Tapu Sicil Müdürlüğünden fen bilirkişisi tarafından düzenlenen haritanın bir örneği eklenerek çekişmeli taşınmaz hakkında çifte tapu oluşmasının önüne geçilmesi için başkaca dava açılıp açılmadığı sorulmamış, komşu parsel tutanakları varsa dayanak belgeleri ile birlikte tam olarak getirtilmemiş, jeolog bilirkişisi raporunda çekişmeli taşınmaz içinden iki adet kuru dere geçtiğinden bahsedildiği halde fen bilirkişisi raporunda dereler işaretlettirilmemiş, harita ve fen bilirkişileri raporunda 2001 yılı hava fotoğraflarında çekişmeli taşınmazın sürülü olmadığı belirtilmesine rağmen bu husus üzerinde durulmamış, sürülü olmadığının ne anlama geldiği taşınmazın sınırlarının belli olup olmadığı bilirkişilerden sorulmamıştır. Eksik inceleme ve araştırmaya dayanılarak hüküm verilemez. Hal böyle olunca, öncelikle, tapu müdürlüğünden fen bilirkişisi tarafından düzenlenen haritanın bir örneği eklenerek çekişmeli taşınmaz hakkında çifte tapu oluşmasının önüne geçilmesi için başkaca dava açılıp açılmadığı sorulmalı, komşu 201, 250, 251 ve 254 sayılı parseltutanakları varsa dayanak belgeleri ile birlikte getirtilmeli, dava tarihinden 20-25 yıl öncesi zaman dilimi içerisinde farklı tarihlere ait en az 3 ( 1985-1990-2000-2005 gibi ) hava fotoğrafı bu hava fotoğrafları kullanılarak üretilmiş memleket haritaları ile temin edilebilen en eski ve yeni tarihli uydu fotoğrafları istenilerek dosya arasına konulmalıdır. Bundan sonra, 3 ziraat mühendisi, 1 jeolog bilirkişi ile 1 jeodezi, fotogrametri uzmanı ya da harita mühendisinden oluşacak bilirkişi heyetinin katılımı ile yapılacak keşifte, hava ve uydu fotoğrafları bilirkişilere bilimsel yöntemlerle (hava fotoğrafı ve memleketi haritası ile kadastro paftası ölçeği harita çizim programları aracılığıyla eşitlenerek çekişmeli taşınmazın konumunun çevre parsellerle birlikte harita üzerinde gösterilmesi, hava fotoğrafları ile kadastro paftası çakıştırılıp stereoskop aletiyle incelenmesi) inceleme yaptırılarak; çekişme konusu taşınmazın imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığının ve ne zaman tamamlandığının, arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesine çalışılmalı, taşınmaz içinden geçen dereler teknik bilirkişi raporunda işaretlettirilmeli, derelerin zilyetlikle iktisap edilemeyeceği düşünülmeli, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri de bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporuyla denetlenmeli, bundan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, keşif sırasında belirlenen dava değerine göre peşin harç ikmal ettirilmeden davaya devam edilmesi dahi isabetsiz olup, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 31.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.