YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6215
KARAR NO : 2013/6419
KARAR TARİHİ : 10.06.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucunda … Köyü sınırları dahilinde bulunan 110 ada 170 parsel sayılı 1984,72 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz koruma ve sit alanı içerisinde kalması nedeniyle Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı …, hibe ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın adına tescili istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve çekişmeli parselin davalı adına mevcut tapu kaydının iptali ile, davacı … adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı dava dilekçesinde, taşınmazın öncesinin babasına ait iken 30 yıl önce kendisine bağışlandığını ve kendisinin zilyet olduğunu ileri sürerek dava açmıştır. Dosya kapsamı ile dava dilekçesindeki bilgilere göre, davacının babasının ölü olduğu anlaşılmaktadır. Davacı tarafından, ölümden sonra taksim yapıldığı iddiası ileri sürülmediğine göre murisin terekesinin TMK’nın 701 ve 702. maddeleri gereğince elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olduğu kuşkusuzdur. Elbirliği mülkiyetine tabi taşınmazlar üzerinde mirasçıların belirlenmiş payları olmayıp, herbirinin payı taşınmazın tamamı üzerinde söz konusudur. TMK’nın 702. maddesi gereğince tasarrufi işlemlerde oybirliği aranır. Dava da bir tasarrufi işlem olup, kural olarak üçüncü kişilere karşı tüm mirasçıların birlikte dava açmaları gerekir. Ancak davacı, bağış olgusuna dayanarak dava açtığına göre bağışlamanın varlığını bir başka ifade ile taşınmazın terekeye dahil olmadığını kanıtlamak zorundadır. Her ne kadar keşifte dinlenilen yerel bilirkişi ve tanıklar taşınmaz üzerinde davacı ve babasının 20 yılı aşkın süre ile zilyet olduğunu haber vermişlerse de taşınmazın davacıya nasıl intikal ettiği konusundaki bilgileri sorulmamıştır. Hal böyle olunca mahallinde yeniden keşif yapılarak, önceden dinlenen tanıklar ve gerektiğinde davacı tarafın tanık listesinde bulunup da dinlenilmeyen tanıkların da beyanlarına başvurularak, muristen gelen taşınmazın paylaşım, satış veya bağış yoluyla davacıya geçip geçmediği araştırılmalı, bağışlamanın varlığının kanıtlanamaması halinde terekeye dahil taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin mirasçılık sıfatına dayanması nedeniyle bir veya birkaç mirasçının tek başına üçüncü kişilere karşı dava açma ehliyeti bulunmadığı göz önüne alınmalı, bağışlamanın kanıtlanması halinde ise bundan sonra davanın esasına ilişkin tüm deliller değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece, bu husus göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre şimdilik diğer hususların incelenmesine yer olmadığına, 10.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.