YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/5284
KARAR NO : 2013/6616
KARAR TARİHİ : 12.06.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı … vekili, … Köyü çalışma alanında bulunan ve kadastro sonucu tespit harici bırakılan taşınmaz hakkında, belediye imar planı içerisinde kaldığını ve arsa vasfında olduğunu, Hazine dışında üçüncü kişiler adına tescilinin mümkün olmadığını ileri sürerek, Hazine adına tescil istemiyle dava açmıştır. Yargılama sırasında … mirasçıları olan …, …, …, …, …, …, …, …, … … ve … intikal, tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davaya katılmışlardır. Mahkemece verilen önceki tarihli hükmün Yargıtay 1. Hukuk Dairesi tarafından “kısa karara çelişkili olarak gerekçeli karar yazılmasının doğru olmadığı” belirtilerek bozulması üzerine, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda “açılan davanın Altındağ Belediye Tüzel Kişiliği yönünden esastan, … yönünden ise husumet yokluğundan reddine” karar verilmiş; hüküm, davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, kadastro çalışmaları sırasında dava konusu taşınmazın Altınçağ Köyü çalışma alanında belirlendiği anlaşıldığından davalı Kuzucu Belediye Başkanlığı yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiği; çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olarak tespit ve tescil harici bırakıldığı, Altınçağ Belediyesi tarafından yapılan imar uygulaması sırasında 1994 yılında imar planı içerisine alınarak minibüs terminali olarak tahsis edildiği, tüm dosya kapsamına göre Hazine adına tescili gerektiği yönünde herhangi bir delil sunulamadığı, davanın Hazine yönünden de reddi gerektiği gerekçesiyle yazılı biçimde hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma ve incelemenin hükme yeterli ve elverişli olduğu söylenemez. Bilindiği üzere; 3194 sayılı Yasanın 11. maddesi, imar planlarında umumi hizmetlere ayrılan yerlerin Belediye veya Özel İdareye terki ile ilgili düzenleme getirmiştir. 3194 sayılı Kanun’un değişiklikten önceki 11/son maddesi aynen “Hazırlanan imar planı içindeki kadastral yollar, meydanlar ile meralar imar planının onayı ile bu vasıflarını kendiliğinden kaybederek onaylanmış imar planı kararı ile getirilen kullanma amacına konu ve tabi olurlar” hükmü öngörülmüş olup, anılan yasal düzenlemedeki “mera” tabiri 1998 tarihinde yürürlüğe giren 4342 sayılı Mera Kanunu’nun 35.maddesi ile hüküm fıkrasından çıkarılarak yasal düzenleme değişikliğe tabi tutulmuştur.
Öte yandan, 2644 sayılı Tapu Kanunu’nun 21. maddesi hükmü uyarınca, kapanmış olan yolların mülkiyetinin içinde yer aldığı tüzel kişiye ait olacağında kuşku bulunmadığı gibi, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 17. maddesi hükmünde de aynı düzenlemeye yer verilmiştir. Diğer taraftan, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 16. maddesinin (A) fıkrasıyla hizmet mallarının, (B) fıkrasıyla kamu orta mallarının, (C) fıkrasıyla da devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazların hangi hukuki statüye tabi olacağı ve haklarında ne gibi bir karar verilmesi gerektiği duraksamaya yer bırakmayacak şekilde açıkça saptanmıştır. Yine, 775 sayılı Yasa 30.07.1966 tarihinde yürürlüğe girmiştir ve 3. maddesi ile “bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, Hazinenin, Özel İdarelerin ve Vakıflar İdaresi dışındaki katma bütçeli dairelerin mülkiyetindeki arazi ve arsalardan veya devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden, belediye sınırları içinde olanlar ve 6785 sayılı Kanunun 47 nci maddesine dayanılarak tespit edilen mücavir sahalarda bulunanlar, bu kanunda belirtilen amaçlarda kullanılmak üzere, bedelsiz olarak ilgili belediyelerin mülkiyetine geçer” şeklinde düzenleme getirilmiş olup, 775 sayılı Yasanın 3. maddesi 19/07/2003 tarihinde 4916 sayılı yasa ile yürürlükten kaldırılmış ise de, bu tarihe kadar olan süreç içerisinde tarafları yararına doğmuş olan usuli kazanılmış hak ilkesinin gözetilmesi gerekeceği de kuşkusuzdur. O halde, anılan yasal düzenlemeler gözetilerek çekişme konusu ve fen bilirkişilerin krokisinde (A) ve (B) harfleriyle gösterilen alanların niteliği, hangi tarihte hangi Belediyenin imar planı kapsamına alındıkları ve imar planındaki konumlarının kuşkuya yer bırakmayacak biçimde belirlenmesi, imar planlarının ve kadastral paftanın çakıştırılmış krokilerinin temin edilmesi, anılan taşınmazların 775 sayılı Yasa’nın 3.maddesi uyarınca mülkiyetinin belediyeye intikali öngörülen taşınmazlardan olup olmadığının açıklığa kavuşturulması, toplanan ve toplanacak olan deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik soruşturmayla yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Davacı Hazinenin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 12.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.