Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2013/6574 E. 2013/7268 K. 25.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6574
KARAR NO : 2013/7268
KARAR TARİHİ : 25.06.2013

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
3402 sayılı Yasa’ya 5831 sayılı Yasa ile eklenen Ek 4. madde kapsamında 6831 sayılı Yasa’nın 2/B maddesi gereğince yapılan kullanım kadastrosu sırasında … Köyü çalışma alanında bulunan 31 ada 184 ve 201 parsel sayılı 20.943,64 ve 8595,95 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, beyanlar hanesine 6831 sayılı Yasa’nın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, taşınmaz ve üzerindeki bahçenin … oğlu …’in kullanımında olduğu şerhi verilerek; 31 ada 188 ve 194 parsel sayılı 3581,77 ve 6504,59 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, beyanlar hanesine 6831 sayılı Yasa’nın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, taşınmaz ve üzerindeki bahçenin … oğlu …’in kullanımında olduğu şerhi verilerek, tarla niteliği ile davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı …, miras yoluyla gelen hakka dayanarak, beyanlar hanesine miras payı oranında kendi adına zilyetlik şerhi verilmesi istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine, çekişmeli 31 ada 184, 188, 194 ve 201 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece; taşınmazlarda davacı tarafın zilyetliğinin bulunmadığı ve davalıların kullanımında olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. 5831 sayılı Yasa ile 3402 sayılı Yasaya eklenen Ek 4. maddesinde, “bu madde gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerle ilgili kadastro tespiti sırasında, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle Hazine adına tescil edileceği düzenlenmiş” olup, anılan bu düzenleme mahallinde yapılan keşifte yerel bilirkişi, tespit bilirkişi ve taraf tanıklarından bir kısmının, taşınmazların öncesinin tarafların ortak murisi …’nin fiili kullanımında bulunduğu; bir kısmının ise, taşınmazların öncesini bilmedikleri ve 25-35 yıldır davalıların fiili kullanımında olduğu şeklinde çelişkili beyanlarda bulunulduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece yukarıda içeriği özetlenen beyanlardaki çelişki giderilmeye çalışılmadığı gibi, çekişmeli taşınmazların tarafların müşterek murisi …’den kalıp kalmadığı, fiili kullanımın tereke adına mı, kullanıcıların kendi adına mı sürdürüldüğü de araştırılmamıştır.
O halde doğru sonuca ulaşılabilmesi için, çekişmeli taşınmazlar hakkında bilgisi bulunan üç kişilik yerel bilirkişi ve yöntemince belirlenecek taraf tanıkları ile yeniden keşif yapılarak, 3402 sayılı Yasa’ya 5831 sayılı Yasa ile eklenen Ek 4. maddesi uyarınca yerel bilirkişi ve tanıklara, belirlenen çekişmeli taşınmazların, fiilen hangi tarihten beri kim veya kimler tarafından kullanıldığı, kullanımın ne şekilde sürdürüldüğü etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beyanların çelişkili olması halinde çelişkinin giderilmesine çalışılmalı ve taşınmazların …’den kalıp kalmadığı belirlenmeli, bu hususta ispat yükünün davacı tarafta olduğu göz önünde bulundurulmalı, taşınmazın öncesinin müşterek muris …’ye ait olduğunun saptanması halinde, terekesi taksim edilmediği sürece, mirasçılardan biri ya da bir kaçı tarafından sürdürülen fiili kullanımın, tereke adına olduğunu kabul etmenin zorunlu olduğu, bu durumun aksinin yani terekenin taksim edildiğinin yahut çekişmeli taşınmazların murisin sağlığında kendilerine satış, hibe ve benzeri şekilde zilyetliğinin devredildiğinin davalı taraflarca kanıtlanması gerekeceği dikkate alınmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yön göz ardı edilerek yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, davacı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, 25.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.